Hürmüz Boğazı kapanışı Türk ihracatçıların ödeme disiplinini zorluyor
71 gündür devam eden İran-İsrail savaşının etkilerinden biri olarak stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazının kapanması, küresel ticarette tedarik ve finans akışlarında aksamaya yol açtı. Bu durum Türkiye'de ihracat yapan firmaların nakit yönetimi ve tahsilat süreçlerinde yeni riskler doğurdu.
STK Makina: Savaş gerekçesi ödemeleri geciktirmek için kullanılıyor
Sakarya'nın Arifiye ilçesinde süt ve süt ürünleri entegre tesis makineleri ihraç eden STK Makina Yönetim Kurulu Başkanı Sabri Tecelli, Hürmüz Boğazı'nın kapanmasının uluslararası ödeme disiplinini bozduğunu vurguladı. Tecelli, "Hürmüz Boğazı’ndaki gerilim elbette dünya ticaretini etkiliyor. Ancak savaşla doğrudan ilgisi olmayan ülkelerdeki bazı firmalar da ödemeleri geciktirmek için bu süreci gerekçe gösteriyor. Kanada’daki bir şirket bile ödeme ertelemesini savaş riskine bağlayabiliyor" dedi.
Tahsilat süreçleri ve finansal maliyetlerde artış
Tecelli, uluslararası ticarette güven unsurunun zedelenmeye başladığını ve bunun üretici ile ihracatçıların nakit akışında ciddi baskı yarattığını belirtti. Ayrıca, küresel lojistik maliyetleriyle birlikte finansal süreçlerde de ek yüklerin ortaya çıktığını ifade ederek, "Sadece navlun değil, finansal süreçlerde de ek yükler oluşuyor. Bankacılık işlemleri, transfer süreleri ve tahsilat süreçleri uzuyor" diye konuştu.
Türk sanayisinin uyarısı: Ödeme disiplini korunmalı
Tecelli, Türk makine sektörünün kriz dönemlerinde dahi üretime ve ihracata devam ettiğini hatırlatarak, sektörün sürdürülebilirliği için ödeme disiplininin önemine dikkat çekti: "Süt ve süt ürünleri entegre tesisleri alanında dünyanın birçok ülkesine teknoloji ihraç ediyoruz. Buna rağmen küresel ticarette yaşanan bu belirsizlikler, özellikle ödeme tarafında yeni riskler oluşturuyor. Türk sanayicisi üretmeye devam ediyor ancak finansal sürdürülebilirlik için ödeme disiplininin korunması gerekiyor."
Sektör temsilcilerinden genel değerlendirme
Sektör temsilcileri, jeopolitik krizlerin dünya ticaretinde yeni bir "risk bahanesi" dönemini başlattığını, bu nedenle ihracatçı firmaların tahsilat süreçlerinde daha temkinli ve proaktif önlemler almak zorunda kaldığını belirtiyor.
SABRİ TECELLİ