Uyku apnesi horlamadan ibaret değil
Akciğer Sağlığı ve Yoğun Bakım Derneği (ASYOD) Uyku Bilim Kurulu Üyesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Karadağ, 11. Uluslararası Katılımlı Akciğer Sağlığı Kongresi kapsamında Antalya'da yaptığı açıklamada, uyku apnesinin yalnızca horlama ve sabah yorgunluğu olarak görülmemesi gerektiğini söyledi. Prof. Dr. Karadağ, hastalığın hem fiziksel hem zihinsel sağlığı derinden etkilediğini, tanı ve tedaviyle hastaların belirgin biçimde iyileştiğini belirtti.
Uyku apnesinin tanımı ve günlük yaşam etkileri
Uyku apnesi, üst solunum yolunun tıkanması nedeniyle uyku sırasında solunumun tekrar tekrar kesilip yeniden başlamasıyla karakterize edilen ciddi bir solunum bozukluğudur. Prof. Dr. Karadağ, bu durumun bireyin günlük yaşamını, iş performansını ve ilişki dinamiklerini doğrudan etkilediğini vurguladı.
"Uyku apnesi yalnızca gece horlamasıyla sınırlı değildir" ifadesiyle Karadağ, uykuda tekrar eden solunum durmaları sonucunda ortaya çıkan oksijen düşüşlerinin ve sürekli alarma geçen vücut tepkisinin gündüz uyku hali, dikkat ve performans kaybına yol açtığını aktardı.
Uykunun restorasyon rolü: "İyi uyumak bir insanlık hakkıdır"
Prof. Dr. Karadağ, uykunun vücut için bir restorasyon dönemi olduğunu belirterek, "İyi uyumak bir insanlık hakkıdır, tercih değildir" dedi. Günün üçte birinin uykuda geçtiğini, uykunun beyin, kalp, böbrekler ve tüm vücut için onarıcı bir süreç olduğunu ifade etti. Solunumun bu restorasyonun enerji kaynağı olduğunu ve yeterli nefes alınamadığında tüm sistemlerin etkilendiğini anlattı.
Kronik hastalıklar ve metabolik etkiler
Karadağ, uyku apnesinin hipertansiyon, obezite ve diyabet dahil kronik hastalıkların gelişiminde rol oynadığını belirtti. Özellikle genetik yatkınlığı olanlarda hipertansiyon riskinin arttığını ve hipertansiyon hastalarının üçte birinde uyku apnesi görüldüğünü kaydetti. Ayrıca, tedavi sonrası kilo verme ve enerji artışı gibi olumlu değişimlerden söz etti.
Trafik ve iş güvenliği açısından riskler
Uyku apnesinin trafik kazaları ve iş güvenliği üzerinde ciddi etkileri olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Karadağ, gece boyunca rahat nefes alamayan kişilerin ertesi gün yorgun ve dikkat dağınıklığı ile hareket ettiğini, bunun kazalara yol açtığını söyledi. Karadağ, "sürücü hatalı kazaların yüzde 70’inden fazlasında uyku apnesinin rolü vardır" uyarısında bulundu ve uyku apnesi tanısı konmayan veya tedavi edilmeyen kişilerin araç kullanmamaları gerektiğini vurguladı.
Tanı yöntemleri: Uyku laboratuvarı ve ev tipi testler
Kesin tanı için uyku laboratuvarlarının önemine değinen Karadağ, laboratuvarda gece boyu hastanın tüm fonksiyonlarının monitörize edildiğini, REM uykusu, oksijen seviyeleri ve kalp atımlarının detaylı izlenmesiyle doğru değerlendirme yapıldığını belirtti. Ayrıca, tarama amacıyla ev tipi uyku testlerinin son yıllarda yaygınlaştığını ve hastalara kolaylık sağladığını ifade etti.
Uyku hijyeni ve tedavi sonrası kazanımlar
Prof. Dr. Karadağ, düzenli uyku saatleri, ekran kullanımının azaltılması ve uygun oda koşullarının önemine dikkat çekti. Yatak odasından cep telefonları ve televizyondan kaçınılmasını, yatmadan en az bir saat önce ekran kullanımının sonlandırılmasını önerdi. Tedavi gören hastaların yaşam kalitesinde belirgin artış gözlendiğini, birçok hastanın "tedavi sonrası kendilerini 10 yaş gençleşmiş gibi hissettiklerini" söylediğini aktardı.
Konuşmasının sonunda Karadağ, dünya genelinde uyku sağlığına ilişkin farkındalığın artması gerektiğini; tanı, tedavi ve yasal düzenlemelerle toplum sağlığının korunmasının önemine vurgu yaptı.
MEHMET KARADAĞ