Aylin ve Ahmet Arslan: Tekerlekli Sandalyeleriyle Zeybek ve Latin Dansı Yaparak Önyargıları Aştılar
Aylin (44) ve Ahmet Arslan (36) çifti, internet üzerinden başlayan tanışmanın ardından kurdukları aile ve sahne performanslarıyla, kendilerine yöneltilen önyargıları adım adım boşa çıkardı. Kocaeli’de yaşayan çift, tekerlekli sandalyeleriyle yaptıkları zeybek ve Latin dansıyla hem sosyal yaşamlarını genişletti hem de toplumdaki engel algısını sorgulatıyor.
Tanışma, ailelerin itirazı ve hayatın dönüm noktası
Çiftin hikâyesi, samimi bir çevrimiçi mesajlaşmayla başladı. Aylin, eşiyle üç ay süren iletişimin ardından evlilik kararı aldıklarını ve bu kararı ailelerine açıkladıklarında her iki ailenin de başta “Olmaz, yapamazsınız, evlenemezsiniz” dediğini aktarıyor. Aileleri ikna eden çift 2016’da evlendi, 2017’de bir kız çocukları dünyaya geldi; şu an çocukları 8 yaşında.
Dansın ve merkezin etkisi
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Gonca Engelsiz Yaşam Merkezi’nde başlayan dans eğitimleri, çiftin sosyal yaşamını ve öz güvenini olumlu yönde değiştirdi. Aylin ve Ahmet, tekerlekli sandalyeleriyle zeybek ve Latin dansı yaparak yarışmalara ve gösterilere katılıyor. Aylin, merkezin ve dansın kendilerine yaşamda yeni bir soluk kazandırdığını, sosyal ilişkilerini güçlendirdiğini ve "Engel durumumuzu unutturdu" diyerek anlatıyor.
Günlük yaşamın zorlukları ve hedefler
Günlük hayatta karşılaştıkları en önemli sorunun fiziksel koşullar olduğunu belirten Aylin, manuel tekerlekli sandalye kullandığı için mevcut evinin mutfağının kendisine uygun olmadığını, kızı için yemek yaparken ve eşine çay verirken zorlandığını söylüyor. Çiftin şu anki en büyük hedeflerinden biri kendi evlerine sahip olmak.
Belediye desteği ve ulaşım
Gonca Engelsiz Yaşam Merkezi’nin sunduğu imkânlar ve Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’a duydukları teşekkür, çiftin yaşam kalitesine katkı sağlayan unsurlar arasında. Etkinliklere giderken Engelsiz Taksi hizmetini kullandıklarını belirtiyorlar.
Mesaj ve motivasyon
Ahmet, ilişkinin başlangıcını eşine attığı "Selam, tanışabilir miyiz?" mesajına bağlıyor ve annesinin evlilik sürecinde kendisine büyük destek verdiğini vurguluyor. Dans serüvenine ilişkin ortak mesajları ise net: "Önce inanacaksın, sonra başaracaksın". İkili, başlangıçta “yapamam” dediği adımları deneyimledikçe özgüvenlerinin arttığını ve hayata bakışlarının değiştiğini söylüyor.
Bu hikâye, kişisel kararlılık, toplumsal destek ve erişilebilir hizmetlerin birleştiğinde önyargıları nasıl kırabildiğinin ve engellilik konusundaki algıların nasıl dönüştürülebileceğinin somut bir örneğini sunuyor.
"Engellisiniz" diyenleri evlenerek, "yapamazsınız" diyenleri zeybek oynayarak susturdular