Jeotermal sektörü eşitlik ve öngörü talep ediyor

Jeotermal sektör temsilcileri, 24 Temmuz'da yayımlanan yönetmeliğin rüzgâr ve güneş yatırımlarını hızlandırdığını; jeotermalin dışlanmasını ayrımcılık olarak nitelendiriyor.

Yayın Tarihi: 29.07.2026 11:24
Güncelleme Tarihi: 29.07.2026 11:24

Jeotermal sektörü eşitlik ve öngörü talep ediyor

Jeotermal sektörü eşitlik ve öngörü talep ediyor

Rüzgâr ve güneş enerjisi yatırımlarının imar ve ruhsat süreçlerini hızlandıran yeni yasal düzenlemenin 24 Temmuz'da Resmî Gazete'de yayımlanıp yürürlüğe girmesi, jeotermal sektöründe rahatsızlık yarattı. Türkiye'yi dünya dördüncülüğüne ve Avrupa liderliğine taşıyan jeotermal yatırımlarının bu düzenleme dışında bırakılması, sektör temsilcileri tarafından ayrımcılık olarak değerlendiriliyor.

yönetmeliğin kapsamı ve sektör tepkisi:

Jeotermal Enerji Derneği (JED) Başkanı Ali Kındap, yönetmeliğin lisanslı yatırımların imar ve ruhsat süreçlerindeki bürokrasiyi sadeleştirdiğini vurguladı. Kındap, hazırlık safhasında jeotermal yatırımların da kapsama dâhil edilmesi yönündeki görüşlerinin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu başta olmak üzere ilgili kamu otoriteleriyle paylaşılmış olduğunu belirtti.

Kındap, jeotermalin ülkenin kapasite faktörü en yüksek ve baz yük olma özelliği taşıyan tek yenilenebilir enerji kaynağı olduğunu söyleyerek, bunun düzenlemenin dışında tutulmasını haksız bulduklarını ifade etti: "Yönetmeliğin hazırlık safhasında jeotermal yatırımlarının da kapsama dâhil edilmesi yönündeki düşüncelerimizi başta Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu olmak üzere kamu otoritelerimiz ve kamuoyumuzla şeffaf şekilde paylaşmıştık. Ülkemizin kapasite faktörü en yüksek ve baz yük olma özelliği taşıyan tek yenilenebilir enerji kaynağı olan jeotermalin düzenlemenin dışında tutulmasını ayrımcılık olarak görmekteyiz."

yatırım süreçleri ve öngörü talebi:

Jeotermal yatırımlarının önündeki en önemli zorluklardan biri, kaynak arama ve sondaj aşamalarının yatırımcıya yüksek maliyet ve risk yüklemesi. Kındap, izin ve ruhsat süreçlerindeki gecikmelerin jeotermal için rüzgâr ve güneşe kıyasla çok daha kritik sonuçlar doğurduğunu; bu nedenle süreçlerin hızlandırılması ve öngörülebilir hale getirilmesinin önemine dikkat çekti. Sektörün talebi, çevre mevzuatı ve teknik denetimler zayıflatılmadan, ancak kuralların açık ve denetimin güçlü olduğu bir yatırım ortamının sağlanması yönünde.

JED uzun süredir lisans, izin, ruhsat, arazi, imar, ÇED ve sondaj süreçlerinde mükerrer işlemlerin kaldırılmasını ve birbirinden bağımsız yürüyebilecek süreçlerin eş zamanlı başlatılmasını öneriyor. Kındap, "Aynı belgenin farklı kurumlar tarafından tekrar tekrar istenmediği, birbirini beklemek zorunda olmayan izinlerin eş zamanlı yürütülebildiği bir modelden söz ediyoruz" diyerek düzenlemelerin jeotermale de uygulanmasını talep etti.

hedefler, yatırım miktarı ve riskler:

Türkiye'nin jeotermal kurulu gücü bugün 1.800 Megavat (MW) seviyesinde. Kındap, 2035 enerji hedefleri çerçevesinde bu gücün iki buçuk kat artarak 4.500 MW seviyesine ulaşacağını ve bunun yaklaşık 10 milyar dolar tutarında yatırım anlamına geldiğini belirtti. Sektör temsilcileri, söz konusu projelerin çevresel standartları en yüksek seviyede karşılayacak nitelikte olduğunu vurguluyor.

Kındap ayrıca, Türkiye'nin son yirmi yılda yenilenebilir enerjide elde ettiği başarının jeotermalin önemli katkısıyla oluştuğunu, kurulu gücün son on beş yılda 15 MW'tan 1.800 MW'a yükseldiğini hatırlattı. Bu birikimin korunması gerektiğini belirterek, küresel talebin yeniden arttığı bir dönemde bürokratik yüklerin avantajı zayıflatmasına izin verilmemesi gerektiğini ifade etti: "Sayın Cumhurbaşkanımızın 2035 yılı için belirlediği 4.500 MW jeotermal kurulu güç hedefine rahatlıkla ulaşabileceğimizi tüm kamuoyumuzla paylaşmak istiyoruz."

Sektörün vurguladığı temel ihtiyaçlar arasında, izin süreçlerinin sadeleştirilmesi, sürelerin öngörülebilir hale getirilmesi ve kurumlar arası eşgüdümün güçlendirilmesi bulunuyor. JED, rüzgâr ve güneş için ortaya konulan düzenleme iradesinin jeotermal için de gösterilmesi çağrısını yineliyor ve yenilenebilir enerji kaynaklarının birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısı olarak ele alınması gerektiğini savunuyor.

Sonuç olarak jeotermal sektörünün talebi, ayrıcalık değil; mevcut başarı çıtasını koruyacak, yatırımcıya öngörü sağlayacak ve çevresel/teknik güvenceyi muhafaza edecek şekilde eşit muameledir. Sektör, bu taleplerini kamu otoriteleri ve kanun yapıcılarla şeffaf biçimde paylaştığını belirtiyor ve yönetmeliğin kapsamının yeniden değerlendirilmesini bekliyor.

JEOTERMAL ENERJİ SANTRALİ

JEOTERMAL ENERJİ SANTRALİ

Yazar
EDİTÖR

Hasan Polat

Selam, ben Hasan Polat. 24 yaşındayım, Ankara'dan yazıyorum. aksiyon.com.tr Finans ekibindeyim. Ben yeni nesil finans uzmanıyım; kripto paralar, borsa ve girişimcilik üzerine yoğunlaştım. Risk almayı severim, hızlı düşünürüm ve genç yatırımcılara hitap ederim.