Yazla birlikte artan kirlilik: Gediz Nehri izleme raporu uyarısı

İzmir ve Manisa'nın ortak izleme raporu, hazirandan itibaren Gediz Nehri'nde sanayi, tarım ve evsel kaynaklı kirliliğin yükseldiğini; yeraltı suları ve İzmir Körfezi için risk oluşturduğunu ortaya koyuyor.

Yayın Tarihi: 27.09.2026 11:05
Güncelleme Tarihi: 27.09.2026 11:05

Yazla birlikte artan kirlilik: Gediz Nehri izleme raporu uyarısı

raporun kapsamı ve yöntemleri:

İzmir ve Manisa Büyükşehir Belediyeleri tarafından yürütülen ortak izleme çalışmasının 7. Dönem Raporu, Temmuz ayı verilerini içerecek şekilde yayımlandı. İZSU ve MASKİ tarafından Ocak 2026'da başlatılan çalışma kapsamında Gediz Nehri ile Nif Çayı, Ağıl Deresi ve havza genelindeki yan kollarından düzenli örneklem alınıyor ve laboratuvarda analiz ediliyor. İzmir sınırlarında Gediz ana kolu, Ağıl Deresi ve Nif Çayı'nda 23, Manisa sınırlarında ise Gediz ana yatağı ve yan derelerinde 36 örnekleme noktası belirlendi; böylece nehrin farklı kesimlerindeki değişimler periyodik olarak izleniyor.

yağış dönemleri ile kirlilik ilişkisi:

Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Kurucu, aylık izlemede dikkat çekici bir mevsimsel eğilim tespit ettiklerini aktardı. Raporda, Ocak-Mart arasındaki yoğun yağış dönemini takiben su kalitesinde belirgin iyileşme görüldüğünü, ancak yaz aylarında yağışların azalmasıyla birlikte kirlilik yükünün haziran ayından itibaren tekrar yükseldiğini vurgulandı. Kurucu'ya göre görülen artışlar sanayi, tarım ve evsel kaynaklı organik kirleticiler ile ağır metallerin varlığına işaret ediyor ve yaz mevsiminde nehirde ani pikler oluştuğu kaydedildi.

ağır metaller ve kirletici düzeyleri:

Rapor, yüzey sularında ölçülen bazı parametrelerin olağan seviyelerin çok üzerinde olduğunu ortaya koyuyor. Kurucu, su örneklerinde bakır, brom, kobalt, bor gibi maddelerin değerlerinin normalin 100–200 katına varan oranlarda ölçüldüğünü belirtti. Bu tür yüksek değerlerin doğal kaynaklı olamayacağı, dolayısıyla belli noktalardan gelen kirletici yüklerinin tespit edilip durdurulması gerektiği vurgulandı. Kurucu, kirletici kaynaklarının yerlerinin ve örnekleme noktalarının belli olduğunu, teknik olarak kaynakların bulunmasının mümkün olduğunu ancak bunun sadece belediyelerin yetkisinde olmayacağını; nehirlerin denetiminin ilgili bakanlıklarla koordinasyonu gerektirdiğini ifade etti.

körfez, tarım alanları ve yeraltı suları üzerindeki etkiler:

Gediz Nehri'nin yaklaşık 401 kilometrelik yolculuğunda Kütahya, Uşak, Manisa ve İzmir illerinden geçerek Ege Denizi'ne ulaştığı hatırlatılan raporda, nehrin taşıdığı kirleticilerin sadece akarsu ekosistemini değil; İzmir Körfezi'ni, sulanan tarım arazilerini ve yeraltı su kaynaklarını da tehdit ettiği belirtildi. Prof. Dr. Kurucu, yapılan izlemenin iki temel amacından birinin nehrin kendi ekosistem durumunu tespit etmek, diğerinin ise Körfez'e taşınan kirlilik yükünü ölçmek olduğunu söyledi ve şu uyarıda bulundu: "Körfezin kirlenmemesi mümkün değil. Gediz Nehri’nin suyuyla sulanan toprakların kirlenmemesi mümkün değil. İçme suyu olarak zaten kullanılacak durumda değil."

Kurucu ayrıca nehirdeki kirliliğin yalnız yüzeyle sınırlı kalmadığına, özellikle akış hızının düştüğü dönemlerde kumlu-çakıllı yataklardan yüzey altına sızma yoluyla kirliliğin yeraltı sularına ulaştığına dikkat çekti. Bu durumun içme suyu teminindeki temel kaynakları riske attığı, bu nedenle yüzey suları kadar yeraltı sularının korunmasının da kritik önem taşıdığı vurgulandı.

müdahale ve koordinasyon ihtiyacı:

İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından Körfez'de yürütülen dip tarama çalışmaları ve Çiğli Atıksu Arıtma Tesisi'ndeki kapasite artışının körfez sağlığına olumlu katkı sağladığı kabul edilirken, Kurucu bunun tek başına yeterli olmayacağını belirtti. Dip tarama ve arıtma kapasitesindeki iyileşmelerin deniz kirliliğini azaltmaya yardımcı olduğu, ancak nehre ve yan derelere karışan kirletici girişleri durdurulmadığı sürece sorunun kökten çözülmeyeceği ifade edildi. Özellikle Ağıl Deresi gibi kirlilik yükü yüksek yan derelerin taşıdığı tehditin Körfez sağlığı açısından önemine dikkat çekildi.

Kurucu, elde edilen izleme sonuçlarının diğer kamu kurumlarıyla paylaşılmaya hazır olduğunu, kirletici kaynaklarının tespitinin teknik olarak basit olduğunu ve denetim ile müdahalenin çok paydaşlı bir çalışma gerektirdiğini vurguladı: "Söz konusu olan insanın ve doğanın en önemli yaşam hakkı olan su. Bir sonraki nesillere içecek bir bardak temiz su bırakacaksak bunu mutlaka yapmamız gerekiyor."

izlemenin geleceği:

İZSU ve MASKİ'nin ortak izleme çalışmaları önümüzdeki aylarda da devam edecek. Elde edilen verilerin yıllık rapora dönüştürülmesiyle Gediz havzası boyunca kirliliğin mekânsal ve zamansal dağılımının bütüncül olarak ortaya konması, kirletici kaynakların hedeflenerek denetlenmesi ve müdahale önceliklerinin belirlenmesi hedefleniyor. Raporda yer alan veriler, hem yüzeysel hem de yeraltı suyu güvenliği açısından erken uyarı niteliği taşıyor ve çok kurumlu bir eylem planının gerekliliğini işaret ediyor.

Gediz’de 7. Dönem Raporu: Yaz aylarında kirlilik yükselişe geçti

Gediz’de 7. Dönem Raporu: Yaz aylarında kirlilik yükselişe geçti

Yazar
EDİTÖR

Meryem Özdemir

Ben Meryem Özdemir, 24 yaşındayım, Bursa'dan çalışıyorum. aksiyon.com.tr Gündem'deyim ama spesifik olarak eğitim ve sağlık politikalarındaki güncel gelişmelere odaklanıyorum. Öğrenmeye açık, meraklı ve enerjik bir yapım var.