İnşaat atıkları ekonomiye kazandırılabilir:
Türkiye'de her yıl ortaya çıkan milyonlarca tonluk inşaat ve yıkıntı atığı, günümüzde büyük oranda depolama alanlarına gönderiliyor. Resmi veriler, ülke genelinde geri kazanım oranının %5 civarında olduğunu gösteriyor; sektör kaynakları ise bu oranın fiiliyatta daha yüksek, yaklaşık %20 seviyelerine ulaşabildiğini belirtiyor. Bu tablo hem doğal kaynak kullanımını hem de emisyonları doğrudan etkiliyor.
Yaşar Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Süleyman İpek, bu atıkların yönetiminde seçici yıkım ve ikincil agrega kullanımının önemine dikkat çekiyor. İpek, atıkların doğru ayrıştırılıp işlenmesi halinde yeni yapıların hammaddesi olarak ekonomiye yeniden dahil edilebileceğini vurguluyor.
seçici yıkım ve ikincil agrega:
Doç. Dr. İpek, alandaki yaygın uygulamanın genellikle yalnızca ekonomik değeri yüksek metal parçalarının ayrıştırılmasıyla sınırlı kaldığını söylüyor. Buna karşılık "seçici yıkım" yöntemi, binalar yıkılmadan önce tehlikeli maddelerin ayrıştırılması ve yapı malzemelerinin sırayla sökülmesini öngörüyor. Bu süreç, hem ham madde tüketiminde tasarruf sağlıyor hem de ayrıştırılan beton, tuğla ve kırma taşların kırma-eleme tesislerinde işlenerek "ikincil agrega" olarak kullanıma girmesine olanak tanıyor.
İpek, sektörün genel yapısını özetlerken şunları belirtiyor: "İnşaat ve yıkıntı atıkları, konut ve altyapıların inşası ve yıkımı sırasında ortaya çıkan beton, tuğla, ahşap, cam, metal ve asfalttan oluşur. Yeni bir inşaatta, kullanılan malzemenin yüzde 1-10’u kadar atık oluşurken, esas hacim yıkımda ortaya çıkmaktadır. Bölgesel olarak değişkenlik gösterse de küresel olarak ele alındığında, katı atıkların yüzde 30-50’sini inşaat ve yıkıntı atıkları oluştururken, bunun yüzde 50-60’lık kısmını beton meydana getirmektedir."
bölgesel veriler ve uluslararası hedefler:
Avrupa Birliği, üye ülkeler için %70 geri kazanım hedefi belirlemiş durumda. İpek'in aktardığına göre Hollanda ve İtalya mineral atık geri dönüşümünde %95-100 bandına ulaşırken; Almanya, Birleşik Krallık ve Slovenya %90 seviyesinin üzerinde. ABD'de oran %70, Avustralya'da ise %50'nin üzerinde seyrediyor. Buna karşılık Çin %5, Hindistan ise yaklaşık %1 gibi çok düşük oranlarla öne çıkıyor.
Türkiye ölçeğinde ise Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın 2024 İl Çevre Durum Raporları, atık potansiyelinin büyüklüğünü ortaya koyuyor. Doç. Dr. İpek, bölgesel dağılıma ilişkin olarak şu verileri paylaşıyor: "Veri sağlanan iller bazında Doğu Anadolu Bölgesi’nde yıllık yaklaşık 3,12 milyon m ( 5,3 milyon ton ), Akdeniz Bölgesi’nde ise 2,80 milyon m ( 4,77 milyon ton ) atık oluşmaktadır. İstanbul ve Ankara gibi metropollerin ayrıştırılamayan verileri hariç tutulduğunda dahi ortaya çıkan tablo, yönetilmesi gereken devasa bir hacme işaret etmektedir."
Uzun vadede, inşaat sektörünün hammadde, su ve enerji kullanımındaki payı göz önüne alındığında döngüsel ekonomi uygulamalarının yaygınlaştırılması hem çevresel hem de ekonomik açıdan kritik bir adım olarak öne çıkıyor. Seçici yıkım, ikincil agrega üretimi ve daha sıkı ayrıştırma uygulamalarıyle Türkiye’nin geri kazanım oranını yükseltmesi, atık yönetiminde hem alan tasarrufu sağlayacak hem de doğal kaynaklara olan bağımlılığı azaltacaktır.
YAŞAR ÜNİVERSİTESİ’NDEN DOÇ. DR. SÜLEYMAN İPEK, SEÇİCİ YIKIM YÖNTEMİYLE BU ATIKLARIN YENİDEN YAPI SEKTÖRÜNE KAZANDIRILABİLECEĞİNE DİKKAT ÇEKTİ.