Neyle başlayan çocukluk hayali atölyeye dönüştü:
Yunus Uray, çocukluk hayalini gerçeğe dönüştürmüş bir ney ustası. 1997 yılından beri ney üfleyen Uray, 2014'te ney yapımına başlayarak çalgıyı yalnızca çalan değil, aynı zamanda üreten bir zanaatkâr haline geldi. Atölyesini, meraklıları ve öğrencileri için bir akademiye çeviren usta, burada hem çalma hem de yapım tekniklerini aktarıyor. Öğrencilerin ve meraklıların hafta sonları özellikle cumartesi günleri geldiği atölye, sürekli ney seslerinin duyulduğu bir öğrenme ortamı sunuyor.
Atölye ortamının önemi:
Uray, ney yapımının kitap bilgisiyle ya da kısa kurslarla kazanılamayacağını; işin özünde atölyede geçirilen zamanın, uygulamanın ve usta-çırak ilişkilerinin bulunduğunu vurguluyor. Atölyenin ‘‘tozunu toprağını süpürüp kamış tozlarının arasında nefes almak’’ gibi bir süreç olduğunu söyleyen Uray, bunun mesleki bir eğitimden çok pratik deneyimle kazandığı bir ustalık olduğunu belirtiyor.
Fabrikasyon değil, el emeğiyle üretilen ney:
Uray, ney üretiminin bir fabrikasyon işi olamayacağını, her kamışın farklı çap ve et kalınlığına sahip olduğunu anlatarak ifade ediyor: "Bu iş ne kadar akademik çalgı yapımcılığı olsa da, atölyede öğrenilmeden olmaz." Her ney için gereken zamanın değiştiğini, bazı neylerin 5-7 saatte; bazılarının ise bir hafta veya daha fazla zamanda tamamlanabildiğini söylüyor. Bu nedenle atölyesinden çıkan ney sayısının yılda minimum 150-200 arasında değiştiğini aktarıyor.
Uray ayrıca, ney yapabilmek için iyi bir üfleyici olunmasının şart olduğunu vurguluyor; çünkü ney sabit akortlu bir enstrüman ve doğru karar veren bir ustanın tecrübesi gerekiyor. Sadece akort cihazına güvenerek yapılabilecek bir iş olmadığını, düzgün bir ney edinmek için işi bilenlerden yardım alınması gerektiğini belirtiyor.
Binlerce yıllık enstrüman, gelecek kuşaklara aktarılıyor:
Uray, ney enstrümanının yaklaşık 10-12 bin yıllık bir geçmişi olduğunu, hatta Mısır tabletlerinde benzer örneklerinin görüldüğünü hatırlatıyor. Bugün kullandıkları kamışı "kargı kamışı" yani tatlı su kamışı olarak tanımlayan usta, bu köklü geleneği geleneksel yöntemlerle geleceğe taşımaya çalışıyor.
Uray, kendi deneyimini anlatırken yıllarca başkalarına "ben ney yapıyorum" diyemediğini, çünkü başlangıçta sadece delik delmekten öteye gidemediğini itiraf ediyor: "2 delik delmek ney yapmak değildir". Son olarak, işin devamı için ümidini koruyor; bu geleneğin meslek olarak değil, kusursuz bir üretim anlayışıyla yaşatılması gerektiğini, böylece üretimin talep göreceğini ve sürdürülebilir olacağını ifade ediyor.
ÇOCUKLUĞUNDAN İTİBAREN NEYZEN OLMAYI VE İLERLEYEN YAŞLARINDA NEY YAPMAYI HEDEFLEYEN YUNUS URAY, BU HAYALİNE ERKEN YAŞLARDA KAVUŞTU.