Kariyer ve biyolojik saatin çakıştığı noktada anne olmak

Kadınlarda doğurganlık yaşla kademeli azalıyor; 35 yaş eşiği kesin sınır değil. Risklerin bilinmesi, tarama ve kişiselleştirilmiş planlama önem taşır.

Yayın Tarihi: 14.09.2026 10:41
Güncelleme Tarihi: 14.09.2026 10:41

Kariyer ve biyolojik saatin çakıştığı noktada anne olmak

Kariyer ve biyolojik saatin çakıştığı noktada anne olmak

Kadınların eğitim süresinin uzaması, iş yaşamında artan sorumluluklar ve ekonomik bağımsızlık beklentisi, annelik yaşının ileriye çekilmesine yol açıyor. Medicana Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Latife Nevin Pehlivanlar Dar bu eğilimin giderek yaygınlaştığını; eskiden 20’li yaşların başında anne olunurken, günümüzde 30’lu yaşların ortasında ve 40’lı yaşlarda ilk kez anne olanların sayısının arttığını vurguluyor.

Biyolojik saat ile kariyer planlaması:

Op. Dr. Latife Nevin Pehlivanlar Dar, kariyer hedefleri ile üreme biyolojisi arasında dengeli bir planlamanın önemine dikkat çekiyor. "Çünkü kariyer için birkaç yıl beklemek çoğu zaman mümkünken, kadın üreme sistemi açısından zaman aynı şekilde işlemiyor" diyen hekim, doğurganlığın yaşla birlikte kademeli olarak azaldığını ve bu azalmanın özellikle 35 yaş sonrasında daha belirgin hale geldiğini belirtiyor.

35 yaş eşiği tıpta uzun yıllardır kullanılan bir referans olsa da bunun keskin bir sınır olmadığına işaret ediliyor. Yaş ilerledikçe doğal yolla gebe kalma olasılığı azalırken, düşük ve belirli gebelik komplikasyonlarının görülme ihtimali artıyor. Ancak burada önemli olan mutlak riskin değerlendirilmesidir: bir hastalığın riski yaşla artabilir ama bu, o hastalığın mutlaka görüleceği anlamına gelmez. Örneğin 35 yaşındaki sağlıklı bir kadın ile 40 yaşında, hipertansiyon ve diyabeti bulunan bir kadının risk profilleri aynı değildir. Yaş önemli bir faktördür ancak tek faktör değildir.

Gebelik riskleri ve kromozomal anomaliler:

Anne yaşının ilerlemesiyle bazı kromozomal anomalilerin görülme olasılığı artar. Op. Dr. Pehlivanlar Dar, özellikle trizomi 21 (Down sendromu), trizomi 18 ve trizomi 13 açısından anne yaşının önemli bir risk faktörü olduğunu belirtiyor. Bu artışın nedeni, yumurta hücrelerinde kromozomların doğru ayrılmamasına (nondisjunction) bağlı hataların yaşla birlikte daha sık görülmesidir.

Bununla birlikte, 35 yaşından sonra bebeğin kromozomal anomalili olma ihtimali çok yüksektir türünden kesin ifadelerin doğru olmadığını vurgulayan hekim, yaş ilerledikçe bu anomalilerin görülme olasılığının arttığını ve bu nedenle uygun tarama seçeneklerinin bilinçli şekilde değerlendirilmesi gerektiğini söylüyor.

Günümüzde gebelikte uygulanan tarama yöntemleri arasında ilk trimester ultrasonografik değerlendirme ve biyokimyasal testler yer alıyor; uygun adaylarda cfDNA/NIPT gibi anne kanından yapılan tarama testleri de kullanılabiliyor. Ancak NIPT için "NIPT bir tanı testi değil, tarama testidir." ifadesi önem taşıyor; yüksek riskli bir sonuç çıktığında kesin tanı için koryon villus örneklemesi veya amniyosentez gibi tanısal yöntemlerin değerlendirilmesi gerekir.

40 yaş ve sonrası için planlama ve AMH değerlendirmesi:

35-40 yaş ile 40 yaş üstü gebelikler arasında farklar olduğunu belirten Op. Dr. Pehlivanlar Dar, her iki grupta da sağlıklı gebeliklerin mümkün olduğunu ancak 40 yaş ve sonrasında bazı risklerdeki artışın daha belirgin hale geldiğini vurguluyor. Bu nedenle 40 yaş ve üzerinde gebelik planlayan kadınlarda gebelik öncesi değerlendirme daha ayrıntılı olmalıdır: kan şekeri, tansiyon, tiroid fonksiyonları, kilo, kullanılan ilaçlar, aile öyküsü, önceki gebelikler ve üreme öyküsü birlikte değerlendirilmelidir.

Gelecekte çocuk sahibi olmayı düşünen ancak şu an erteleyen kadınlara yönelik en önemli öneri ise, çocuk sahibi olmaya karar verdikleri günü beklemeden gebelik öncesi danışmanlık almalarıdır. Bu değerlendirme; yaşam tarzı, kronik hastalıklar, ilaç kullanımı ve üreme sağlığına göre bir yol haritası oluşturmayı sağlar.

AMH (Anti-Müllerian Hormon) testi son yıllarda sıkça sorgulanıyor; Op. Dr. Pehlivanlar Dar, AMH’nin yumurtalık rezervi hakkında bilgi verdiğini ancak bunun bir doğurganlık yaşı testi olmadığını belirtiyor. Düşük AMH çocuk sahibi olunamayacağı anlamına gelmez; yüksek AMH de uzun yıllar beklenebileceğini garanti etmez. AMH değeri, kadının yaşı, adet düzeni, ultrason bulguları ve klinik öyküsüyle birlikte yorumlanmalıdır. Yumurta kalitesi ve kromozomal riskler açısından ise yaş daha belirleyici bir faktördür.

Sonuç olarak Op. Dr. Latife Nevin Pehlivanlar Dar’ın mesajı nettir: 40 yaşında anne olmak imkânsız değildir

MEDİCANA SAĞLIK GRUBU KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM UZMANI OP. DR. LATİFE NEVİN PEHLİVANLAR DAR

MEDİCANA SAĞLIK GRUBU KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM UZMANI OP. DR. LATİFE NEVİN PEHLİVANLAR DAR

Yazar
EDİTÖR

Meryem Özdemir

Ben Meryem Özdemir, 24 yaşındayım, Bursa'dan çalışıyorum. aksiyon.com.tr Gündem'deyim ama spesifik olarak eğitim ve sağlık politikalarındaki güncel gelişmelere odaklanıyorum. Öğrenmeye açık, meraklı ve enerjik bir yapım var.