Çayönü tepesinde 9 bin yıllık madencilik işliği gün yüzüne çıktı

Çayönü Tepesi'nde açığa çıkarılan 5 metrekarelik işlik ve çevresindeki yaklaşık 42 malakit ile bakır parça, M.Ö. 6900–6800'lere tarihlenen uzmanlaşmış madenciliği ortaya koyuyor.

Yayın Tarihi: 01.09.2026 12:21
Güncelleme Tarihi: 01.09.2026 12:26

Çayönü tepesinde 9 bin yıllık madencilik işliği gün yüzüne çıktı

Yeni kazı sezonunun öne çıkan keşfi

Diyarbakır’ın Ergani ilçesindeki Çayönü Tepesi kazılarında, bu yıl açığa çıkarılan yaklaşık 5 metrekarelik bir işlik ve çevresinde tespit edilen toplamda yaklaşık 42 malakit ve bakır nesne, bölgedeki erken madencilik pratiğine dair önemli veriler sağladı. Kazı başkanı Doç. Dr. Savaş Sarıaltun ve ekibi, işlik merkezinde yoğunlaşan 18 malakit ile çevresindeki 24-25 civarındaki örneklerin, ham, yarı işlenmiş ve bitmiş ürünleri bir arada göstermesinin üretim zincirinin tüm aşamalarını belgelediğini vurguladı.

Arkeolojik bağlam ve saha düzeni:

Çayönü Tepesi, M.Ö. 12 binlerden başlayan yerleşim evreleriyle bilinen ve 1963 yüzey çalışmaları ile gündeme gelmiş bir alan. İlk kazılar 1964 yılında Prof. Dr. Halet Çambel ve Prof. Dr. Robert J. Braidwood tarafından başlatıldı; 1991 yılında güvenlik gerekçesiyle ara verilen çalışmalara 2015’te yeniden başlanmıştı. 2026 sezonu, Kültür ve Turizm Bakanlığı izniyle Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Müzecilik Bölümü koordinasyonunda ve Doç. Dr. Savaş Sarıaltun başkanlığında yürütüldü ve bu sezon, madenciliğe ilişkin verileri güncelleyecek nitelikte buluntular sağladı.

Saha içinde işliğin merkezinde yer alan taş döşemeli alan ve etrafındaki en az 6 dikme deliği, ustanın çalışma koşullarının gözetildiğine işaret ediyor. Sarıaltun, işliğin etrafına bilinçli biçimde yerleştirilmiş bu dikmelerin muhtemel bir gölgelik düzenlemesi oluşturduğunu; bunun da Çayönü ahalisi tarafından ustanın konforunun düşünüldüğünün bir göstergesi olduğunu belirtti.

Buluntuların teknolojik ve kronolojik önemi:

İşlikte bulunan malakit parçaları ve bakır boncuklar, ham maddeden işlenmiş hale kadar çeşitli aşamaları aynı bağlamda sunuyor. Ayrıca yarı işlenmiş bakır örnekleri, maddenin ısıtılarak şekillendirildiğine dair doğrudan kanıtlar sağlıyor. Bu malzemelerin yanı sıra aynı yıl içinde yapıların hemen yanında kemik, taş alet, çakmaktaşı ve obsidyen işliklerine ilişkin izler de bulundu; bu durum, Çayönü’nde farklı uzmanlık alanlarının birbirine yakın konumlarda yürütüldüğünü gösteriyor.

Bu sezonun bir diğer önemli çıkışı, batı alanda tespit edilen ve Proto-Hassuna dönemi (M.Ö. 6800–6600 civarı) özellikleri taşıyan çanak çömlek buluntuları oldu. Sarıaltun, Proto-Hassuna çanak çömleğinin varlığının işliğin çanak çömlekli Neolitik dönem bağlamına oturmasını sağladığını; karbon-14 analizleri ve diğer yöntemlerle kesin tarihlemenin önümüzdeki yıl daha netleşeceğini söyledi.

Bilimsel katkılar ve gelecek adımlar

Doç. Dr. Sarıaltun, Çayönü’de madenciliğin M.Ö. 9100’lerden başlayıp M.Ö. 6800’lere kadar kesintisiz bir üretim pratiği sergilediğini; bu sürekliliğin yaklaşık 3 bin yıl gibi uzun bir dönemde uzmanlaşmış madencilik faaliyeti anlamına geldiğini ifade etti. Bu yeni işlik, daha önce bilineni ileriye taşıyarak Çayönü’nün madencilik tarihini günümüze doğru genişletiyor.

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yeşim Büyükateş ise kazı çalışmalarının üniversitenin öne çıkan bilimsel faaliyetlerinden biri olduğunu; buluntuların dijitalleştirilmesi ve çeşitli kurumlarla yürütülen teknik iş birlikleri sayesinde bilimsel, kültürel ve çevresel farkındalığa önemli katkı sağladığını belirtti.

Kazı ekibi, açığa çıkarılan işliği ve çevresindeki buluntuları ayrıntılı analiz için laboratuvara gönderecek; karbon tarihleme, mikroskopik yüzey incelemeleri ve üretim teknolojisini açığa çıkarmaya yönelik testlerle buluntuların kronolojisi ve işlevi daha kesin biçimde ortaya konacak. Çayönü’nün farklı alanlarındaki konutların karşılaştırmalı çalışmaları da, yerleşme içi işbölümüne dair yeni yorumlar üretecek.

Sonuç olarak Çayönü Tepesi’ndeki bu sezon keşfi, Anadolu’da erken dönem madencilik ve metal teknolojilerinin gelişimi hakkında somut ve yerel bağlamda ayrıntılı veriler sunuyor; işliğin mimari, üretim izleri ve çevresel düzenlemeleri, bölgenin sadece mimari değil, aynı zamanda üretim kültüründe de uzun süreli bir uzmanlaşma gösterdiğini teyit ediyor.

DÜNYA MADENCİLİK TARİHİNE IŞIK TUTACAK YAKLAŞIK 25 ADET MALAKİT VE BAKIR NESNE BULUNDU.

DÜNYA MADENCİLİK TARİHİNE IŞIK TUTACAK YAKLAŞIK 25 ADET MALAKİT VE BAKIR NESNE BULUNDU.

Yazar
EDİTÖR

Meryem Özdemir

Ben Meryem Özdemir, 24 yaşındayım, Bursa'dan çalışıyorum. aksiyon.com.tr Gündem'deyim ama spesifik olarak eğitim ve sağlık politikalarındaki güncel gelişmelere odaklanıyorum. Öğrenmeye açık, meraklı ve enerjik bir yapım var.