12 Eylül'ün hafızada bıraktığı sarsıcı anılar
Türkiye siyasi tarihine kara bir leke olarak geçen 12 Eylül 1980 askeri darbesinin izleri, aradan 46 yıl geçmesine rağmen mağdurların hafızasında tazeliğini koruyor. Sivas’ta yaşayan 65 yaşındaki Hürriyet Gül, darbe döneminde 19 yaşında cezaevine girdiğini, 28 yaşında çıktığını ve üç farklı cezaevinde yaşadığı ağır fiziki ile psikolojik işkenceleri anlattı.
cezaevinde sistematik işkence biçimleri:
Gül, tutuklandığı dönemde neredeyse her gün yeniden yakalanmış gibi ağır muamele gördüklerini belirterek, cezaevlerinde uygulanan işkencelerin yaygınlığını aktardı. Mamak Cezaevinin C5 bölümü ile Malatya Cezaevinde yoğun işkence gördüğünü söylerken, Antep Cezaevinde nispeten daha az uygulama olduğunu ifade etti. Gördükleri yöntemler arasında falaka, askıya alma (anlatılanlarda "Filistin askısı" olarak belirtilen yöntem), elektrik verme ve sigara söndürme gibi fiziki işkenceler vardı.
Gül, işkencelerin sadece bedeni hedef almadığını, psikolojik yöntemlerle de insan onurunun zedelendiğini vurguladı. Askeri ve kolluk görevlilerinin, işkence sırasında mahkûmlara yönelik sözleri ve inanç üzerinden yapılan aşağılamalar mağdurların belleğinde derin izler bıraktı. Kendi bedeninde halen işkence izleri bulunduğunu anlattı.
teslim olmaya zorlanma ve aileye yönelik tehditler:
Cezaevinden kaçmayı başardığını söyleyen Gül, dönüp teslim olması için eşinin gözaltına alındığını ve eğer kendisi teslim olmazsa eşine tecavüzle tehdit edileceğinin söylendiğini aktardı. O dönemde babasının çağrısı üzerine teslim olduğunu belirtti; bu anlatıda bir yüzbaşının eşini rehin aldığı ve babasına "Oğlun gelmezse namus ayaklar altına girer" dediği iddiası yer aldı.
Gül'ün sözleri, bireysel mağduriyeti toplumsal ve siyasi bir çerçeveye de oturtuyor. Kendi kuşağının yaşadığı baskıyı "Kara Eylül" olarak adlandıran Gül, toplumun kutuplaştırıldığını, sağ-sol çatışmasının darbenin altyapısını hazırladığını savundu. Bu dönemdeki baskının amaçlarından birinin toplumu parçalamak olduğunu düşündüğünü ifade etti.
mağduriyetin ardından siyasi bakış ve güncel değerlendirme:
Gül, dönemin liderlerinden Başbuğ Alparslan Türkeş'in gençlik içinde yeşerten fikirlerin daha sonra baskıyla karşılaştığını söyleyerek, ezilenlerin daha da güçlenip çoğaldığını dile getirdi. 1983-1984 yıllarında Turgut Özal'ın iktidara gelmesiyle bazı uygulamaların sona erdiğini ve tek tip elbise gibi zorunlulukların kaldırıldığını belirtti.
Ayrıca Gül, emperyalist güçlerin Türkiye üzerindeki etkisinin devam ettiğini düşündüğünü söyleyerek, bu algısını son dönemde ortaya çıkan FETÖ kalkışması ile ilişkilendirdi. Kürtlere yönelik yaklaşımında ise kardeşlik vurgusu yaparken, eylemde bulunmuş ve şiddet uygulamış kişilere karşı sert durduklarını aktardı.
Hürriyet Gül'ün anlatısı, 12 Eylül'ün bireysel ve toplumsal travmasını canlı tuttuğunu, mağdurların yaşadıklarının hem kişisel hem de siyasal hafızada kalıcı etkileri olduğunu gösteriyor. Anıları, yıllar sonra bile hakikat arayışının ve belleğin önemine dair güçlü bir tanıklık sunuyor.
HÜRRİYET GÜL