Trabzon'da eylül yağışları uzun yılları geride bıraktı
Trabzon'da 2026 eylülünde ölçülen toplam yağış miktarı 158,2 milimetreye ulaşarak, 1991-2020 uzun yıllar ortalamasıyla kıyaslandığında yaklaşık yüzde 85lik bir artış gösterdi. Kentte yağışlı gün sayısı da yükselerek eylül ayında 14 güne çıktı.
veriler ne gösteriyor:
Uzun yıllar ortalaması verilerine göre ağustos ayı için ortalama 59,4 milimetre, eylül için ise 85,4 milimetre olarak kayıtlı. Son üç yılın eylül verileri ise şu şekilde: 2024'te 92,4 milimetre yağış ve 12 yağışlı gün; 2025'te 116,4 milimetre yağış ve 10 gün; 2026'da ise 158,2 milimetre ve 14 gün. Ağustos ayı özelinde ise 2024'te 16,4 milimetre, 2025'te 76,6 milimetre, 2026'da 31,7 milimetre ölçüldü.
Bu veriler, yazdan sonbahara geçiş döneminde hem yağış miktarının hem de yağışlı gün sayısının artış eğiliminde olduğunu ortaya koyuyor; özellikle eylül verilerindeki yükseliş dikkat çekiyor.
iklim değişikliği ve yağış şiddeti:
Trabzon Üniversitesi Fatih Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nazihan Ursavaş, bölgede gözlenen ani ve yoğun yağışları iklim değişikliğinin etkilerine bağlıyor. Ursavaş'a göre, ağustos ayındaki sıcak günlerde deniz ve kara yüzeylerinden artan buharlaşma atmosferde biriken nemi büyütüyor; yeterli soğuk hava tabakası olmadığında yağışlar gecikiyor, havalar eylül ayına soğumaya başladığında biriken nem ani ve yoğun yağışlara dönüşebiliyor.
Ursavaş bu durumu şöyle özetliyor: "Biriken sıcak hava ve nem eylül ayında havaların soğumasıyla birlikte yağışa dönüştü. İklim değişikliği nedeniyle havada yaşanan ısınma, yağışların şiddetlenmesine neden oluyor; taşıma kapasitesi aşıldığında ise ani yoğun yağışlarla karşılaşıyoruz."
Ursavaş, son yüzyılda gözlenen yaklaşık 1-1,5 derecelik sıcaklık artışının bu tür ekstrem hava olaylarının sıklığını ve şiddetini etkilediğini vurguluyor. Bölgenin su kaynakları açısından zengin olmasının bir avantaj olduğu kadar, artan buharlaşma nedeniyle dezavantaj da oluşturduğunu belirtiyor.
Sonuç olarak veriler, Doğu Karadeniz'de sel ve taşkın risklerinin yeniden gündemde olduğuna işaret ediyor; rahatsız edici durumlar can ve mal kayıplarına yol açabiliyor.
Ursavaş, çevrenin korunması ve doğal kaynakların verimli kullanımının önemine dikkat çekerek, suyun tasarruflu kullanılmasının, atıkların azaltılmasının ve kaynak yönetiminin önceliklendirilmesinin altını çiziyor. Ona göre basit önlemler uzun vadede etkili çözümler oluşturabilir: su kaynaklarını korumak, suyu verimli kullanmak ve atıkları kaynağında azaltmak bu kapsamda ön plana çıkıyor.
DOÇ. DR. NAZİHAN URSAVAŞ AÇIKLAMALARDA BULUNDU