Olayın özeti:
Ankara'da yaşayan bir aile, çocuklarına 19 yıl boyunca farklı teşhisler konulduğunu ve bu nedenle doğru tedavi ve eğitim imkânlarından mahrum kaldıklarını iddia ederek genetik merkez hakkında suç duyurusunda bulundu. Ailenin avukatı Handan Sayan Özgür, dosyanın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na intikal ettiğini ve soruşturma izni için işlem beklenildiğini belirtti. Savcıların konuyu hızlı ve ciddiyetle ele aldığı vurgulandı.
Ailenin iddiaları:
Ailenin avukatı Handan Sayan Özgül, müvekkillerinin Mersin'den Ankara'ya gelerek merkeze güvendiklerini ve çocukların tedavi ile eğitim süreçlerinin yıllarca merkezin koyduğu teşhisler doğrultusunda şekillendiğini anlattı. Özgül, olayın "basit bir tıbbi hata" olmadığını, "19 yıla yayılan bir mağduriyet" ve kasıt iddiası taşıdıklarını söyledi.
Davada yer alan iddialara göre merkezin başlangıçta bir hastalık teşhisi koyduğu bir çocukta yaklaşık 6 yıl sonra teşhis değiştirildi. Aile, yurt dışına gönderilen testlerde merkezin koyduğu teşhislerle uyumlu olmayan sonuçlar çıktığını, merkezin ise yeniden test için aileden kişi başı 3-4 bin dolar talep ettiğini ve iki çocuk için yaklaşık 7-8 bin dolar bedel istendiğini belirtti.
Baba Ersin Bakır, ilk çocuk için verilen teşhisin Angelman Sendromu olduğunu; dört yıl sonra doğan ikinci çocuk için de aynı merkezin benzer teşhisler koyduğunu anlattı. Aile, yurt dışındaki testlerin sonuçlarının Angelman tanısıyla uyumlu olmadığını öğrenince merkezin bu teşhisi geri çektiğini, bunun dışında 2021'de çocuklar için Prader-Willi Sendromu şüphesiyle bazı çalışmalar yapıldığını ancak aileye bilgi verilmediğini iddia etti.
Bakır, aile olarak çocukların eğitim, tedavi ve yaşam düzenlerini uzun yıllar bu teşhislere göre şekillendirdiklerini; sürecin çocukların fiziksel durumunu ve bağımsızlık potansiyelini etkilediğini savundu. Avukat Özgül, çocukların şu anda yüzde 100 engelli olduğunu, nöbet geçirdiklerini ve kendi başlarına yürüyemediklerini belirterek doğru tanı ve tedaviye erişememenin yaşam kalitesi üzerindeki etkisine dikkat çekti.
Merkezin savunması ve soruşturmanın yönü:
Hakkında suç duyurusunda bulunulan genetik merkezin avukatı Ziynet Özçelik ise iddiaları reddetti. Özçelik, kurumun haksız bir suçlamayla karşı karşıya olduğunu söyledi ve "Çocuklarda tanısı henüz konulamamış nadir bir hastalıktan söz ediyoruz" diyerek klinik bulgular ile laboratuvar sonuçlarının her zaman örtüşmeyebileceğini vurguladı.
Özçelik ayrıca tıbbın bazı durumlarda nedenleri belirleyemediği, tanı konulamadığı hastalıkların bulunduğunu; bu nedenle yanlış teşhis iddiası varsa bunun doğru tanının ve tedavinin de ortaya konmuş olması gerektiğini belirtti. Merkezin belge ve kayıtlarının incelenebileceğini ifade ederek savunma yapmanın mümkün olduğunu söyledi.
Avukat Özgül, soruşturmada özellikle "özel belgede sahtecilik" ve "dolandırıcılık" suçlamalarının yer aldığını belirtti. Savcılığın merkez ve personel sorumluluğunu değerlendireceği, gerektiğinde soruşturma açılmasını talep ettiklerini ve sürecin ilerleyişini takip edeceklerini söyledi. Merkezden gelen geri dönüşte ise iddiaların basit bir tıbbi hata olduğu ve yeniden test teklif edildiği öne sürüldü.
Özgül, benzer mağduriyetlerin tek aileyle sınırlı olmayabileceği endişesini dile getirerek Türkiye'nin farklı bölgelerinden gelen ailelerin benzer nedenlerle mağdur edilmiş olabileceğini ve bunun soruşturmanın kapsamına alınması gerektiğini kaydetti. Aile, uzun yıllar süren belirsiz teşhis ve verilen hizmetlerin nereye yönlendirildiğinin açıklanmasını talep ediyor.
Soruşturma makamlarının dosyayı incelemesi ve merkez ile değerlendirme yapılmasının ardından sürecin nasıl ilerleyeceği netleşecek. Hem ailenin iddiaları hem de merkezin savunması soruşturma sürecinde belge ve kayıtlarla değerlendirilecek.
19 yıllık teşhis mağduriyeti iddiası: "İki çocuk yüzde 100 engelli hale geldi"