Karadeniz'de gemi güvenliği gözetilmeli: Tahıl Koridoru benzeri deniz anlaşması önerisi

Dr. Sümeyye Uzun, Karadeniz'deki dron saldırılarının ticareti ve mürettebatı riske attığını belirterek Tahıl Koridoru benzeri bir deniz koridoru önerdi.

Yayın Tarihi: 12.08.2026 11:23
Güncelleme Tarihi: 12.08.2026 11:43

Karadeniz'de gemi güvenliği gözetilmeli: Tahıl Koridoru benzeri deniz anlaşması önerisi

Karadeniz'de artan risk ve ekonomik yansımaları:

Ondokuz Mayıs Üniversitesi Araştırma Görevlisi Dr. Sümeyye Uzun, Karadeniz'de ticari gemilere yönelik dron saldırılarının hem bölge ticaretini hem de mürettebat güvenliğini ciddi şekilde tehdit ettiğini söylüyor. Uzun'a göre saldırılar, gemilerde maddi hasara yol açmanın ötesinde sigorta ve navlun maliyetlerini yükselterek sefer iptallerine neden oluyor; bunun sonucunda liman gelirleri, lojistik faaliyetler ve istihdam zarar görüyor.

Özellikle coğrafi konumu nedeniyle Samsun Limanı gibi tesisler hem onarım ve hizmet talebi açısından hareket kazanırken hem de hukuken ve fiilen bir sığınak rolü üstleniyor. Ancak Uzun, limanın bu avantajının Karadeniz'deki can güvenliği riskini veya ticaret hacmindeki kaybı telafi etmeyeceğini vurguluyor.

Samsun ve diğer limanların karşılaştığı sorunlar:

Uzun, Samsun merkezli bazı firmaların filosuna yönelik saldırıların ardından Karadeniz seferlerini durdurduğunu belirterek bunun ticari ve lojistik gelirlerde azalma ve istihdama yansıdığını ifade etti. KOSDER'in değerlendirme raporuna atıf yapan Uzun, denizdeki can kayıplarının bu sorunun firmaların tek başına çözemeyeceği boyutta olduğuna işaret etti ve hukuki, diplomatik ve devlet merkezli çözümlerin gerekliliğini vurguladı.

Alternatif güzergâhların sınırlılıkları:

Karadeniz ticaretinin alternatif kara ve demir yolu rotalarına kaydırılmasının maliyet ve kapasite açısından sorunlar getirdiğini belirten Uzun, Ukrayna ticaretinin Romanya ve Bulgaristan üzerinden, Rusya ile ticaretin ise Gürcistan veya Azerbaycan üzerinden yapılabileceğini not ediyor. Ancak bu koridorların tamamlayıcı nitelikte olduğunu, Karadeniz'in tahıl ve enerji geçişindeki rolü göz önünde bulundurulduğunda tam ikame olamayacaklarını söylüyor.

Romanya-Bulgaristan hattında Tuna Nehri'nin derinlik kısıtları yüksek tonajlı gemilere engel olurken, yüksek tonajlı yüklerin daha küçük gemilere aktarılması hem zaman hem de maliyet yükü getiriyor. Demiryolu hatlarındaki ray açıklığı farklılıkları ve kara yolunun hacim ve yakıt maliyeti dezavantajı da taşımacılığı sınırlıyor. Bu nedenle Balkan ve Kafkasya koridorları yalnızca tamamlayıcı bir rol üstleniyor.

Kimler en çok etkileniyor?:

Uzun, saldırılardan en fazla etkileneceklerin düşük kâr marjıyla faaliyet gösteren firmalar ve yaş meyve-sebze gibi bozulabilir ürün ticareti yapan işletmeler olduğunu belirtiyor. Belirsizlik sürdükçe büyük ölçekli firmaların da üretim, stok ve teslimat planlarını alternatif güzergâhlara kaydırabileceğini ekliyor.

Dış ticaret verileri ve ekonomik risk:

Uzun'un değerlendirmesine göre Karadeniz'deki deniz taşımacılığı riskinin Türkiye'nin Rusya ve Ukrayna ile dış ticaretine olumsuz etkileri şimdiden görülüyor. TÜİK verilerine göre Türkiye'nin iki ülkeye yönelik toplam dış ticaret hacmi 2024'te 58,8 milyar dolar iken 2025'te 55,8 milyar dolara geriledi; bu yaklaşık %5,13 oranında azalma anlamına geliyor. Uzun, artan güvenlik riski çözülmezse daralmanın derinleşeceğini öngörüyor.

Bu gerilemenin yanı sıra Rusya ve Ukrayna'dan ithal edilen tahıl, petrol ve sanayi girdilerindeki aksamaların üretim maliyetlerini yükselterek enflasyon üzerinde ek baskı yaratabileceği uyarısı yapılıyor.

Koridor önerisi ve diplomatik seçenekler:

Dr. Uzun, sorunların içeriği göz önüne alındığında Tahıl Koridoru Anlaşması'na benzer ancak uzun vadeli ve sürdürülebilir deniz koridorlarının diplomasi yoluyla tesis edilmesi gerektiğini savunuyor. Tahıl Koridoru'nun geçerli olduğu 2022 yılında TÜİK verilerine göre Türkiye'nin Ukrayna ve Rusya ile dış ticareti 2021'e göre yaklaşık %79,6 artmıştı; bu örnek, güvenli koridorların ticari hacmi önemli ölçüde etkileyebileceğini gösteriyor.

Uzun ayrıca Türkiye'nin Montrö Sözleşmesi kapsamında boğaz kontrolü ve savunma sanayisindeki güçlenmenin bölgesel jeopolitik etki sağlayabileceğini belirtiyor. Ancak bunun hem maliyetli hem de kırılgan bir süreç olduğunu, insani boyutun da göz önünde bulundurulması gerektiğini vurguluyor: saldırılarda hedef alınan sivil mürettebatın psikolojik travma yaşadığı ve savaş kararında söz hakkı olmayanların en ağır bedeli ödediği hatırlatılıyor.

Sonuç olarak Uzun, saldırıların ticaret ve lojistiğe getirdiği belirsizliğin ortadan kaldırılması için bölgesel iş birliği ve diplomasiyle desteklenen güvenli deniz koridorlarının hayata geçirilmesini öneriyor; aksi halde hem ekonomik hem insani maliyetlerin artması bekleniyor.

SAMSUN’DA ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ (OMÜ) İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ ULUSLARARASI...

SAMSUN’DA ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ (OMÜ) İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ ULUSLARARASI TİCARET VE LOJİSTİK BÖLÜMÜ ULUSLARARASI TİCARET ANABİLİM DALI ARŞ. GÖR. DR. SÜMEYYE UZUN, KARADENİZ’DE TİCARİ GEMİLERE YÖNELİK SALDIRILARIN TÜRKİYE’NİN DIŞ TİCARETİ VE ÖZELLİKLE SAMSUN GİBİ LİMAN KENTLERİNİN EKONOMİSİ ÜZERİNDEKİ OLASI ETKİLERİNİ DEĞERLENDİRDİ.

Yazar
EDİTÖR

Esra Şimşek

Ben Esra Şimşek, 27 yaşındayım, İstanbul. aksiyon.com.tr Finans kategorisinde makro ekonomi ve bankacılık sektörünü analiz ediyorum. Hasan'ın aksine ben daha ciddi, kurumsal ve tamamen verilere dayalı bir yazı stiline sahibim. Piyasa analizleri benim işim.