Zayıflama iğneleri: etkileri, riskleri ve bıraktıktan sonra yapılması gerekenler
Son dönemde kullanımı artan zayıflama ilaçları hızlı kilo verme hedefini desteklese de, doğru hasta seçimi ve takibi olmayan kullanımlarda çeşitli sağlık sorunlarına yol açabiliyor. İstanbul Beykent Üniversite Hastanesi’nden Dr. Öğr. Üyesi İsmail Engin, ilaçların çalışma biçimini, kimlerin fayda gördüğünü ve hangi durumlarda dikkatli olunması gerektiğini açıkladı.
ilaçların çalışma prensibi ve ne yapmadığı:
Dr. Engin, bu ilaçların doğrudan yağ yakmadığını, vücutta tokluk hissi oluşturarak yeme miktarını azalttığını belirtiyor. Laboratuvarda üretilen GLP-1 ve GIP benzeri hormonlar, yemek sonrası beyinde "doydum" hissinin oluşmasına yardımcı oluyor; bunun yanı sıra mide boşalmasını ve bağırsak hareketlerini yavaşlatarak tokluğun daha uzun sürmesini sağlıyor. Dolayısıyla kilo kaybı esas olarak azalan kalori alımı ve eşlik eden yaşam tarzı değişiklikleriyle gerçekleşiyor.
kimler kullanmalı, kimler dikkat etmeli:
Zayıflama iğneleri genellikle obezite ve diyabet ilişkili durumlarda tercih ediliyor. Engin, vücut kitle indeksi 30 üzerinde olanlar ile obeziteye bağlı diyabet, prediyabet, polikistik over, yağlı karaciğer veya osteoartrit gibi ek hastalıkları olanlarda BMI 27 üzerindeyse endikasyon oluşabildiğini aktarıyor. Ancak medüller tiroit kanseri öyküsü veya ailevi MEN 2 sendromu olanlar, hamileler, emzirenler ve 18 yaşın altındakilerde kullanılmaması gerektiği vurgulanıyor. Ayrıca ağır böbrek yetmezliği, akut pankreatit öyküsü veya aktif safra kesesi hastalığı olanlarda dikkatli olunmalı veya kullanım değerlendirilmemeli.
Hızlı kilo verme de tek başına safra taşı riskini artırabildiği için, safra kesesi hastalığı öyküsü olanlarda ilaç öncesi bu durumun değerlendirilmesi önem taşıyor.
yan etkiler ve izlem:
İlaçların mide ve bağırsak hareketlerini yavaşlatması nedeniyle hastalarda hazımsızlık, reflü, bulantı, kusma, karın ağrısı ve şişkinlik gibi şikayetler görülebiliyor. Gastroparezi öyküsü olanlarda bu ilaçlar önerilmeyebiliyor veya özel değerlendirme yapılıyor. Şikayetlerin pankreatit şüphesi uyandırması halinde erken tahlil ve takip yapılarak olası pankreatit kontrol altına alınmaya çalışılıyor.
Yan etkilerin azaltılması için tedaviye genellikle en düşük doz ile başlanıyor ve bir ay sonra kademeli olarak artırılıyor. Bu nedenle hekim gözetimi ve gerekli tetkiklerle başlamak kritik kabul ediliyor.
kullanım hataları, soğuk zinciri ve reçete dışı temin riskleri:
Dr. Engin, sosyal medya kaynaklı ve hekim kontrolü dışında yapılan kullanımların ciddi sonuçlara yol açabildiğini belirtiyor. İlacın soğuk zinciri bozulursa etkisiz veya beklenmedik yan etkilere neden olabileceği için eczaneden ve hekim reçetesiyle temin edilmesi gerektiğini vurguluyor.
ilacı bıraktıktan sonra kalıcı başarı için yapılması gerekenler:
Obezitenin kronik bir hastalık olduğuna dikkat çeken Engin, zayıflama iğnelerinin tek başına çözüm olmadığını, 6 aylık veya 1 yıllık süreçte kazanılan diyet ve egzersiz alışkanlıklarının sürdürülebilir hale getirilmesi gerektiğini söylüyor. Aksi takdirde ilacı bırakınca tekrar kilo alınabileceğine benzetme yaparak, ilacın bir geçiş desteği olduğunu hatırlatıyor. Ayrıca bu tedavi sonrası idame için yakın zamanda oral tablet formlarının gündemde olduğunu, şu an için ülkemizde bulunmadığını belirtiyor.
yüzde değişim ve kas kaybını önleme önerileri:
Hızlı kilo verme sırasında kas kaybı yaşanması halinde yüz şekli ve kas kitlesinde değişiklik olabileceğini söyleyen Engin, bunun önüne geçmek için günlük kilograma 1–1,5 gram protein alımının ve direnç egzersizlerinin şart olduğunu aktarıyor. Önerilen egzersiz: günde yaklaşık 40 dakika, haftada en az 4 gün direnç ağırlıklı antrenmandır.
Sonuç olarak, zayıflama iğneleri hekim değerlendirmesiyle, doğru hasta seçimi ve izlem şartıyla fayda sağlayabilir; ancak bilinçsiz kullanım, soğuk zinciri ihlali ve tek başına ilaç beklentisi istenmeyen sağlık sorunlarına yol açabilir.
DR. ÖĞR. ÜYESİ İSMAİL ENGİN