Göç ve beslenme yetersizliği Nasır Hastanesi yenidoğan ünitesinde prematüre yoğunluğuna yol açtı

İsrail saldırılarıyla kuzeyden güneye göç ve yetersiz beslenme, Han Yunus'taki Nasır Hastanesi yenidoğan ünitesini prematüre bebeklerle doldurdu; ölümler arttı.

Yayın Tarihi: 07.10.2025 13:58
Güncelleme Tarihi: 07.10.2025 13:58

Göç ve beslenme yetersizliği Nasır Hastanesi yenidoğan ünitesinde prematüre yoğunluğuna yol açtı

Nasır Hastanesi yenidoğan ünitesinde artan doluluk

Han Yunus'taki Nasır Hastanesi yenidoğan ünitesi, İsrail saldırıları nedeniyle kuzeyden güneye zorunlu göçün artırdığı hasta yükü ve tıbbi malzeme sıkıntısının etkisiyle yoğun bir prematüre hasta akınıyla karşı karşıya. Hastanedeki hekimler, bazı kuvözlerde aynı anda birden fazla bebeğin bakıldığı durumların yaşandığını bildiriyor.

Göçün boyutu ve sağlık altyapısına etkisi

İsrail ordusunun kuzey Gazze'de uyguladığı operasyonlar sonucu geçen yaklaşık 2 aydır yüz binlerce Filistinli, Gazze Şeridi'nin güney ve orta kesimlerine göç etmek zorunda kaldı. Bu göç, 2 milyonu aşkın nüfusun, 365 kilometrekarelik alandan geriye kalan ve toplamın yüzde 15-20'si büyüklüğündeki bölgelere sıkışmasına neden oldu. Uygulanan abluka nedeniyle ilaç ve tıbbi malzeme eksikliği, hastanelerin ve özellikle yeni doğan bakımının kapasitesini zorluyor.

Hekimlerin tanıklıkları

Yenidoğan ünitesinde görevli doktorlar doluluğun ve kaynak yetersizliğinin doğrudan hasta bakımını etkilediğini aktarıyor. Doktor Dalya Ahmed gelen göç dalgasını belirterek, 'İsrail ordusunun saldırıları ve sürgün emirleriyle Gazze Şeridi'nin kuzeyinden güneyine göç eden insanların Nasır Hastanesi'ne geldiğini' söyledi ve ekiplerin imkanlar doğrultusunda çalıştığını vurguladı.

Yenidoğan ünitesi doktoru Esad Atiyye en-Nevaciha ise son dönemde güneyin yerinden edilenlerle dolduğunu belirtti ve durumun somut boyutunu şöyle özetledi: '2-3 bebeği bir kuvöze koymak zorunda kalıyoruz. Bu, bebekler için sağlıklı değil çünkü birbirlerine hastalık bulaştırma riski doğuyor.'

Nedenler: stres, rutin kontrollerin kesintiye uğraması ve yetersiz beslenme

Nevaciha, erken doğum ve prematüre vakalardaki artışı şu şekilde açıkladı: 'Hamile kadınlar sürekli göçe ve savaşın stresine maruz kalıyor. Rutin kontrolleri yapılmıyor ve yetersiz beslenme sorunu yaşıyorlar. Kadınlar böyle durumlarda ya erken doğuruyor ya da düşük yapıyor. Erken doğum oranı arttıkça bebeklerin yaşama şansı da azalıyor.'

Erken doğan bebeklerin ciğer gelişiminin yetersiz olması, suni solunum desteği ihtiyacını artırıyor; tıbbi ekip ve cihaz sınırlılığı ise bu bebeklerin hayatta kalma şansını düşürüyor.

Vaka örnekleri ve doğrudan sonuçlar

Yenidoğan ünitesindeki doluluğun yüzde 200'e çıktığını bildiren Nevaciha, tıbbi yetersizlikler ve aşırı doluluk nedeniyle son olarak 3 günlük prematüre bir bebeği kaybettiklerini aktardı. Nevaciha yaşananı, 'Bebeğe birkaç kez resüsitasyon yaptık, kalbinin düzenli çalışması için ilaç verdik ancak kurtaramadık. Beklediğimiz acı sonu yaşadık. Bunlar Gazze'deki savaşın sonuçları.' sözleriyle özetledi.

Ailelerin yaşadığı koşullar

Ailelerin anlattıkları, hamilelik dönemindeki yetersiz beslenme ve zorunlu göçün doğrudan etkisini gösteriyor. Şam Musabbih'in babaannesi İnşirah Musabbih, gelininin '3 aylık hamileyken göçe zorlandığını' ve son dönemde 'sadece ekmekle idare etmek zorunda kaldığını' söyledi. Babaanne, torununun ciğerlerinin gelişmemiş olarak doğduğunu belirterek, '(Gelinim) Doğum yaptıktan sonra da sadece ekmek ve felafil yiyebildi.' diyerek beslenme yetersizliğine dikkat çekti.

Değerlendirme ve temel çıkarımlar

Öne çıkan noktalar: zorunlu göçün yarattığı kalabalıklaşma, rutin prenatal bakımın aksaması ve yetersiz beslenme prematüre doğum oranlarını artırıyor; aynı zamanda sınırlı altyapı ve malzeme nedeniyle yenidoğan bakımının etkinliği azalıyor. Bu dinamikler, hem kısa vadede bebek ölümlerinin artmasına hem de orta vadede sağlık sisteminde devam eden baskıya işaret ediyor.

Yenidoğan bakımındaki mevcut tablo, kaynak dağılımı, enfeksiyon kontrolü ve prenatal hizmetlerin yeniden düzenlenmesinin önemini ortaya koyuyor. Sahadaki hekimlerin tanıklıkları, hem acil müdahale ihtiyacını hem de daha sistematik müdahalelerin gerekliliğini vurguluyor.

Yazar
EDİTÖR

Aksiyon Haber Ajansı