Otizm: 1970'te 10 binde 1 iken bugün 33 çocuktan 1 — Erken tanı ve eğitim önem kazanıyor

Diyarbakır Memorial'dan İbrahim Zeyrek: Otizm prevalansı arttı; erken tanı, özel eğitim ve aile desteği kritik önem taşıyor.

Yayın Tarihi: 02.04.2026 09:36
Güncelleme Tarihi: 02.04.2026 09:46

Otizm: 1970'te 10 binde 1 iken bugün 33 çocuktan 1 — Erken tanı ve eğitim önem kazanıyor

Otizm prevalansında belirgin artış, erken tanı ve eğitimin önemi

Diyarbakır Memorial Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı İbrahim Zeyrek, 2 Nisan ‘Dünya Otizm Farkındalık Günü’ kapsamında yaptığı açıklamada otizm oranlarındaki artışı değerlendirdi. Zeyrek, geçmiş dönemde daha nadir görülen otizmin günümüzde çok daha sık teşhis edildiğini vurguladı.

Prevalans ve artışın boyutu

Zeyrek'in aktardığına göre otizm, 1970’li yıllarda 10 binde bir görülürken günümüzde 33 çocuktan birinde tespit ediliyor. 2000’li yıllara göre ise yaklaşık yüzde 400 artış olduğuna dikkat çekiliyor. Ayrıca otizmin erkek çocuklarda kızlara oranla 3 ila 5 kat daha fazla görüldüğü bildirildi.

Otizmin çekirdek belirtileri

Zeyrek, otizmin nörogelişimsel bir bozukluk olduğunu belirterek, sosyal iletişimde ve karşılıklı etkileşimde yetersizliklerin (A belirtisi) tanıda merkezde olduğunu aktardı. A belirtisine ek olarak, sınırlı ilgi alanları, tekrarlayıcı davranışlar ve duyusal farklılıkların (B belirtileri) bulunmasının gerektiğini söyledi. B belirtilerinden en az iki tanesinin varlığı aranmaktadır; küçük çocuklarda bazı belirtiler her zaman açıkça gözlemlenmeyebilir.

Örnek davranışlar arasında konuşma gecikmesi, sosyal temas eksikliği, ismine dönmeme, göz teması kuramama, işaret edilen yere bakamama ve iletişim kurmada güçlük; stereotipik hareketler olarak ise kanat çırpma, alkış yapma, kendi etrafında dönme, parmak ucunda yürüme ve ekolali (kelime tekrarları) sayılmaktadır.

Tanı süreci: DSM-5 kriterleri ve erken teşhis

Tanının DSM-5 kriterlerine göre konulduğunu söyleyen Zeyrek, eskiden 3 yaşından önce tanı konulamayacağına dair bir yanlış inanış olduğunu, oysa 3 yaşından önce teşhis konulabileceğini belirtti. Erken tanının önemini vurgulayarak 0-6 yaşın beyin gelişimi açısından kritik bir dönem olduğunu; özellikle 2–5 yaş civarında beyin gelişiminde budanma süreçlerinin yaşandığını ve kullanılmayan nöron bağlantılarının kaybolduğunu ifade etti.

Risk faktörleri ve artışın nedenlerine dair notlar

Zeyrek, vaka sayısındaki artışta farkındalığın yükselmesinin de etkili olduğunu, 2 Nisan gibi farkındalık çalışmaları sayesinde ailelerin bilincinin arttığını belirtti. Risk faktörleri arasında ileri baba yaşı ile birlikte genetik ve çevresel etkileşimler (epigenetik süreçler) öne çıkmaktadır.

Ekran kullanımı, tedavi ve ailelerin rolü

Zeyrek, ekran kullanımının otizme doğrudan neden olduğunun kesin olarak söylenemeyeceğini, ancak yoğun ekran maruziyetinin mevcut otizm belirtilerinin şiddetini artırabileceğini bildirdi. Ailelerin tanı almaktan kaçınma veya geciktirme eğilimlerinin, eğitime başlama sürecini uzatıp elde edilecek faydayı azaltabileceğine dikkat çekti.

Otizmi tamamen ortadan kaldıran bir ilaç tedavisi bulunmadığını belirten Zeyrek, eşlik eden dikkat eksikliği, hiperaktivite, uyku bozukluğu, agresyon, kaygı ve depresyon gibi durumlar için ilaç tedavisi uygulanabildiğini söyledi. Ancak en etkin yaklaşımın özel eğitim olduğu; tanı konulduğu anda vakit kaybetmeden özel eğitime başlanması ve ailelerin evde aktif, destekleyici rol üstlenmesinin kritik önem taşıdığı vurgulandı. Tanı sürecindeki inkarın hızla aşılması ve eğitime odaklanmanın çocuğun gelişimi açısından belirleyici olacağı ifade edildi.

Sonuç: İbrahim Zeyrek'e göre artan prevalans ve farkındalık, erken tanı ve yoğun özel eğitimle çocukların gelişiminde kayda değer ilerlemeler sağlanabileceğini göstermektedir.

UZMANLAR, 1970’Lİ YILLARDA 10 BİNDE DE BİR GÖRÜLEN OTİZM HASTALIĞININ, GÜNÜMÜZDE 33 ÇOCUKTAN...

UZMANLAR, 1970’Lİ YILLARDA 10 BİNDE DE BİR GÖRÜLEN OTİZM HASTALIĞININ, GÜNÜMÜZDE 33 ÇOCUKTAN BİRİNDE GÖRÜLMEKTE OLDUĞUNU VE OTİZMİN, ERKEK ÇOCUKLARDA KIZLARA ORANLA 3 İLA 5 KAT DAHA FAZLA GÖRÜLDÜĞÜNÜ AKTARDI.

UZMANLAR, 1970’Lİ YILLARDA 10 BİNDE DE BİR GÖRÜLEN OTİZM HASTALIĞININ, GÜNÜMÜZDE 33 ÇOCUKTAN...

Yazar
EDİTÖR

Fatma Öztürk

Merhaba, ben Fatma Öztürk. 26 yaşındayım, İzmir. aksiyon.com.tr Gündem için yerel yönetimler ve şehir haberlerini takip ediyorum. Benim önceliğim insan hikayeleri ve toplumsal sorunlar. Vatandaşın sesini duyurmayı seviyorum, empati yeteneğimin yüksek olduğunu söylerler.