81 yaşında tuvalin başında
Zonguldak merkeze bağlı Alancık köyünde yaşayan 81 yaşındaki Ermiş, uzun yıllar sonra yöneldiği resimle evinin duvarlarını bir sanat arşivine dönüştürdü. Hayatının dönüm noktalarından biri olan eşinin vefatından sonra dört çocuğunu büyüten ve beş torun sahibi olan Ermiş, resme formal bir eğitim almadan, izleyerek ve deneyerek başladı.
resme başlangıç ve sergiler:
Resim yapma serüvenini anlatırken Ermiş, televizyon programlarından ve izlediklerinden çok şey öğrendiğini söylüyor. TRT 2'de yayımlanan Bob Ross programlarını izledikten sonra teknikleri ve kompozisyonları denemeye başlamış. Kırtasiyeden aldığı malzemelerle ilk dönemlerde yaptığı çalışmalar sonucunda toplam 44 tablo ürettiğini ve 2006 yılında bir sergi açtığını aktarıyor.
Bir dönemin şehir merkezindeki pazarda resim satın almaya çalıştığı anısını da paylaşan Ermiş, o satıcıyı bulamayınca kendi yapacağına karar verdiğini, bu kararla resme daha fazla vakit ayırdığını söylüyor. Evinde biriktirdiği eser sayısı zaman içinde büyüdü; bugün evinde kayıtlı olan yaklaşık 80 tablo bulunuyor ve bu tablolardan bazıları 15-17 Eylül tarihlerinde açılacak sergide yer alacak.
günlük yaşam, ilham kaynakları ve pratik:
Ermiş, yılın bir bölümünü köyde geçirdiğini, kışları şehir çarşısında vakit geçirip yazları bahçesiyle uğraştığını anlatıyor. Günlük rutininde bahçe işleri, bulmaca çözmek ve resim yapmak ilk sıralarda geliyor. Çalışmalarını çoğunlukla evinin balkonunda sürdürdüğünü; manzara ve eski köy evlerini resmetmeyi özellikle sevdiğini belirtiyor. Geçmişte var olan, bugün sökülmüş eski evleri çizmenin kendisi için bir hobi ve belgeleme biçimi olduğunu vurguluyor.
Komşularının ve çevresindekilerin ilgisi de çalışmalarını motive ediyor. Balkonda resim yaparken komşularının gelip eserleri görüp beğendiğini, kantinden veya yoldan geçenlerin sorular sorduğunu aktarıyor. Ziyaretçilere eserleri gösterirken aldığı tepkiler, sergi hazırlığı ve satış umutları Ermiş'in motivasyonunu artırıyor.
sanatın taşıdığı anlam:
Resim yapmanın kendisi için bir kaçış anlamına geldiğini söyleyen Ermiş, tuval başındayken dünyanın gündelik sorunlarını unutup yalnızca çalıştığı işe odaklandığını anlatıyor. Eşinin ölümü sonrası yaşadığı zorlu dönemde resimle meşgul olmanın zihnini toparlamasında etkili olduğunu belirtiyor. Ayrıca köy yaşamındaki değişime de dikkat çekerek, eskiden komşuluk ve saygının daha yaygın olduğunu, günümüzde televizyon ve telefonların ilişkileri değiştirdiğini düşünüyor.
Ermiş'in anlatımı, formal bir eğitim olmadan, sabır ve gözlemle sanat üretmenin mümkün olduğunu gösteriyor. Kendi deneyimleri, izlediklerini uygulamaya dökmesi ve zamanla artan eser sayısı; hem kişisel bir arşiv hem de köy belleğini yansıtan bir koleksiyon niteliği taşıyor. Etkinlik takviminde yer alan 15-17 Eylül sergisi, Ermiş'in çalışmalarını daha geniş kitlelere ulaştırma fırsatı sunacak.
ŞAHİNDE ERMİŞ (80)