Rizeli girişimciden çay bazlı kahve atağı
Rizeli girişimci Habib Koçal, çaydan izole ettiği kafein ve teini probiyotik mikroorganizmalarla işleyerek espresso, latte ve Türk kahvesi formatına uyarlanabilen yerli bir ürün geliştirdi. Ürün, hem çayın katma değerini artırmayı hem de kahve çekirdeği ithalatına bağlı dış ticaret açığını azaltmayı amaçlayan bir Ar-Ge çalışmasının ürünü olarak sunuluyor.
Koçal, projenin teknik altyapısında çayın sahip olduğu kafein potansiyelinin ön plana çıktığını vurguluyor ve çay ile kahve arasındaki uyarıcı etkiyi benzer bir tüketim deneyimine dönüştürmeye odaklandıklarını belirtiyor.
Çayın kafein avantajı ve üretim süreci:
Projedeki temel veri, 1 kilogram çayda yaklaşık 30 gram kafein bulunması; buna karşın kahve çekirdeğinde 1 kilogramda ortalama 10–18 gram kafein olduğu. Koçal, çaydan izole edilen saf kafeinin orijinal halinde sert bir yapı sergilediğini, bu yüzden ürünün tüketilebilir hale gelmesi için özel bir işlem gerektiğini anlatıyor. Bu işlemde, on yıllık Ar-Ge geçmişi bulunan faydalı probiyotik mikroorganizmalar; özellikle Lactobacillus basilleri kullanılarak kafein yumuşatılıyor ve parçalanıyor. Ardından ham madde tekrar fırınlanarak içilebilir forma getiriliyor.
Stabilite ve raf ömrü çalışmaları ise ürünün piyasaya hazırlanmasında önemli bir aşama oldu. Koçal, küflenmeyi önleyen faydalı bakterilerle yapılan optimizasyonların ardından ürünün raf ömrü için yürütülen çalışmanın yaklaşık 2 yıl sürdüğünü aktarıyor.
Kullanım dozları, ekonomik hedefler ve gelecek planları:
Ürünün kullanımında gramaj açısından elde edilen fonksiyonel verim dikkat çekici: büyük boy bir latte için 5 gram, Türk kahvesi modelinde ise 1 gram ürünle aynı yoğunluğun sağlanabildiği ifade ediliyor. Bu yoğunluk farkı, kahveyle kıyaslandığında daha az ürünü daha etkili kullanma imkânı sunuyor.
Koçal, Türkiye'nin yıllık kahve çekirdeği ithalatının yaklaşık 900 milyon dolar civarında olduğunu hatırlatarak, pazardan alınacak küçük bir payın bile ülkeye ciddi döviz girdisi sağlayabileceğini belirtiyor. Örneğin pazarın %10'unu ikame etmek 100 milyon dolar gibi bir ekonomik etki oluşturabilir.
Ürün için marka ve ihracat planları da hazır: Koçal, ismin 'Tea-Coffein' veya 'Çay ve Kahve' gibi seçeneklerle değişebileceğini söylerken, 2027 başlarında daha geniş format ve ihracat hedefleriyle ürünün kafelere ve yurt dışına sunulmasının planlandığını aktarıyor. Ayrıca baristaların ve sektör profesyonellerinin kendi reçetelerini geliştirerek ürün çeşitliliğini artıracağı belirtiliyor.
Koçal, bu çalışmayı sadece bir ürün geliştirme değil, aynı zamanda Rize ve Türkiye için stratejik bir Ar-Ge yatırımı olarak tanımlıyor ve ürünü “fonksiyonel” bir içecek olarak konumluyor; yani probiyotik yükleme ile sadece uyarıcı değil, belirli faydalar da sunan bir alternatif amaçlanıyor.
Sonuç olarak, 'Rize Kahvesi' olarak adlandırılan bu ürün, çayın sahip olduğu kafein miktarını avantaja çevirerek yerli bir ikame sunmayı hedefliyor; teknik olarak probiyotik fermantasyon ve fırınlama adımlarıyla tüketiciye uygun, raf ömrü optimize edilmiş bir formda hazırlanıyor.
RİZELİ MUCİT HABİB KOÇAL, TÜRKİYE’NİN YILLIK 1 MİLYAR DOLARA YAKLAŞAN KAHVE ÇEKİRDEĞİ İTHALATINI AZALTMAK AMACIYLA ÇAYDAN İZOLE ETTİĞİ KAFEİNİ PROBİYOTİK BAKTERİLERLE İŞLEYEREK ESPRESSO, LATTE VE TÜRK KAHVESİNE UYARLANABİLEN YERLİ VE FONKSİYONEL "RİZE KAHVESİ" GELİŞTİRDİ.