Antalya'da elleri olmadan yaşamını ayaklarıyla sürdüren esnaf: Mehmet Temel
69 yaşındaki ve 2 çocuk babası Mehmet Temel, doğuştan elleri olmamasına rağmen ayaklarını el gibi kullanarak günlük yaşamını ve işini yürütüyor. Antalya Kaleiçi'ndeki takı dükkanında boncukları ayaklarıyla dizmekten, müşterilere para üstü vermeye kadar birçok işi kendi yapıyor.
Günlük yaşam ve mesleki faaliyetler
Temel, kepengini açıp iş yerini hazırlıyor, takılarını ayaklarıyla diziyor ve cep telefonunu yine ayaklarıyla kullanıyor. Kahvesini içmesi, yemek yemesi ve hatta ayaklarıyla tıraş olması, onun gündelik rutininin parçaları. Müşteriler çoğunlukla önce şaşırıyor, bazıları durumu kamera şakası sanıyor; ancak alışveriş sonrası ayağıyla para verip alışı sürdürdüğünde gerçek ortaya çıkıyor.
Uzun yıllardır esnaflık yapan Temel, geçmişte ayakkabı boyacılığı ve kasetçilik gibi farklı işlerde de çalıştığını aktarıyor. İş hayatındaki süreklilik ve bağımsız çalışma yeteneği, onun azmini ve pratik çözümlerini ortaya koyuyor.
Çocukluk dönemi ve aile hikâyesi
Temel, doğduğunda çevresinin ve bazı komşuların olumsuz tepkileri nedeniyle zor bir başlangıç yaşadığını anlatıyor. Annesinin onu kazanın altına koyup terk ettiği, günler sonra babasının çocuğunu bulmak için uzun saatler yürüyerek onu ceketine sarıp çadıra getirdiği söyleniyor. Temel, babasının kendisine diğer çocuklardan daha fazla ilgi göstereceğini söylediğini aktarıyor.
9 yaşına kadar yürüyemediğini söyleyen Temel, elma bahçesindeki çadırda babasıyla kaldığı dönemde yürümeye başladığını ve yaşadığı sevinci hâlâ hatırladığını ifade ediyor.
Araç kullanımı ve ehliyet talebi
Temel, özel tertibatlı araçla 50 senedir sürücü olduğunu söylüyor ve aracı hayatının önemli bir parçası olarak tanımlıyor: 'Elim ayağım araba'. Ancak ehliyet değişikliği gerektiğini belirtiyor ve yenileme sürecini tamamlayamadığını aktarıyor. Temel, ehliyetinin yenilenmesini istediğini ifade ediyor.
Müşteri tepkileri ve kişisel anılar
Müşterilerin tepki ve şaşkınlık anekdotları Temel'in yaşam hikâsında sıkça yer alıyor. İstanbul'da bir gişe memuruna ayağıyla para uzattığında memurun şaşırdığını, bunun üzerine kendisinin bunun kamera şakası olmadığını söylediğini aktarıyor. Bu tür tepkiler, hem toplumun alışılmadık durumlara yaklaşımını hem de Temel'in bu durumları nasıl karşıladığını gösteriyor.
En duygusal anlar arasında, küçük kızının ona 'Bir elimi, bir ayağımı kesip sana vereyim' diyerek yardım teklif etmesi yer alıyor; Temel bu anı anlatırken duygulanıyor ve aile bağlarının önemine vurgu yapıyor.
Özetle, Mehmet Temel'in hayatı, fiziksel farklılıklara rağmen çalışmaya ve bağımsız yaşamaya odaklanan bir örnek teşkil ediyor. İş hayatındaki sürekliliği, araç kullanma yetisi ve müşterilerle kurduğu ilişkiler, onun topluma uyum sağlama ve pratik çözümler geliştirme becerisini ortaya koyuyor.
KALEİÇİ'NDEKİ İŞ YERİNE GELDİĞİNDE İSE KEPENGİNİ AÇAN TEMEL, TAKILARINI TEK TEK AYAKLARIYLA DİZİYOR, CEP TELEFONUNU AYAKLARIYLA KULLANIYOR VE KAHVESİNİ İÇİYOR.