GFZ verileri İstanbul için yeniden gündeme getirdi
Alman yer bilimleri araştırma merkezi GFZ tarafından Science dergisinde yayımlanan çalışma, Marmara Denizi'ndeki sismik hareketliliğin İstanbul'a doğru bir göç eğiliminde olduğunu ortaya koydu. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu, çalışmayı değerlendirerek olası etkiler ve hazırlanılması gereken senaryolar konusunda uyarılarda bulundu.
Çalışmanın bulguları ve uzman yorumu
GFZ'nin verileri, Marmara'da son yıllarda gözlenen depremsellik merkezlerinin batıdan doğuya doğru ilerlediğini gösteriyor. Çalışmada, 2011'deki 5.2, 2012'deki 5.1 ve Kumburgaz Çukuru'nda 2025 yılında kaydedilen 6.2 büyüklüğündeki depremler örnek olarak gösterildi.
Prof. Dr. Kutoğlu, bu ilerleyişin sistematik devam etmesi halinde kırılmanın Adalar önünden geçen kilitli fay segmentinde beklenebileceği iddiasına dikkat çekti, ancak bunun kesin değil, bir değerlendirme olduğunu vurguladı.
Fay hareketi ve enerji birikimi
Çalışmada batıda kalan mavi segmentte sürünme (creep) yapan fayların gözlemlendiği bildiriliyor. Kutoğlu, yüzeyde sürünme olmasının fayın derinliklerinde kilitlenmediği anlamına gelmediğini belirtti: "Sürünme yapan fayların enerji biriktirmesi çok daha uzun zaman alır. Deprem riski burada kilitli faylara göre çok daha düşük olur çünkü enerji biriktirmesi yavaş olur. Ama asla ve asla bunlar deprem üretmeyecek diye bir şey söz konusu değil."
Çalışmada verilen sürünme hızı yıllık 10 milimetre (1 santimetre) olarak raporlanırken, Kutoğlu Kuzey Anadolu Fayı'nın ortalama hızının 2–3 santimetre olduğunu hatırlatarak yüzeydeki hareketin aldatıcı olabileceğini, fayın derin bir yerde kilitlenmiş olabileceğini ifade etti.
Hazırlıkların kapsamı: en kötü senaryoya göre planlama
Prof. Dr. Kutoğlu, kamuoyunda oluşan "deprem küçük olacak" algısının tehlikesine dikkat çekerek, hazırlıkların en kötü senaryoya göre güncellenmesi gerektiğini savundu. Kutoğlu, kilitli fay segmentinin kırılması halinde büyüklük ve uzunluk bakımından 7'den büyük bir depremin mümkün olduğuna işaret etti ve "Acı bedeller ödememek için, faturanın ağır olmaması için mutlaka en kötü senaryoya göre hazırlıkların yapılması gerekiyor" uyarısını yineledi.
Kutoğlu ayrıca resmi kurumların hazırlıklarını 7.5 büyüklüğüne göre yaptığını belirterek bu hazırlıkların sürdürülmesi gerektiğini söyledi.
Tarihten alınacak dersler: Maraş ve Japonya örnekleri
Uyarısını somut örneklerle destekleyen Kutoğlu, 2023 Kahramanmaraş depremlerinde birden fazla fay segmentinin aynı anda kırılarak beklenenden daha büyük bir yıkıma yol açtığını hatırlattı. Japonya örneğinde ise 2011 Tohoku depreminde planlanan senaryonun ötesinde birden fazla segmentin kırılması sonucu 9 büyüklüğüne ulaşan deprem ve tsunamiye dikkat çekti. Bu örnekler, en kötü senaryonun hafife alınmaması gerektiğini gösteriyor.
etki haritası ve riskli bölgeler
Kutoğlu'na göre olası bir kırılma haritasında geniş bir coğrafya depremi hissedecek; ancak asıl yıkım riski İstanbul'un güney kıyıları ve Güney Marmara tarafında toplanıyor. Zemin koşullarının etkisi nedeniyle bu bölgelerde hissedilen şiddetin daha yüksek olabileceği, haritada sıcak renklerle gösterilen alanlarda hasar riskinin arttığı vurgulandı.
Prof. Dr. Kutoğlu'nun değerlendirmesi, GFZ'nin Science'da yayımlanan verileri ile örtüşerek İstanbul ve Marmara'da hazırlıkların gecikmeden, en kötü senaryolara göre sürdürülmesi gerektiği yönünde net bir çağrı ortaya koyuyor.
YAPILAN ÇALIŞMADAKİ HARİTA