Kalbi korumanın üç anahtarı: kontrol, beslenme, hareket

Dr. Sefa Okar, 40 yaş ve üzerindekilere tansiyon, kan şekeri ve kolesterol kontrolü, sağlıklı beslenme ve düzenli hareketle kalbi koruma çağrısı yaptı.

Yayın Tarihi: 03.11.2026 10:18
Güncelleme Tarihi: 03.11.2026 10:18

Kalbi korumanın üç anahtarı: kontrol, beslenme, hareket

Kalp sağlığında önleyici adımlar

Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi Dr. Sefa Okar, kalp ve damar hastalıklarının Türkiye için halen birincil halk sağlığı sorunu olduğunu vurguluyor. TÜİK verilerine göre ölümlerin %34,7'si kalp ve damar hastalıklarına bağlanıyor; bu oran yılda yaklaşık 170 bin, günde yaklaşık 470 kişinin yaşamını yitirmesi anlamına geliyor. Okar, hastalık ortaya çıkmadan önce risklerin belirlenmesi ve koruyucu hekimlik uygulamalarının hayata geçirilmesinin kritik olduğunu belirtiyor.

Risk taraması ve düzenli kontrol önemlidir:

Okar, ailesinde kalp krizi, damar tıkanıklığı veya inme öyküsü olanların düzenli sağlık kontrollerinden geçmesi gerektiğini söylüyor. Ayrıca şikâyeti veya aile öyküsü olmayan bireylerin de 40 yaşından itibaren tansiyon, kan şekeri ve kolesterol değerlerini ölçtürmesini öneriyor. Sağlık Bakanlığı bünyesindeki Sağlıklı Hayat Merkezleri ile e-Nabız üzerinden yapılan kardiyovasküler risk değerlendirmelerinin kişisel risk profilini anlamada yardımcı olacağına dikkat çekiyor.

Beslenme ve fiziksel aktivitenin rolü:

Toplumun yaklaşık beşte birinin obezite sınırında olduğunu belirten Okar, fiziksel aktivite yetersizliğinin yaygınlığına işaret ediyor. Erkeklerin %83'ü, kadınların ise %90'ı önerilen düzeyde hareket etmiyor. Yerel beslenme alışkanlıklarına atıf yaparak Çukurova Bölgesi'ndeki kebap, hamur işi ve yağlı yiyecek tüketiminin risk oluşturabileceğini, bununla birlikte porsiyon kontrolü, sebze ve meyve tüketiminin artırılması ve doymuş yağ ile işlenmiş gıdalardan kaçınılmasının önemini vurguluyor.

Okar, haftada dört-beş gün düzenli aerobik egzersiz yapılmasını öneriyor ve uzun süre hareketsiz kalan kişilerin ani yoğun sportif aktivitelere yönelmemesi gerektiğini belirtiyor. Özellikle 40 yaş üzerindeki erkeklerin sıkça katıldığı halı saha maçları konusunda uyarıda bulunarak, hafta boyu egzersiz yapmayanların tek seferde yüksek tempolu maçlara çıkmasının nabız ve kan basıncını hızla yükseltebileceğini, altta yatan kalp hastalığı olanlarda ciddi sonuçlara yol açabileceğini ifade ediyor.

Okar'ın sözleriyle, beslenmeyi düzenlemek, sigaradan uzak durmak, kilo kontrolü ve düzenli fiziksel aktivite kalbi korumada temel adımlar olarak öne çıkıyor.

İlaçlar ve takviyeler konusundaki uyarılar:

Protein tozları ve diğer gıda takviyelerinin bilinçsiz kullanımının kalp ve böbrek sağlığı açısından risk oluşturabileceğini belirten Okar, içeriği net olmayan ürünlerin kullanımından sonra çarpıntı ve böbrek fonksiyonlarında bozulma şikâyetleriyle başvuran hastalar gördüklerini aktarıyor. Bu nedenle takviye ürünlerin hekim değerlendirmesi olmadan kullanılmaması gerektiğini vurguluyor.

Kolesterol ilaçlarına yönelik toplumdaki yanlış inanışlara da dikkat çeken Okar, özellikle kalp krizi veya inme açısından yüksek risk taşıyan hastaların tedavilerini kendi kararıyla bırakmamalarını istiyor. Daha önce kardiyovasküler olay geçirmiş, inme riski yüksek veya LDL kolesterolü çok yüksek olan hastalarda ilaç tedavisinin hayati öneme sahip olabileceğini, tedavi kararlarının hekim tarafından hastanın risk durumuna göre verilmesi gerektiğini söylüyor.

Okar'ın mesajı özetle şu: "Genetiğimizi değiştiremeyiz, ama yaşam alışkanlıklarımızı değiştirerek kalbimizi koruyabiliriz". Tansiyon ölçtürmek, gerektiğinde takip etmek, beslenmeyi düzene koymak, hareketi artırmak ve yerel, sağlıklı ürünleri (narenciye, nar gibi) daha fazla tüketmek; kebabı tamamen yasaklamak yerine porsiyonları küçültmek gibi pratik yaklaşımlar kalp sağlığını destekleyebilir.

Kalbi korumak bireyin elinde diyen Dr. Sefa Okar, erken tarama ve yaşam tarzı değişikliklerinin hastalık yükünü azaltmada anahtar rol oynadığını yeniden hatırlatıyor.

KARDİYOLOJİ ANABİLİM DALI ÖĞRETİM GÖREVLİSİ DR. SEFA OKAR, 40 YAŞ ÜZERİNDEKİ BİREYLERİ UYARARAK...

KARDİYOLOJİ ANABİLİM DALI ÖĞRETİM GÖREVLİSİ DR. SEFA OKAR, 40 YAŞ ÜZERİNDEKİ BİREYLERİ UYARARAK, "KALP HASTALIKLARI BİR KADER DEĞİLDİR. GENETİK MİRASIMIZI DEĞİŞTİREMEYİZ ANCAK YAŞAM ALIŞKANLIKLARIMIZI DEĞİŞTİREREK KALBİMİZİ KORUYABİLİRİZ" DEDİ.

Yazar
EDİTÖR

Ayşe Yıldız

Ben Ayşe Yıldız, 29 yaşındayım. aksiyon.com.tr'nin başkent muhabiriyim. Tahmin edeceğiniz gibi Ankara'da yaşıyorum. Bürokrasi ve diplomasi trafiğini takip ediyorum. Bağlantılarım güçlüdür, resmi dili iyi bilirim ve kulis bilgilerini ilk ben alırım.