Van Gölü, mikrobiyalit çalışmalarıyla uluslararası araştırmanın odağında
Dünyanın en büyük sodalı gölü olan Van Gölü, güncel mikrobiyalit oluşumları nedeniyle uluslararası bir araştırma projesinin merkezine oturdu. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinasyon Birimi tarafından desteklenen proje, göldeki mikrobiyalitlerdeki biyofilmlerde bulunan karbonat nanokürelerin kökenini ve oluşum mekanizmalarını açığa çıkarmayı amaçlıyor.
Proje yürütücülüğünü Van YYÜ Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Çetin Yeşilova üstleniyor. Araştırma ekibinde Prof. Dr. Serkan Üner, Doç. Dr. Pelin Güngör Yeşilova, Doç. Dr. Ezher Tagliasacchi ve Dr. Öğr. Üyesi Gürçay Kıvanç Akyıldız yer alıyor; çalışma İtalya, Çin ve Polonya’daki kurumlarla uluslararası işbirliği içinde yürütülüyor.
Saha çalışmaları ve örnekleme:
Saha çalışmaları sırasında ekip, yüzeyden başlayıp tekne ile gölün daha derin kesimlerine inerek örnekler topladı. Proje yürütücüsü Doç. Dr. Çetin Yeşilova, ilk etapta karaya yakın yürüyerek alınan yüzey örnekleriyle, tekneyle elde edilen derin örneklerin laboratuvar analizlerine uygun şartlarda muhafaza edildiğini aktardı. Örnekler 50 mililitrelik Falcon tüplerine konuldu ve glutaraldehit ile sabitlenerek analizlere gönderilecek şekilde hazırlanıyor.
Alınan örnekler hem mikrobiyalit dokusunu hem de biyofilm içindeki mikroorganizma topluluklarını gösterecek biçimde farklı katmanlar içeriyor. Arazi çalışmalarına, Van'ın Gevaş ilçesi Altınsaç Mahallesi kıyısında dalış rehberi Serkan Ök ve Polonya’dan Bruno Garrett de katılarak su altından numune alma çalışmalarına destek verdi.
Analiz hedefleri ve karşılaştırmalı yaklaşım:
Çalışmanın temel hedefi, mikrobiyalitlerdeki nanokürelerin kökeninin biyolojik mi, inorganik mi yoksa her iki sürecin bileşkesiyle mi oluştuğunu belirlemek. Elde edilecek veriler öncelikle Salda Gölü örnekleriyle karşılaştırılacak; Salda, Mars’taki Jezero Krateri ile yapılan karşılaştırmalarda daha önce referans alanı olarak gösterilmişti.
Projeyle ilgili olarak Doç. Dr. Yeşilova, Mars'tan getirilecek örneklerin bilim dünyasına açılmasıyla birlikte Van ve Salda örnekleri arasındaki korelasyonun daha ileri düzeyde yapılacağını, ancak Mars örneklerinin 2029'da ulaşması beklendiğinden bu kıyaslamanın o tarihten sonra mümkün olacağını belirtti. İlk etapta Salda Gölü örnekleriyle korelasyon yapılacağı ve tüm analizlerin tamamlanmasının ardından projenin sonuçlarına ulaşılacağı vurgulandı.
Uluslararası ortaklardan Prof. Dr. Miroslaw Slowakiewicz (Varşova Üniversitesi) projede çok küçük ölçekli, yüksek büyütmeli incelemelerin yapılacağını; odak noktasının 200 nanometreden daha küçük yapılar olduğunu söyledi. Bu ölçek, tipik bir virüs boyutuna denk düşerek nanokürelerin morfolojisi ve oluşum süreçleri hakkında doğrudan kanıt elde etmeye olanak tanıyacak.
Slowakiewicz ayrıca Van Gölü'nün yüksek alkaliniteye sahip bir ortam olduğunu, pH değerinin 10’a yaklaştığını ve bu nedenle gölde yaşayan mikroorganizmaların ekstrem koşullara uyum sağlamış topluluklar oluşturduğunu belirtti. Van'daki mikrobiyalitlerin kalsiyum karbonat ağırlıklı olduğu, Salda Gölü'nde ise hidromanyezitin öne çıktığı ifade edildi.
Mikrobiyal katmanlar ve beklenen bulgular:
Proje ekibinden Doç. Dr. Ezher Tagliasacchi, mikrobiyalitlerdeki farklı renkli katmanların farklı mikroorganizma gruplarını temsil ettiğini anlattı. Ekip gözlemlerine göre pembemsi katmanlar sülfür bakterilerine, ince bantlı açık yeşil katmanlar siyanobakterilere, en üstteki katmanlar ise alglere karşılık geliyor. Bu katmanların karbonatlaşma süreçlerine katkısı ve nanoküre oluşumundaki rolleri ayrıntılı mikroskobik ve kimyasal analizlerle değerlendirilecek.
Numuneler farklı ülkelerdeki laboratuvarlara gönderilerek morfolojik, mineralojik ve kimyasal analizlere tabi tutulacak. Bu analizler, nanokürelerin kökenine dair biyolojik veya inorganik imzaların tespit edilmesine olanak sağlayacak ve Van–Salda–Mars karşılaştırması için temel veri setini oluşturacak.
Proje, hem Türkiye içinden hem de İtalya, Çin ve Polonya’dan araştırmacıları bir araya getiren disiplinlerarası bir yaklaşım sunuyor. Araştırmacılar, elde edilecek sonuçların hem Dünya’daki ekstrem ortam ekolojisine ışık tutacağını hem de Mars örneklerinin gelmesiyle gezegenler arası benzerliklerin ortaya konmasında kritik rol oynayacağını vurguluyor.
Bilim insanları Van Gölü'nde Mars'ın izini sürüyor