Uzun Çarşı'da geleneksel ticaret ile dijital satışın çatışması
Sakarya'nın Adapazarı ilçesindeki, kökenleri 18. ve 19. yüzyıllara uzanan Uzun Çarşı, geleneksel esnaflık ile modern e-ticaret uygulamaları arasındaki dönüşümün somut örneklerini barındırıyor. Çarşıda bazı dükkânlar yüz yüze satış geleneğini sürdürmeyi tercih ederken, bazı işletmeler sanal vitrine taşınarak gelirlerini çeşitlendiriyor.
Yüz yüze satışı savunan esnafın gerekçeleri
Babadan devralınan işyerlerinde hizmet veren bazı esnaflar, düzenli müşteri ilişkilerinin ve güvenirliğin korunmasının kendileri için öncelikli olduğunu belirtiyor. Sezer Akyıldız, babasının 45 yıllık gümüşçü dükkanını devraldığını, düzenli müşterilerin kaybı halinde teknolojik ticaretin işlerini zorlayabileceğini vurguluyor. Akyıldız, internet üzerinden satış yapan platformlara ödenen yüzde 29'a varan komisyonları gerekçe göstererek internet satışından uzak durduklarını ifade ediyor.
40 yıllık ayakkabı ustası Sinen Pekçetin ise genç kuşağın artık çarşıdan çok dijital mecraları veya AVM'leri tercih ettiğini, kendilerininse müşterilerle kurdukları sıcak ve samimi ilişkiler sayesinde ayakta kaldıklarını söylüyor. Pekçetin, müşterilerinin ürünleri görüp deneyerek satın almayı tercih ettiklerini belirtiyor.
Tüketici cephesinde de yüz yüze alışverişe bağlılık dikkat çekiyor. 80 yaşındaki Engin Bakır ve 47 yaşındaki Yusuf Ekşi, malı görerek ve dokunarak almayı, pazarlık ve güven unsurunu tercih ettiklerini; internet alışverişinde dolandırıcılık ve güvensizlik endişesi taşıdıklarını belirtiyorlar.
E-ticarete geçenler: gelir desteği ve uyarılar
Diğer tarafta, babasının 25 yıl önce açtığı aksesuar dükkanını devralan Hüseyin Oğuz Çelik gibi işletmeciler mağazadaki ürünlerin internetten de satışıyla geliri çeşitlendirmiş durumda. Çelik, kazancının yarısının internetten yapılan satışlardan geldiğini, e-ticaretin özellikle kıyafet, giyim ve aksesuar sektörlerinde gerekli bir adım olduğunu söylüyor. Buna karşın gıda sektöründe e-ticaretin aynı öneme sahip olmayabileceğini de ifade ediyor.
Çelik, esnafın çağa ayak uydurmasının gerekliliğine dikkat çekerek, yerel marka bilinirliğinin azalması ve nüfus artışı gibi değişimlere işaret ediyor: "Artık nüfus 2 milyon oldu. Artık kimse kimseyi pek tanımıyor." Ayrıca kart ve pos gibi teknolojilere direnmenin esnafı zora sokabileceğini ve "yavaş yavaş batma" riskini beraberinde getirebileceğini belirtiyor.
Çıkarımlar: çeşitlenen gelir kaynakları ve kuşak farkı
Uzun Çarşı örneği, geleneksel esnaflığın müşteri ilişkileri ve güven temelli avantajlarıyla dijitalleşmenin sunduğu ölçek avantajlarının aynı pazarda yan yana var olduğunu gösteriyor. Esnafların bir kısmı e-ticareti ilave gelir kaynağı olarak görüyor; bazıları ise komisyon maliyetleri ve güven kaygıları nedeniyle dijitale mesafeli duruyor. Uzun vadede hangi yaklaşımın çoğunluğu oluşturacağı, tüketici tercihlerindeki kuşak değişimi ve esnafın teknolojiyi benimseme hızına bağlı olacak.
Sonuç: Uzun Çarşı'daki dönüşüm, tarihi bir ticaret merkezinin modernleşme sınavı olarak okunabilir. Hem yüz yüze geleneği koruyan hem de dijitali benimseyen işletmelerin dengesi, çarşının ekonomik geleceğini belirleyecek önemli bir unsur olmaya devam ediyor.
Asırlık çarşıda tezgahlar sanal vitrine taşınıyor: Esnaf e-ticaretle yüzleşiyor