Borçka'da ahşap evlerin kültürel dönüşümü
Artvin'in Borçka ilçesinde yürütülen bir koruma projesi, yıkılmaya yüz tutmuş veya kaderine terk edilmiş ahşap evleri ve serenderleri bulunduğu yerden özenle söküp, aslına uygun biçimde restore ederek yeniden yaşama kazandırıyor. Projenin amacı yalnızca binaların onarılması değil; bölgenin hafızasını oluşturan hikâyelerin, ustalığın ve geleneklerin de korunması olacak şekilde tasarlandı.
restorasyon ve taşıma süreci:
Eski yapıların yerinden sökülmesi aşamasında ahşap elemanlara zarar verilmemesi için geleneksel teknikler kullanılıyor. Taşınan parçalar atölyede titizlikle yeniden düzenleniyor ve orijinal detaylara sadık kalınarak monte ediliyor. İşletme sahibi Hikmet Akçelik, projenin amacının sadece fiziksel bir yapı kurtarmak olmadığını; her bir evin taşıdığı yaşam öykülerini, el sanatlarını ve mimari bilgiyi gelecek kuşaklara aktarmak olduğunu vurguluyor.
şair odaları ve konaklama deneyimi:
Restore edilen köy evleri turizme kazandırılarak konaklama amaçlı hizmet veriyor. Her evin ve odanın adı, Türk edebiyatında iz bırakmış şairlerin isimleriyle anılıyor. Ahmed Arif, Atilla İlhan, Sebahattin Ali, Nazım Hikmet, Cemal Süreyya, Yusuf Hayaloğlu gibi isimler verilen odalar, şairlerin sevdiği renk ve atmosferler gözetilerek dizayn ediliyor; böylece misafirler sadece bir konaklama hizmeti almakla kalmıyor, o kültürün içindeymiş gibi bir deneyim yaşıyor.
Bu odalar, ailelerin yanı sıra yazı yazmak ve üretmek isteyen yazarlar tarafından da tercih ediliyor. Bölgedeki doğa ve mimari dokunun birleşimi, ziyaretçilere Karadeniz'in ve Artvin'in; sınırda yer alan Gürcistan ekosisteminin ruhunu hissettiren bir ortam sunuyor. Proje, hem yerel mirası koruyor hem de kültürel turizme özgün bir katkı sağlıyor.
Sonuç olarak, Borçka'daki girişim; ahşap ustalığı, sözlü gelenekler ve edebiyatın izlerini bir araya getirerek tarihi yapıları sadece fiziksel olarak değil, anlam ve hafıza açısından da geleceğe taşımayı hedefliyor.
ARTVİN’İN BORÇKA İLÇESİNDE HAYATA GEÇİRİLEN ÖRNEK PROJE YALNIZCA TARİHİ EVLERİ DEĞİL, KARADENİZ’İN KÜLTÜREL HAFIZASINI DA GELECEĞE TAŞIMAYI AMAÇLIYOR.