Kültepe kazıları Kayseri’nin eski tarım ve iklim profilini gün yüzüne çıkarıyor
Kültepe-Kaniş-Karum Ören Yeri'nde yürütülen kazılarda elde edilen arkeolojik bulgular, Kayseri tarihini ve bölgenin binlerce yıl önceki çevresel koşullarını yeniden değerlendirmeye zorluyor. Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu yönetimindeki çalışmalar, bölgenin günümüzden farklı bir iklime sahip olduğunu ve tarımsal çeşitliliğin eskiden daha yüksek olduğunu ortaya koyuyor.
Kazı bulguları ve tarımsal kanıtlar
Kazılarda ortaya çıkan veriler, yaklaşık 5 bin yıl önce bölgede zeytin, incir ve enginar gibi bitkilerin yetiştirildiğini; bu ürünlerin özellikle Ege ve diğer farklı coğrafyalara ait olduğu izlenimini verdiğini gösteriyor. Bulgular, zeytinin doğal bir yabani bitki olmaktan ziyade bilinçli olarak yetiştirildiğini işaret ediyor ve bunun o dönemde iklimin daha sıcak ve nemli olduğuna, nem oranının yüksek seyrettiğine ve yeterli su kaynaklarının bulunduğuna dair önemli bir gösterge olduğu yorumlanıyor.
Bölgesel iklim, su kaynakları ve tarım çeşitliliği
Kültepe'nin yer aldığı ova, Kayseri'nin en verimli tarım alanları arasında sayılıyor. Gesi, Koramaz Vadisi ve Yeşilyurt gibi mikro havzalar kendine özgü iklim özellikleri ile tarımsal çeşitliliğe katkı sağlıyor. Prof. Dr. Kulakoğlu, Kapadokya'nın farklı noktalarında benzer iklim izlerinin görüldüğünü, günümüzde dahi Talas ve çevresindeki mikro iklim alanlarında güney Anadolu'ya özgü bazı bitkilerin yetişebildiğini belirtiyor.
Kültepe tabletleri, farklı kalite sınıflarında zeytinyağına dair kayıtlar içeriyor; bu da zeytin üretiminin bölgede ekonomik açıdan önemli olduğunu gösteriyor. Ayrıca kayıtlar ve buluntular, nar ve incir gibi meyvelerin de eski dönemlerde yetiştirildiğini destekliyor. Antik dönemde bölgenin temel tarım ürünleri buğday, arpa ve diğer tahıllarken; şeker pancarı ve ayçiçeği gibi güncel tarım ürünlerinin daha sonraki dönemlerde devreye girdiği vurgulanıyor.
Hayvancılık, avcılık ve beslenme kültürü
Kültepe tabletleriyle desteklenen arkeolojik veriler, keçi, koyun ve sığırın yanı sıra ceylan, geyik ve dağ koyunu gibi av hayvanlarının da bölgede tüketildiğini gösteriyor. Prof. Dr. Kulakoğlu, coğrafyanın büyük ölçüde korunduğunu ve bunun bitki örtüsü, hayvan varlığı ile beslenme kültürünün günümüze uzanan sürekliliğini sağladığını belirtiyor. Bugün tüketilen birçok temel gıdanın geçmişte de bölge nüfusunun beslenmesinde önemli yer tuttuğu ifade ediliyor.
Kayseri’nin endemik bitki zenginliği
Prof. Dr. Kulakoğlu, Kayseri il sınırları içinde 300'den fazla endemik bitkinin bulunduğunu; bazı değerlendirmelerde bu sayının 350'yi aştığının ifade edildiğini aktarıyor. Bölgenin coğrafi konumu, kuzeyde Toroslar'a yakınlığı ve rüzgâr akımları sayesinde doğudan gelen polenlerin batıya taşınması gibi etkenler, bitki çeşitliliğini artıran önemli faktörler olarak gösteriliyor. Bu durum, Orta Anadolu olarak tanımlanan ve genellikle kurak sayılan coğrafyada bile zengin bir botanik çeşitliliğin oluşmasına açıklık getiriyor.
Kültepe kazıları, hem bölgenin uzun süreli insan yerleşimi ve ekonomik ilişkilerine dair yeni veriler sağlıyor hem de tarih boyunca iklim değişikliklerinin tarım ve yaşam kültürleri üzerindeki etkisini somut örneklerle ortaya koyuyor.
KULAKOĞLU; KÜLTEPE KAZILARINDA ELDE EDİLEN ARKEOLOJİK BULGULARIN, KAYSERİ VE ÇEVRESİNİN BİNLERCE YIL ÖNCE GÜNÜMÜZDEN FARKLI İKLİM KOŞULLARINA SAHİP OLDUĞUNU ORTAYA KOYDUĞUNU SÖYLEDİ.