Üç haftadan uzun süren öksürük tüberküloz belirtisi olabilir, uzman uyardı

Dr. Remzi Karşı, üç haftayı aşan öksürüğün tüberküloz belirtisi olabileceğini, erken tanı ve düzenli tedavinin önemini vurguladı.

Yayın Tarihi: 08.01.2026 11:35
Güncelleme Tarihi: 08.01.2026 11:35

Üç haftadan uzun süren öksürük tüberküloz belirtisi olabilir, uzman uyardı

Üç haftadan uzun süren öksürük tüberküloz belirtisi olabilir

Medicana International İzmir Hastanesi Genel Müdürü, Halk Sağlığı Doktoru Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, Veremle Savaş Haftası kapsamında yaptığı açıklamada, üç haftayı geçen öksürüklerin ciddiye alınması gerektiğini belirtti. Dr. Karşı, veremin genetik olmadığını, solunum yoluyla bulaşan enfeksiyon olduğunu vurguladı ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine dikkat çekti.

Verem nedir ve nasıl bulaşır?

Dr. Karşı, tüberkülozun etkeninin Mycobacterium tuberculosis olduğunu, hastanın öksürmesi, hapşırması veya konuşmasıyla oluşan damlacıkların havaya karışmasıyla bulaşma gerçekleştiğini aktardı. Ancak enfekte olan herkeste hastalık gelişmediğini; basillerin vücutta uyuyabileceğini ve bağışıklık zayıfladığında aktif hastalığa dönüşebileceğini belirtti. Hastalık gelişme riski enfeksiyondan sonraki ilk iki yılda en yüksektir.

En riskli gruplar ve çevresel koşullar

Hastalığın bulaşması açısından en riskli grubun, verem hastasıyla uzun süre aynı ortamı paylaşanlar olduğunu söyleyen Dr. Karşı, aile bireyleri ve yakın çalışma arkadaşlarını örnek gösterdi. Tüberkülozun; kaşık, çatal, bardak, giysi veya çarşaf gibi eşyalarla bulaşmadığını, ancak güneş görmeyen ve havalandırması yetersiz ortamlarda mikropların havada uzun süre canlı kalabileceğini vurguladı. Kalabalık, kapalı ve kötü havalandırılmış alanlar bulaşma açısından en riskli ortamlardır.

Küresel dağılım

Dr. Karşı, DSÖ 2024 verilerine atıfta bulunarak yeni vakaların coğrafi dağılımını paylaştı: yüzde 34 Güney Doğu Asya, yüzde 27 Batı Pasifik, yüzde 25 Afrika. Yeni vakaların yaklaşık yüzde 87'si, tüberküloz yükünün yüksek olduğu 30 ülkede toplandığını, küresel toplamın üçte ikisinin Hindistan (yüzde 25), Endonezya (yüzde 10), Filipinler (yüzde 6.8), Çin (yüzde 6.5), Pakistan (yüzde 6.3), Nijerya (yüzde 4.8), Demokratik Kongo Cumhuriyeti (yüzde 3.9) ve Bangladeş (yüzde 3.6) tarafından kaydedildiğini belirtti. İlk beş ülke tek başına küresel yükün yüzde 55'ini oluşturuyor.

Hastalık yükü ve eşlik eden riskler

Tüberkülozun yalnızca bir sağlık sorunu olmayıp aynı zamanda ciddi bir sosyal ve ekonomik yük oluşturduğunu ifade eden Dr. Karşı, tedavi gören kişilerin ve ailelerinin yaklaşık yüzde 50'sinin hane gelirinin yüzde 20'sini aşan maliyetlerle karşılaştığını belirtti. DSÖ 2024 verilerine göre yeni tüberküloz vakaları ile ilişkili koşullar arasında 0.97 milyon yetersiz beslenme, 0.93 milyon diyabet, 0.74 milyon alkol kullanım bozuklukları, 0.70 milyon sigara ve 0.57 milyon HIV enfeksiyonu yer almaktadır.

Belirtiler ve tanı

Tüberkülozun en sık akciğerleri tuttuğunu ve belirtilerin genellikle solunum sistemiyle ilgili olduğunu belirten Dr. Karşı, 2-3 haftadan uzun süren, tedaviye yanıt vermeyen öksürük, balgam çıkarma, balgamda kan, ateş, gece terlemesi, halsizlik, kilo kaybı, iştahsızlık, nefes darlığı, göğüs ve sırt ağrısını hastalığın belirtileri arasında saydı. Bu belirtilerin genellikle hafif başlayıp yavaş ilerlediğini; bu nedenle hastaların doktora geç başvurabildiğini, 2-3 haftadan uzun süren öksürüğün göğüs hastalıkları polikliniği veya verem savaşı dispanserlerinde değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Tüberküloz tanısının, balgamda verem mikrobunun gösterilmesi ile konduğunu, hastanın yakınmaları ve akciğer filmi bulgularının şüpheyi artırdığını, kesin tanı için mikrobiyolojik incelemenin şart olduğunu aktardı.

Tedavi, koruma ve temaslı takibi

İlaçların düzensiz kullanımının ilaca direnç gelişimine yol açtığını ve tedavi sürecini uzattığını belirten Dr. Karşı, vereme karşı en etkili yöntemin doğrudan gözetimli tedavi olduğunu söyledi. Dünya Sağlık Örgütü tavsiyesi doğrultusunda her dozun sağlık çalışanı veya eğitilmiş kişi tarafından içirilmesinin önerildiğini, Türkiye'de bu uygulamanın sürdürüldüğünü kaydetti.

Dr. Karşı, Türkiye'de tüberküloz ilaçlarının Sağlık Bakanlığı tarafından karşılandığını, Verem Savaşı dispanserleri aracılığıyla ücretsiz verildiğini ve hastalık takibinin dispanserlerle yapıldığını hatırlattı. Türk Toraks Derneği'ne göre özel diyetler, iklim veya istirahatın tedavinin temel unsuru olmadığını; ilaçların doğru, düzenli ve yeterli süre kullanımının tedavide belirleyici olduğunu vurguladı.

Korunmada bulaştırıcı hastaların erken tanı alıp hızla tedaviye başlamasının en etkili yol olduğunu belirten Dr. Karşı, uygun tedaviyle 2-3 haftada bulaştırıcılığın büyük ölçüde ortadan kalktığını söyledi. BCG aşısının erişkinde hastalığı tamamen önlemese de özellikle çocuklarda ağır ve ölümcül formlara karşı koruma sağladığını; Türkiye'de BCG aşısının doğumdan sonra ikinci ayını dolduran bebeklere bir kez uygulandığını belirtti.

Son olarak, tüberküloz hastasıyla temaslı kişilerin muayene edilmesi gerektiğini (temaslı muayenesi) ve risk taşıyan ancak hasta olmayanlara genellikle 6 ay koruyucu tedavi verildiğini aktaran Dr. Karşı, bu uygulamanın düzenli kullanıldığında hastalık gelişme riskini yüzde 90'a varan oranda azaltabildiğini, özellikle çocuklar için hayati önem taşıdığını vurguladı.

MEDİCANA INTERNATİONAL İZMİR HASTANESİ GENEL MÜDÜRÜ, HALK SAĞLIĞI DOKTORU DR. ÖĞRETİM ÜYESİ REMZİ...

MEDİCANA INTERNATİONAL İZMİR HASTANESİ GENEL MÜDÜRÜ, HALK SAĞLIĞI DOKTORU DR. ÖĞRETİM ÜYESİ REMZİ KARŞI

Yazar
EDİTÖR

Meryem Özdemir

Ben Meryem Özdemir, 24 yaşındayım, Bursa'dan çalışıyorum. aksiyon.com.tr Gündem'deyim ama spesifik olarak eğitim ve sağlık politikalarındaki güncel gelişmelere odaklanıyorum. Öğrenmeye açık, meraklı ve enerjik bir yapım var.