TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Göç ve Uyum Alt Komisyonu Başkanı, AK Parti Antalya Milletvekili Atay Uslu, Türkiye'nin Suriye'deki amacının barışı ve esenliği korumak olduğunu vurguladı.
Uslu, Meclis'te gerçekleştirdiği basın toplantısında, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin 10 Aralık 1948'de kabul edildiğini hatırlatarak, insan haklarını savunmanın tüm insanlığın görevi olduğunu ifade etti. Uslu, insan haklarının bir güne sığdırılamayacağını belirtti.
Göç, savaş, ırkçılık, İslamofobi ve nefret suçları gibi tehditlere karşı sessiz kalmanın insanlığın vicdanını susturmak anlamına geleceğini dile getiren Uslu, Türkiye'nin insan hakları alanında evrensel bir savunucu konumunda olduğunu belirtti. Türk medeniyetinin her zaman mazlumlara kapı açtığını ifade eden Uslu, zulümden kaçanlara gönül ve sınır kapılarının açıldığını vurguladı.
Uslu, Suriye'de yaşanan gelişmeler karşısında Türkiye'nin üzerine düşen görevi yerine getirdiğini, tarihin de böyle yazacağını anlattı.
“Doğu'da insanlar, Batı'da insanlık ölüyor.” sözleriyle Türk milletinin, muhalefetin nefret diline rağmen medeniyet değerlerinden vazgeçmediğini belirten Uslu, tarihin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın insani ve vicdani duruşunu da yazacağına dikkat çekti.
Uslu, Suriye'de yeni bir siyasi gerçeklik oluştuğunu, yeniden bir anayasa ile siyasi ve ekonomik yapının şekilleneceğini söyledi. Türkiye olarak bu coğrafyada barış ve esenliği koruma amacının devam ettiğini belirten Uslu, Türkiye'de geçici koruma statüsündeki Suriyelilerin ülkelerine dönüşlerinin süreceğini, son günlerde geçişlerin hızlandığını kaydetti.
Yeni sınır kapılarının açıldığını, Yayladağı Sınır Kapısı'nın da 10 yıl aradan sonra yeniden açıldığını ifade eden Uslu, Avrupa'daki aşırıcılığın insanlık onurunu yaraladığını vurguladı.
İklim değişikliği'nin de göçü tetiklediğine dikkat çeken Uslu, bu süreçle ilgili hazırlıkların yapıldığını bildirdi. Gazze ve Lübnan'da yaşanan insanlık dramına değinen Uslu, soykırım suçu işlendiğini belirtti. Uslu, yaşananlara karşı dünyanın susmaya devam ettiğini, “Doğu'da insanlar, Batı'da insanlık ölüyor.” şeklinde konuşarak, Batı'daki ölümün aslında insanlığın ölümü olduğuna dikkat çekti.
Uslu, yalnızca çocuklar ve sivillerin değil, insani değerlerin de yok olduğunu ifade etti.