yorgunluk kalbin erken sinyali olabilir: günlük performanstaki düşüşe dikkat

Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Göksel Güz, günlük yaşam performansında sonradan ortaya çıkan düşüşlerin göğüs ağrısı kadar kalp hastalığı belirtisi olabileceğini belirtiyor.

Yayın Tarihi: 29.09.2026 10:45
Güncelleme Tarihi: 29.09.2026 10:45

yorgunluk kalbin erken sinyali olabilir: günlük performanstaki düşüşe dikkat

yorgunluk kalp hastalığının ilk uyarısı olabilir:

Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Göksel Güz, kalp hastalıklarının bazen göğüs ağrısından çok günlük yaşam performansındaki değişimle kendini belli ettiğini vurguluyor. Daha önce rahatça çıkılan merdivenlerin aniden zorlaşması, kısa yürüyüşlerde nefes nefese kalma veya basit ev işlerinde belirgin yorgunluk hissi yeni başlayan bir sorunun habercisi olabilir.

Güz, bu tür yakınmaların her zaman sadece yaşlanma veya kondisyon eksikliğiyle açıklanamayacağını; kalbin vücudun ihtiyaç duyduğu oksijenli kanı yeterince dolaşıma verememesi durumunda efor kapasitesinin düşebileceğini aktarıyor. Özellikle kişinin yaşam kalitesini etkilemeden önce bu değişimlerin değerlendirilmesinin önemli olduğunu belirterek, "Yeni başlayan efor kaybı, kalp açısından mutlaka değerlendirilmesi gereken belirtiler arasında yer alıyor" dedi.

göğüs dışındaki ağrılar ve eşlik eden bulgular:

Kalp kaynaklı ağrının yalnızca göğüste hissedilmediğine dikkat çeken Güz, bazı hastalarda ağrının çene, sırt, omuz veya sol kola yayılabildiğini söylüyor. Fiziksel aktivite sırasında başlayan ve dinlenmeyle hafifleyen ağrılar, kalp damar hastalıkları açısından anlam taşıyor.

Ayrıca mide bulantısı, soğuk terleme ve açıklanamayan halsizlik gibi yakınmaların da kalp tablosuna eşlik edebileceği hatırlatılıyor. Bu belirtiler tek başına kalp hastalığı anlamına gelmeyebilir; ancak ağrının nerede başladığı, hangi şartlarda ortaya çıktığı ve beraberindeki semptomların bütüncül değerlendirilmesi tanıyı kolaylaştırır. Güz, bu noktada eşlik eden belirtilerin tanı açısından yol gösterici olduğunu vurguluyor.

kadınlarda belirtiler farklılaşabiliyor:

Güz, kadınlarda kalp hastalıklarının klasik erkek tablosundan farklı seyredebildiğini ifade ediyor. Kadınlarda nefes darlığı, olağandışı yorgunluk, bulantı ve sırt ağrısının daha belirgin olabileceğini; bu nedenle yakınmaların yalnızca göğüs ağrısına indirgenmemesi gerektiğini belirtiyor.

Özellikle diyabet, hipertansiyon veya aile öyküsünde erken yaşta kalp hastalığı bulunan kadınlarda bu semptomların stres veya yoğun çalışma temposuna bağlanmaması gerektiğine dikkat çeken Güz, belirtilerin kişiye özgü değerlendirilmesinin kalp hastalıklarının daha erken fark edilmesine katkı sağlayabileceğini aktarıyor.

sessiz ilerleyen riskler ve koruyucu önlemler:

Yüksek tansiyon ve yüksek kolesterolün uzun yıllar belirti vermeden ilerleyebildiğini söyleyen Güz, kişinin kendini iyi hissetmesinin kalp-damar riski düşük olduğu anlamına gelmediğini belirtiyor. Kontrolsüz tansiyonun damar yapısını, yüksek kolesterolün ise damar duvarında plak oluşumunu yıllar içinde olumsuz etkileyebileceği hatırlatılıyor.

Bu nedenle rutin tansiyon ve kolesterol kontrollerinin önemine dikkat çekiliyor: "Rutin tansiyon ve kolesterol kontrolleri, kalp sağlığını korumanın en önemli basamaklarından biridir". Ayrıca risk değerlendirmesinin tek bir laboratuvar sonucuna dayanamayacağı; yaş, tansiyon, diyabet, sigara kullanımı, aile öyküsü ve yaşam alışkanlıklarının bir bütün olarak ele alınması gerektiği vurgulanıyor. Güz, "Kalp sağlığını değerlendirirken yalnızca tek bir kan sonucuna değil, kişinin bütün risk profiline bakıyoruz" diyerek kişiye özel yaklaşımın önemini belirtiyor.

Kalbi korumanın büyük bölümünün günlük alışkanlıklarla ilişkili olduğu belirtiliyor. Düzenli fiziksel aktivite, dengeli beslenme, tütün ürünlerinden kaçınma, sağlıklı kilo ve yeterli uykunun kalp sağlığını destekleyen temel unsurlar olduğu aktarılıyor. Uzun süre hareketsiz kalmak yerine düzenli yürüyüş, sebze ve lif açısından zengin beslenme ve tansiyon ile kan şekeri kontrolünün ihmal edilmemesi gibi küçük ama sürekli değişikliklerin uzun vadede etkili sonuçlar doğuracağı vurgulanıyor.

Sonuç olarak, kalp sağlığını korumak yalnızca hastalık ortaya çıktığında tedaviye başlamak değildir. Düzenli kontrolleri ihmal etmemek, risk faktörlerini bilmek ve günlük yaşamda hareketi artırmak, kalp-damar hastalıklarının erken saptanması ve önlenmesi açısından en etkili yaklaşımlardır.

KARDİYOLOJİ UZMANI DOÇ. DR. GÖKSEL GÜZ, ÖZELLİKLE SONRADAN GELİŞEN PERFORMANS  DÜŞÜŞÜNÜN...

KARDİYOLOJİ UZMANI DOÇ. DR. GÖKSEL GÜZ, ÖZELLİKLE SONRADAN GELİŞEN PERFORMANS DÜŞÜŞÜNÜN ÖNEMSENMESİ GEREKTİĞİNİ BELİRTEREK, “KALP HASTALIKLARINDA BAZEN ENÖNEMLİ İPUCU GÖĞÜS AĞRISI DEĞİL, KİŞİNİN GÜNLÜK YAŞAMPERFORMANSINDAKİ DEĞİŞİMDİR” DEDİ.

Yazar
EDİTÖR

Zeynep Kaya

Merhaba, ben Zeynep Kaya. 25 yaşındayım, İzmir'den çalışıyorum. aksiyon.com.tr Gündem kategorisinde veri gazeteciliği yapıyorum. Rakamlar benim işim. Anketlerin, istatistiklerin dilini halkın anlayacağı şekilde haberleştiriyorum. Genelde sessiz ama çok dikkatli bir yapıya sahibim.