oturumda tarafların ana mesajları:
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin aylık Suriye oturumu, İsrail'in Suriye'deki eylemlerini savunma çabaları ve Türkiye'yi hedef alan suçlamalar nedeniyle sert bir tartışmaya sahne oldu. Suriye'nin BM Daimi Temsilcisi İbrahim Olabi, ülkesinin kaydettiği ilerlemelere odaklanmak istediğini fakat İsrail'in sınır ötesi eylemlerine cevap vermek zorunda kaldığını belirtti. Olabi, "Biz bölgenin daha fazla acı çekmesini önlemeyi tercih ederken, İsrail köylerimize girdi, halkımızı yerinden etti, tesislerimizi bombaladı" ifadeleriyle İsrail saldırılarını kınadı.
Oturumda söz alan İsrail'in BM Daimi Temsilcisi Danny Danon, eleştirilerin odağını Türkiye'ye çevirdi. Danon, Türkiye'nin Suriye içindeki askeri kapasitesini genişlettiğini ve "ülkeyi kontrol altına almayı" amaçladığını iddia etti. Danon, Türkiye'nin Suriye'de "20 bin askeri ve 100'den fazla üssü" bulunduğunu, Türkiye'nin Suriye topraklarının yüzde 5'ini kontrol ettiğini ve bu durumun bölgedeki dengeler açısından endişe verici olduğunu savundu. İsrailli temsilci, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a atıfla yapılan bazı açıklamaları da eleştirerek Türkiye'yi bölge üzerindeki nüfuzunu artırmakla suçladı.
Türkiye'nin yanıtı ve savunması:
Türkiye'nin BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Ahmet Yıldız, Danon'un iddialarını sert bir dille reddetti ve İsrail'i Suriye'yi istikrarsızlaştırmakla suçladı. Yıldız, Suriye'nin uluslararası kurumlarla yürüttüğü temaslar sayesinde bazı yükümlülüklerde ilerleme kaydettiğini vurguladı; özellikle Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) 9 Eylül'de Suriye'nin nükleer yükümlülüklerine uyumsuzluk dosyasını kapatmasını olumlu bir gelişme olarak niteledi.
Yıldız, Suriye'ye yönelik sürdürülebilir uluslararası desteğin bölge istikrarı için önemini vurgulayarak insani ve ekonomik angajmanın artırılmasını istedi. Türkiye'nin yaklaşımını açıklarken "Türkiye’nin Suriye ile askeri iş birliği, Suriye hükümetinin rızasıyla yürütülmektedir" diyerek iş birliğinin meşruiyetini öne çıkardı. Yıldız, ayrıca İsrail saldırılarını kınayarak, İsrail'in 1974'te imzalanan Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması'na uyması ve Suriye topraklarındaki ihlalleri sonlandırması gerektiğini belirtti.
Yıldız, Türkiye'nin rolünü savunurken ülkesinin Suriye halkına hem savaş sırasında hem de sonrasında sağladığı desteği hatırlattı ve Türkiye'nin bölgede "olumlu ve yapıcı" bir aktör olduğunu vurguladı. Ayrıca, Suriye'nin egemenliği, toprak bütünlüğü ve toplumsal birliğinin güçlendirilmesi gerektiğini kaydederek, dış müdahalelerin engellenmemesi halinde DEAŞ gibi örgütlerin yeniden ortaya çıkma riskinin artacağı uyarısında bulundu.
suriye temsilcisinden destek ve hukuki vurgu:
Danon'un açıklamalarının ardından yeniden söz alan İbrahim Olabi, İsrail'in Golan Tepeleri'ni yasa dışı işgal ettiğini hatırlatarak Türkiye'nin Suriye'deki askeri varlığının Suriye hükümetinin rızasıyla gerçekleştiğini teyit etti. Olabi, hukuki çerçeveye işaret ederek bir devletin rızasıyla gerçekleşen askeri varlık ile işgal arasındaki farkın bilindiğini ve Suriye'nin kiminle çalışacağına karar verme hakkının bulunduğunu ifade etti.
Oturum boyunca taraflar arasındaki tartışma, Suriye'de devam eden geçiş sürecinin ve bölgesel istikrarın nasıl sağlanacağına dair derin görüş ayrılıklarını ortaya koydu. Türkiye, Suriye ile yürüttüğü iş birliğinin meşruiyetini vurgularken, İsrail temsilcisinin iddiaları uluslararası hukuka ve sahadaki dinamiklere dair farklı okumaları gündeme getirdi. Konseydeki konuşmalar, hem bölgesel aktörlerin rollerine ilişkin tartışmaları hem de uluslararası toplumun Suriye'nin yeniden inşası sürecindeki yaklaşımını yeniden masaya yatırdı.
Türkiye'nin BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Ahmet Yıldız, İsrail'in BM Güvenlik Konseyi'ndeki Suriye oturumunda Türkiye'yi hedef alan açıklamalarına cevabında, "Türkiye'nin Suriye ile askeri iş birliği, Suriye hükümetinin rızasıyla yürütülmektedir" dedi.