boğaçayı tartışmasında uzmanlar: sazlık kirlilik değil, yaşam alanı

Boğaçayı’nda belediye 320 ton sucul ot ve 4 ton atık topladı; uzmanlar sazlıkların kuş ve balıklar için doğal yaşam alanı olduğunu açıkladı.

Yayın Tarihi: 25.09.2026 16:32
Güncelleme Tarihi: 25.09.2026 16:32

boğaçayı tartışmasında uzmanlar: sazlık kirlilik değil, yaşam alanı

Boğaçayı’nda tartışma büyüyor: veriler ve uzman açıklamaları

Antalya Konyaaltı'nda yer alan Boğaçayı çevresinde kirlilik ve temizlik tartışmaları sürerken, Antalya Büyükşehir Belediyesi ile bilim insanları alanda yaptıkları çalışmaları ve gözlemlerini paylaştı. Toplantıda konuşanlar, alanın doğal dinamikleri, belediyenin yürüttüğü temizlik programı ve sazlıkların ekolojik rolü üzerinde yoğunlaştı.

Belediyenin çalışmaları ve sayısal veriler:

Antalya Büyükşehir Belediyesi Çevre Kurulu Başkanı Yüksek Çevre Mühendisi Lokman Atasoy alınan önlemleri anlattı. Atasoy, Boğaçayı'nda temizlik çalışmalarının haftanın yedi günü kesintisiz sürdüğünü ve günlük ortalama bir kamyon, yani günde yaklaşık 8 ton atık toplandığını belirtti. 2024 yılı envanterine göre bölgede 320 ton sucul ot ve yaklaşık 4 ton fiziksel atık toplandı. Bu fiziksel atıklar arasında şişeler, lastikler, çamaşır makineleri, şişme botlar, koltuk ve sandalyeler gibi çeşitli nesneler yer alıyor.

Atasoy, ilk yıllarda deniz süpürgesiyle başlanan çalışmalardan sonra su seviyesi düştüğünde sucul ot kesme tekneleri ve ilerleyen dönemlerde daha donanımlı amfibi makineler kullanma ihtiyacının doğduğunu vurguladı. Boğaçayı Projesi'nin planlandığı alanın denizden yaklaşık 750 metre içeriye uzandığını, yaklaşık 200 metre genişlikte ve 2,5 metre derinliğinde bir havuz benzeri yapının söz konusu olduğunu hatırlattı.

Sazlıkların ekolojik rolü:

Bilim kurulunun görüşü doğrultusunda sazlıklara müdahale edilmediğini söyleyen Atasoy ve diğer uzmanlar, sazlıkların yalnızca görünüşüne bakılarak kirlilik olarak nitelendirilmesinin yanlış olduğunu ifade etti. Sazlıkların filtre görevi gördüğünü, suyla taşınan sedimanı tuttuğunu ve yukarıdan gelen atıkların denize ulaşmasını geciktirdiğini belirttiler. Ayrıca, su seviyesinin düşmesi ve sıcaklığın artması durumunda sucul otların kontrolsüz çoğalmasının alg ölümleri, oksijen azlığı, hidrojen sülfür oluşumu ve kötü koku gibi problemlere yol açabileceği için hasat çalışmalarının da yürütüldüğü vurgulandı.

Akademik görüşler ve kuş çeşitliliği:

Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu sazlıkların balık ve kuşlar için barınak ve üreme alanı oluşturduğunu, aynı zamanda yukarı kaynaklardan gelen atıkları mekanik olarak tutarak doğal bir arıtma işlevi gördüğünü söyledi. Gökoğlu, kıyılarda yapılan dalışlarda plastik atıkların kırılarak mikroplastiğe dönüştüğünü ve bu parçacıkların deniz yaşamı için risk oluşturduğunu aktardı.

Biyoloji alanında doktora çalışması yapan kuş gözlemcisi Umut Özten ise Boğaçayı ve üst kesimlerinde kayıtlı 233 kuş türü olduğunu, Türkiye genelinde görülen türlerin büyük bir bölümünün bu alanda tespit edildiğini ifade etti. Özten, sazlıkların kuşlar için üreme, barınma ve beslenme alanı sağladığını, bazı türlerin sazlık içinde kamufle olarak avlandığını ve alanın korunmasının göç, üreme ve enerji depolama açısından önem taşıdığını belirtti. Özten ayrıca Türkiye'de nadir görülen türlerin de bu bölgede yer aldığına dikkat çekti ve alana müdahalenin kuş çeşitliliğini olumsuz etkileyebileceğini söyledi.

Jeolojik kaygılar ve kıyı dinamikleri:

Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Mustafa Karancı 2018'de gündeme gelen proje sürecinde meslek odalarının deniz suyunun yeraltı suyu ile etkileşimi ve tuzlanma riski gibi gerekçelerle hukuki sürece girdiğini hatırlattı. Karancı, yapılan düzenlemelerin sediman akışını etkileyebileceğini, yukarıdan gelen sedimanın denize ulaşmasının Konyaaltı Plajı'nın oluşumunda rol oynadığını ve müdahalenin uzun vadede kıyı morfolojisini değiştirme riskine işaret ettiğini söyledi.

Uzmanlar ortak görüş olarak, Boğaçayı'ndaki sazlıkların ve sucul bitki örtüsünün bir kısmının korunması gerektiğini, düzenlenebilen alanlarda kontrollü temizlik yapıldığını ama genel olarak ekosistemin işlevlerini göz ardı etmeden hareket edilmesi gerektiğini vurguladı. Yetkililer, hem belediyenin temizlik çalışmalarının sürdürüleceğini hem de bilim kurulunun önerileri doğrultusunda müdahalelerin kontrollü olacağını açıkladı.

Sonuç olarak, Boğaçayı tartışmasında iki ana boyut öne çıkıyor: bir yandan insan kaynaklı atıkların toplanması ve bölgenin temiz tutulması için operasyonel çalışmalar, diğer yandan sazlıkların biyoçeşitlilik ve doğal filtre işlevleri nedeniyle korunmasının gerekliliği. Belediye ile akademik çevreler arasında kurulan bilim kurulu, bu iki ihtiyacı dengede tutmayı amaçlayan kontrollü bir yaklaşımı savunuyor.

ANTALYA’DA BOĞAÇAYI’NDA KİRLİLİK TARTIŞMALARI SÜRERKEN, BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ BU YIL 320 TON SUCUL...

ANTALYA’DA BOĞAÇAYI’NDA KİRLİLİK TARTIŞMALARI SÜRERKEN, BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ BU YIL 320 TON SUCUL OT İLE YAKLAŞIK 4 TON FİZİKSEL ATIK TOPLANDIĞINI AÇIKLADI.

Yazar
EDİTÖR

Ahmet Demir

Ben Ahmet Demir, 30 yaşındayım, İstanbul. aksiyon.com.tr Gündem ekibinin 'son dakika' uzmanıyım diyebilirsiniz. Kriz anları benim işim. En stresli anlarda soğukkanlılığımı korurum ve en hızlı, en doğru bilgiyi almak için uğraşırım. Pratik çözümler benden sorulur.