Türkiye gen bankalarıyla gıda güvenliğine hazır: 122 bin tohum, 400 bin kapasiteli altyapı
Bölgesel gerilimlerin gölgesinde gıda güvenliği yeniden ön plana çıkarken, Türkiye gen bankalarında saklanan tohumlarla muhtemel risklere karşı hazırlığını sürdürüyor. Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürü Mustafa Altuğ Atalay İhlas Haber Ajansı muhabirine gen bankalarının güncel durumuna ilişkin bilgiler aktardı.
Gen bankalarının kapasitesi ve saklama koşulları
Atalay, Türkiye'nin bitkisel biyoçeşitliliğinin korunmasında gen bankalarının merkezi bir rol oynadığını belirtti. Bitkisel üretime yönelik gen bankalarının İzmir, Menemen ve Ankara olmak üzere tesisleri bulunduğunu, materyalin özelliklerine göre farklı koşullarda saklandığını aktardı: kimisinin kurutularak uygun ortamlarda muhafaza edildiği, kimisinin -15 derece gibi soğuk depolarda, kimisinin ise +5 derece gibi farklı sıcaklıklarda korunduğu ifade edildi.
Mevcut stok ve kapasite
Gen bankalarının toplam kapasitesinin 400 bin tohum yedekleyebilecek seviyede olduğunu vurgulayan Atalay, şu anda bankalarda bulunan tohum sayısının 122 bin olduğunu söyledi. Bu stokların yedekli tutularak tehlike durumlarında kullanım için hazır halde bulundurulduğu bildirildi.
Yerel tohumların kaydı ve çoğaltılması
Yerel (ata) tohumların kayıt altına alınmasının önemine değinen Atalay, TAGEM Araştırma Enstitüsü Müdürlükleri tarafından morfolojik özellikleri tespit edilen ve tescillenen çeşitlerin TAGEM, TİGEM ve BÜGEM aracılığıyla çoğaltılarak Tarım Kredi Kooperatifleri vasıtasıyla üreticilere ulaştırıldığını belirtti. Ayrıca 2017’de Emine Erdoğan tarafından başlatılan kampanya ile vatandaşların getirdikleri yerel tohumların gen bankalarına kazandırıldığı kaydedildi.
Genomik çalışmalar ve araştırmacılara erişim
Atalay, gen bankalarına yeni eklenen tohumların dijital kayıtlarının tutulduğunu, bununla birlikte araştırmacıların daha etkin kullanımı için bu materyallerin genomik açılımlarının tespit edilmesine yönelik çalışmaların sürdüğünü aktardı. Bu çalışmalar sayesinde hangi genin hangi iklim veya hastalık koşullarına dayanıklı olduğunun belirlenip ıslahçılar ve araştırmacılarla paylaşılacağı bildirildi.
Risklere karşı güvence
İklim değişikliği, savaşlar, göç ve şehirleşme gibi etkenlerin biyoçeşitliliği tehdit ettiğini söyleyen Atalay, bu risklere karşı en önemli güvencenin gen bankaları olduğunu ifade etti. Gen bankalarındaki materyalin belirli aralıklarla canlılık ve çimlenme testlerine tabi tutulduğu, gerektiğinde doğadaki kayıpların gen bankalarından alınan materyalle telafi edilebileceği belirtildi: "Doğadaki nesli kaybolduysa gen bankasından alınarak tekrar yaşatılabilecek".
Tedarik güvencesi ve uluslararası rol
Son 20 yılda Türkiye'nin tohumculuk alanında önemli bir gelişme gösterdiğini vurgulayan Atalay, ülkenin eskiden tohum ithal ederken artık ihracatçı konumuna geldiğini; tohum tedarikinde bir sıkıntı yaşanmayacağını, gerektiğinde başka ülkelere katkı verebilecek altyapıya sahip olunduğunu ifade etti.
Yasal çerçeve ve GDO uygulamaları
Tohum ticaretinin sıkı kurallara tabi olduğunu ve genetik materyalin ülkeler arasında kontrolsüz taşınmasının mümkün olmadığına dikkat çeken Atalay, Türkiye'de GDO'lu tohum kullanılarak yetiştiriciliğin söz konusu olmadığını ve bunun yasal yaptırımlara tabi olduğunu belirtti. Ticari tohumların ise geleneksel ıslah yöntemlerinin modern tekniklerle geliştirilmesiyle elde edildiği kaydedildi.
Sonuç olarak, Türkiye gen bankaları, 122 bin saklı materyal ve 400 bin kapasiteli altyapısıyla gıda güvenliği risklerine karşı önemli bir hazırlık düzeyi sunuyor; yerel tohumların korunması, genomik araştırmalar ve ulusal yeterlilik hedefleri bu hazırlığın temel unsurları olarak öne çıkıyor.
TARIMSAL ARAŞTIRMALAR VE POLİTİKALAR GENEL MÜDÜRÜ MUSTAFA ALTUĞ ATALAY