Yeni düzenleme sonrası ailelere düşen sorumluluklar
TBMM Genel Kurulu'nun kabul ettiği Çocuk Koruma Kanunu ile suça sürüklenen çocuklara yönelik düzenlemeler yasalaştı. Etik ve Toplumsal Değerler Uzmanı Prof. Dr. Esra Akın, bu yasal değişikliklerin zorunlu olduğunu vurgulayarak, asıl önlemin ailede alınması gerektiğini belirtti. Kanunla 12-15 ve 15-18 yaş gruplarının ayrıştırıldığını ve bu yaş gruplarına yönelik daha ciddi cezai yaptırımlar getirildiğini hatırlatan Akın, yasal düzenlemelerin koruyucu bir çerçeve sunduğunu söyledi.
Aile gözetimi ve ev içi sorumluluklar:
Prof. Dr. Akın, ailelerin çocuklarını yakından takip etmek ve risk oluşturabilecek ortamları ortadan kaldırmakla yükümlü olduğunu ifade etti. Ona göre, evde veya dışarıda çocuğun silah edinmesi ya da yaralanmaya yol açabilecek kesici, delici aletlere erişmesi doğrudan ailenin sorumluluğu kapsamına giriyor. Akın, 'Evladınız bir silah edinemez, yaralanmalara yol açabilecek bıçak gibi kesici, delici aletleri elde edemez' sözleriyle ailelerin dikkat etmesi gereken somut bir sınır çizdi. Ayrıca hamile eşini terk eden babaların da hukuki sorumlulukla karşılaşacağı vurgulandı.
Devlet müdahalesi ve sosyal medya bağlamı:
Prof. Dr. Akın, Nisan ayındaki sosyal medya düzenlemesine atıf yaparak, devletin çocukların korunmasına yönelik müdahale araçlarının genişlediğini söyledi. Kanun kapsamında, çocukların yaş gruplarına uygun olmayan platformlarda yer alması veya 15 yaş altındaki çocukların sosyal medyada bulunması durumunda devletin doğrudan müdahale edebileceği, gerektiğinde çocuğu koruma altına alabileceği veya aileye yaptırım uygulayabileceği belirtildi. Bu çerçevede ailelerin takip, gözetim ve dikkatle hareket etmesinin önemi öne çıkarıldı.
Okul ve toplumla iş birliği:
Akın, çocukların yetişmesinde ailenin yanı sıra okul ve toplumun da eşgüdümlü çalışmasının kaçınılmaz olduğunu söyledi. Öğretmenlerin özellikle ilköğretim, ortaöğretim ve lise düzeyinde öğrencileri yakından izlemesi gerektiğini vurgulayan uzman, 'Bir insanda birden şiddet eğilimi olmaz' ifadeleriyle uyarıda bulundu. Şiddete yönelen veya davranışlarında sapma gösteren çocukların geçmişinde gözden kaçan işaretlerin bulunduğunu; bu tür durumlarda ailelerin ve eğitimcilerin zamanında müdahale etmekle yükümlü olduğunu belirtti.
Sonuç olarak Prof. Dr. Akın, yasal düzenlemelerin önemine işaret ederken asıl hedefin cezai yaptırımlar uygulamaktan önce çocukları o noktaya getirmeyecek toplumsal ve ailevi önlemleri hayata geçirmek olduğunu söyledi. Aile, okul ve devlet iş birliğiyle erken müdahale, gözetim ve koruyucu yaklaşımların güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı.
PROF. DR. ESRA AKIN