Bütüncül bakış: kronik böbrek hastalığının sağlık, ekonomi ve çevre yükü

Kronik böbrek hastalığı Türkiye’de her 7 yetişkinden birini etkiliyor; erken tanı, entegre bakım ve dijital çözümler hem hasta sonuçlarını hem de 2,84 milyon ton CO2e’yi azaltabilir.

Yayın Tarihi: 27.10.2026 14:27
Güncelleme Tarihi: 27.10.2026 14:30

Bütüncül bakış: kronik böbrek hastalığının sağlık, ekonomi ve çevre yükü

Kronik böbrek hastalığı neden bütüncül ele alınmalı:

Türkiye’de kronik böbrek hastalığı (KBH), yetişkinlerin yaklaşık her 7’sinden birini etkileyen ve çoğu zaman belirti vermeden ilerleyen bir sağlık sorunu olarak öne çıkıyor. Hastalık yalnızca bireylerin yaşam kalitesini değil, aynı zamanda sağlık sistemlerinin kaynak kullanımını, toplumun ekonomik yapısını ve çevresel ayak izini de etkiliyor. AstraZeneca Türkiye tarafından bağımsız araştırma şirketi Maverex ile gerçekleştirilen "Türkiye’de Kronik Böbrek Hastalığının Çevresel Etkisi" çalışması, bu çok boyutlu etkinin ölçülmesine ve çözüm yollarının tartışılmasına odaklanıyor.

Çalışma, böbrek sağlığının korunmasının salt klinik bir hedef olmadığını; erken tanı, etkin hastalık yönetimi ve entegrasyon odaklı politikaların sağlık sistemlerinin sürdürülebilirliğine doğrudan katkı sağladığını vurguluyor. Bu yaklaşım, hastalık yükünün azaltılmasının ötesinde, daha verimli kaynak kullanımı ve çevresel faydalar da sunuyor.

çevresel yük ve sayısal veriler:

Araştırmanın yaşam döngüsü değerlendirmesi (Life Cycle Assessment - LCA) yöntemiyle elde edilen bulgularına göre, Türkiye’de KBH’nin yıllık toplam karbon ayak izi 2,84 milyon ton karbondioksit eşdeğeri (CO2e) olarak hesaplandı. Bu büyüklük, toplum ve çevre açısından somut karşılıklarla ifade edildiğinde bir uçağın dünyanın etrafında 4 bin 717 kez dönmesine, 591 bin 646 hanenin yıllık karbon ayak izine ya da bir araçla yapılan 8,35 milyar kilometrelik yolculuğa eşdeğer bir etki anlamına geliyor.

Çalışma, karbon emisyonlarının en önemli kaynağı olarak hasta ulaşımı, hastanede yatışlar ve ileri evrelerde uygulanan böbrek replasman tedavileri, özellikle hemodiyaliz uygulamalarını gösteriyor. Hastalık ilerledikçe hasta başına düşen karbon ayak izi de belirgin biçimde artıyor; araştırmaya göre hasta başına karbon ayak izi yaklaşık 15 kat artış sergiliyor. En yüksek hasta başına yıllık emisyon Evre 5 merkez hemodiyaliz hastalarında 10,5 ton CO2e olarak hesaplandı ki bu da bir araçla yaklaşık 30 bin 820 kilometrelik yolculuğa eşdeğer bir yük anlamına geliyor.

erken tanı ve önlemenin somut kazanımları:

Çalışma, hastalığın erken evrelerinde saptanmasının ve ilerlemesinin engellenmesinin sadece bireysel sağlık kazanımları sağlamadığını, aynı zamanda önemli çevresel kazançlar getirdiğini ortaya koyuyor. KBH ilerlemesinin önlenmesi sayesinde yıllık 0,65 megaton CO2e düzeyine kadar emisyon azaltımı sağlanabileceği hesaplanıyor. Evre 1–3 hastalarında ilerlemenin yüzde 40 oranında önlenmesi yılda 327 bin ton, yüzde 60 önlenmesi 488 bin ton, yüzde 80 önlenmesi ise 645 bin ton CO2e tasarrufu anlamına geliyor.

Bu tasarruflar, somut benzetmelerle değerlendirildiğinde; en yüksek senaryoda 134 bin 470 hanenin yıllık karbon ayak izinin sıfırlanması, bir uçağın dünyanın etrafında 1.072 kez dönmesine eşdeğer azaltım veya araçla kat edilen yaklaşık 1,9 milyar kilometrelik yolculuğun yarattığı emisyonun ortadan kaldırılması anlamına geliyor. Böylelikle erken tanı ve ilerlemenin yavaşlatılması, hem sağlık sistemlerinin üzerindeki baskının hafiflemesine hem de ülke düzeyinde ciddi çevresel faydalar sağlanmasına katkıda bulunuyor.

uygulama ve politika vurguları:

Prof. Dr. Mustafa Arıcı (Hacettepe Üniversitesi) hastalığın günlük yaşam üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, erken evrelerde kişinin çoğunlukla iyi hissetmesine rağmen böbrek fonksiyonlarının sessizce azalabildiğini belirtiyor. Arıcı, ileri evrede diyaliz gereksiniminin haftalık yaşamı ve bağımsızlığı derinden etkilediğini, Türkiye’de diyabet ve hipertansiyonun yaygınlığının böbrek sağlığı için önemli bir uyarı oluşturduğunu vurguluyor. Hedefin, hastalığı diyaliz aşamasına gelmeden fark etmek ve özellikle risk altındaki bireylerde ilerlemeyi yavaşlatmak olması gerektiğini söylüyor.

Prof. Dr. Hilmi Erdem Sümbül (Adana Şehir Hastanesi) ise Dünya Sağlık Asamblesi kararına atıf yaparak, KBH’nin önleme ve zamanında müdahale gerektiren bir halk sağlığı önceliği olduğuna dikkat çekiyor. Türkiye’de TÜSEB tarafından düzenlenen çalıştay sonuçlarına işaret eden Sümbül, diyabet, hipertansiyon, obezite ve kalp-damar hastalığı gibi risk gruplarında taramanın güçlendirilmesi, farklı branşların koordinasyonu ve bakım basamakları arasında kesintisiz izlemin önemini vurguluyor. Ayrıca, riskli hastaların zamanında belirlenmesini ve gerekli testlere yönlendirilmesini kolaylaştıran dijital sağlık sistemlerinin, sağlık hizmetlerine daha eşit erişim ve daha entegre bakım modelleri için kritik rol oynayacağını belirtiyor.

sektör iş birliği ve sürdürülebilir çözümler:

Dr. Münevver Gönenç (AstraZeneca Türkiye Ülke Başkanı) çalışmanın yalnızca etkiyi ölçmeyi amaçlamadığını, aynı zamanda erken tanı, entegre bakım ve daha verimli hizmet modelleri üzerinden çözüm yollarını görünür kılmayı hedeflediklerini ifade ediyor. Gönenç, erken tanı sayesinde hasta sonuçlarının iyileşeceğini, sağlık sistemi yükünün azalacağını ve kaynakların daha verimli kullanılacağını; bu sayede daha sürdürülebilir bir sağlık geleceği inşa etmenin mümkün olduğunu söylüyor.

Çalışma ve uzman görüşleri, KBH ile mücadelede kapsamlı bir stratejinin gerekliliğini ortaya koyuyor: erken tanının yaygınlaşması, risk gruplarının hedeflenmesi, branşlar arası koordinasyon, dijital izleme sistemlerinin benimsenmesi ve hastalık ilerlemesini önlemeye yönelik müdahalelerin güçlendirilmesi. Bu ölçekte bir yaklaşım hem bireylerin yaşam kalitesini koruyacak hem de sağlık kaynakları ile çevresel etkiler üzerinde somut kazanımlar sağlayacaktır.

Sonuç olarak, kronik böbrek hastalığına yönelik politika ve uygulamaların hasta odaklı olduğu kadar sistematik ve sürdürülebilir olması gerektiği; erken tanı ve entegre bakım uygulamalarının hem sağlık hem çevre hem de ekonomik açıdan önemli getiriler sunacağı çalışmanın temel çıkarımıdır.

(SOLDAN SAĞA) ADANA ŞEHİR HASTANESİ İÇ HASTALIKLARI ANA BİLİM DALI ÖĞRETİM ÜYESİ PROF. DR. HİLMİ...

(SOLDAN SAĞA) ADANA ŞEHİR HASTANESİ İÇ HASTALIKLARI ANA BİLİM DALI ÖĞRETİM ÜYESİ PROF. DR. HİLMİ ERDEM SÜMBÜL, ASTRAZENECA TÜRKİYE ÜLKE BAŞKANI DR. MÜNEVVER GÖNENÇ, HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ HASTANELERİ İÇ HASTALIKLARI ANA BİLİM DALI VE NEFROLOJİ BİLİM DALI ÖĞRETİM ÜYESİ PROF. DR. MUSTAFA ARICI

Yazar
EDİTÖR

Mustafa Şahin

Adım Mustafa Şahin, 33 yaşındayım. İstanbul'da yaşıyorum. aksiyon.com.tr'de Gündem editörüyüm, uzmanlık alanım güvenlik ve savunma politikaları. Ciddi ve disiplinli biriyim. Okuyucularımıza derinlemesine analizler ve özel dosyalar hazırlamayı seviyorum.