Okul döneminde enfeksiyon artışı: salgın değil, önlem zamanı

Okulların açılmasıyla çocuklarda enfeksiyon artışı görülebilir; Prof. Dr. Nafiz Koçak bunun tek başına salgın olmadığını, havalandırma ve hijyenin önemini vurguladı.

Yayın Tarihi: 24.09.2026 10:28
Güncelleme Tarihi: 24.09.2026 10:28

Okul döneminde enfeksiyon artışı: salgın değil, önlem zamanı

okullar açılınca enfeksiyonlarda artış görülmesi şaşırtıcı değil:

Medicana Çamlıca Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nafiz Koçak, okulların açılmasıyla birlikte çocuklarda boğaz ağrısı, ateş, öksürük, kusma, ishal ve döküntü gibi şikâyetlerde artış gözlenmesinin beklenen bir durum olduğunu söyledi. Prof. Dr. Koçak, bu artışın tek başına yeni bir salgın anlamına gelmediğini; salgın değerlendirmesi için epidemiyolojik veriler ve sürveyans sonuçlarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Uzman, çocukların uzun süreli ve yakın temasta bulunduğu sınıf, servis, oyun alanı ve ortak kullanım alanlarının bulaş için uygun zemin oluşturduğunu, bu yüzden okul dönemlerinde farklı solunum yolu ve gastrointestinal ajanların aynı anda dolaşımda olmasının olası olduğunu ifade etti.

okul ortamı, havalandırma ve karbondioksit düzeyleri:

Prof. Dr. Koçak, özellikle havalandırması yetersiz ve kalabalık kapalı ortamlarda solunum yoluyla bulaşan virüslerin yayılma riskinin arttığını vurguladı. TOBB İklimlendirme Meclisi’nin İstanbul, Ankara, İzmir ve Erzurum’da yaptığı ölçümlerde sınıflardaki CO2 seviyelerinin 5 bin ppme kadar çıktığının tespit edildiğini hatırlatan Koçak, kabul edilebilir seviyenin 750-1000 ppm olduğunu söyledi.

Koçak ayrıca CO2 seviyesinin 1000 ppm’in üzerinde olmasının karar verme performansını orta derecede azalttığını, 2 bin 500 ppm’in üzerinin ise yüksek derecede düşürmeye yol açtığını belirterek, bu ortamların hem öğrenmeyi olumsuz etkilediğini hem de yakın mesafe nedeniyle çocukların karşılarındaki kişinin üst solunum yolu mikrobiyotasına maruz kalarak daha fazla enfeksiyon etkeni ile karşılaşmalarına neden olduğunu ifade etti.

Bu nedenle Koçak, sınıfların teneffüslerde düzenli olarak havalandırılmasını ve ortak alanların mümkün olduğunca iyi havalandırılmasını önerdi. Ayrıca el hijyeni ve hasta belirtileri gösteren çocukların diğerlerinden uzak tutulmasının bulaşın azaltılması açısından önem taşıdığını vurguladı.

el-ayak-ağız hastalığı ve sık görülen tablolar:

Son dönemde özellikle küçük yaştaki çocuklarda dikkat çeken hastalıklardan birinin el-ayak-ağız hastalığı olduğunu belirten Prof. Dr. Koçak, bunun enterovirüslerin neden olduğu ve çocukluk çağında sık görülen bir enfeksiyon olduğunu söyledi. Hastalık genellikle ateş, halsizlik, iştahsızlık ve boğaz ağrısıyla başlayıp, ağız içi ağrılı yaralar ve el-ayak-döküntüleri ile seyredebilir; fakat her çocukta hastalığın isimlendirmesine uygun tüm bulgular görülmeyebilir.

Koçak, bu hastalığın yaz sonu ve sonbahar başında artış gösterebildiğini, kreş ve okullar gibi yakın temasın yoğun olduğu ortamlarda daha kolay yayıldığını belirtti ve bu mevsimsel dağılımın olağandışı olmadığını ifade etti.

belirti tek başına etiyoloji göstermez: ne zaman hekime başvurmalı:

Uzman, boğaz ağrısı, kusma veya halsizlik gibi tek bir işaretten yola çıkarak etkenin belirlenemeyeceğini söyledi. Soğuk algınlığı birden fazla solunum yolu virüsünün, influenza ise özellikle kış aylarında öne çıktığını; çocuklarda influenza sırasında bulantı, kusma ve ishal gibi gastrointestinal belirtilerin yetişkinlere göre daha sık görülebildiğini aktardı.

Prof. Dr. Koçak, ateşin yüksek veya uzun sürmesi, çocuğun genel durumunun bozulması veya sıvı alamama gibi durumlarda hekime başvurulması gerektiğini belirtti. Ayrıca boğaz ağrısının her zaman streptokok veya grip anlamına gelmediğini; viral üst solunum yolu enfeksiyonlarından gastroenteritlere, streptokok kaynaklı boğaz enfeksiyonlarına kadar farklı tabloların benzer başlangıç belirtileri gösterebileceğini hatırlattı.

veliler için pratik önlemler ve okul politikaları:

Koçak, ailelerin yanı sıra okul yönetimlerinin de yaklaşımının enfeksiyon kontrolünde belirleyici olduğunu söyledi. Ateş, belirgin halsizlik, aktif kusma veya ishal, yoğun öksürük ya da bulaşıcı hastalığa işaret eden döküntü durumlarında çocuğun diğerleriyle yakın temasının sınırlandırılması gerektiğini vurguladı.

El-ayak-ağız hastalığında bulaşın yakın temas, tükürük, solunum salgıları, dışkı ve döküntü sıvıları ile olabildiğini belirten Koçak, el yıkama, ortak eşyaların temizliği ve hasta ile yakın temasın azaltılmasının önemine dikkat çekti. Çocuğun okula gönderilip gönderilmeyeceğinin sadece ateş kriterine göre değil; genel durum, bulaştırıcılık dönemi ve okulun sağlık politikaları göz önünde bulundurularak karar verilmesi gerektiğini söyledi.

Son olarak Prof. Dr. Koçak, paniğe kapılmaktan kaçınılmasını, ancak bulaş zincirini kıracak doğru alışkanlıkların günlük yaşama yerleştirilmesinin gerektiğini; hasta çocuğun dinlenmesi, gerektiğinde hekim değerlendirmesi ve bulaşıcı olduğu dönemde temasının azaltılmasının hem bireysel hem de okul topluluğu sağlığı açısından önemli olduğunu belirtti.

ENFEKSİYON HASTALIKLARI UZMANI PROF. DR. NAFİZ KOÇAK

ENFEKSİYON HASTALIKLARI UZMANI PROF. DR. NAFİZ KOÇAK

Yazar
EDİTÖR

Mehmet Yılmaz

Ben Mehmet Yılmaz, 28 yaşındayım. İstanbul'dayım. aksiyon.com.tr Gündem ekibinin hırslı araştırmacı gazetecisiyim. Masa başında durmayı sevmem; sahada, meclis koridorlarında, siyasi kulislerde gerçeklerin peşindeyim. İdealist biriyim ve işimi ciddiyetle yaparım.