Titremeden daha fazlası: Parkinson'da sinsi belirtiler ve erken tanının önemi
İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi (EAH) Nöroloji Kliniği Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. İrem Fatma Uludağ, Parkinson'un yalnızca yaşlılıkla ilişkilendirilen bir hastalık veya sadece titreme sorunu olmadığını belirtiyor. Her yıl 11 Nisan'da anılan Dünya Parkinson Günü bu yıl da erken teşhisin hayati önemine dikkat çekiyor. Uludağ ile yapılan görüşmede, hastalığın erken döneminde görülen ve sıklıkla göz ardı edilen bulguların tanı ve takipteki rolü irdelendi.
Sinsi belirtiler öncü olabilir
Prof. Dr. Uludağ, Parkinson'un majör motor belirtilerinden yıllar önce ortaya çıkan işaretlere dikkat çekiyor. Bunlar arasında koku alma duyusunda azalma, REM uyku davranış bozukluğu (uykuda bağırma veya ani hareketlerle rüyayı yaşama), yazı boyutunda küçülme ve kronik kabızlık sayılıyor. Uludağ'a göre bu bulgular genellikle başka nedenlere bağlanıp ihmal ediliyor; oysa tanı için altın değerlidir.
Günlük yaşamda beklenmedik yansımalar
Hastalık sadece klinik bulgularla sınırlı kalmayıp günlük yaşam nesnelerinde de kendini gösterebiliyor. Uludağ, otomatik kol saatinin sürekli durması şikayetiyle tamirciye giden hastanın örneğini paylaşıyor; incelemede saatin arızalı olmadığı, ancak hastanın kolunu yeterince sallamadığı için saatin şarj olamadığı görülmüş. Bu vaka, erken dönemdeki kol salınımı azalmasının somut bir göstergesi olarak sunuldu.
Tanıda gecikmeye yol açan bir başka örnek ise 58 yaşındaki bir erkek hastanın yalnızca kol ağrısı şikayetiyle ortopedi ve fizik tedavi bölümlerine yönlendirilmesi; önceki 'bursit' tanılarının ardından kliniğe başvurduğunda koldaki tutukluk ve hareket yavaşlığının fark edilmesiyle Parkinson tanısı konmuş ve uygun tedaviyle şikayetleri azalmış.
Tepecik EAH'da kişiye özel tedavi yaklaşımı
Prof. Dr. Uludağ, İzmir Tepecik SUAM bünyesindeki özel Parkinson polikliniğinin her hafta Perşembe günleri hizmet verdiğini hatırlatıyor. Tedavi sürecinin tamamen bireyselleştirilmesi gerektiğini vurgulayarak, ilaçların yanı sıra egzersiz ve yaşam tarzı değişikliklerinin da tedavide kritik rol oynadığını belirtiyor. Uludağ'a göre ilaç zamanlaması tedavide başarının anahtarı ve hedef sadece semptomları yönetmek değil, hastanın bağımsızlığını ve yaşam kalitesini korumak olmalıdır.
Aileler de sürecin bir parçası
Parkinson'un yalnızca hasta üzerinde değil, tüm aile üzerinde etkili bir süreç olduğuna dikkat çeken Uludağ, hasta yakınlarının bakım yükü ve duygusal zorluklarla karşılaşabildiğini söylüyor. Kliniğinde hasta yakınlarını da sürece dahil ederek bilgilendirdiklerini ve doğru destekle hastaların uzun yıllar aktif sosyal yaşam sürdürebileceğini vurguluyor. Son olarak Prof. Dr. İrem Fatma Uludağ, 'Parkinson ile yaşam mümkündür. Belirtileri fark ettiğinizde vakit kaybetmeden bir uzmana başvurun. Erken tanı, hayat kalitesini korumanın en güçlü yoludur.' diyerek erken başvurunun önemini yeniden hatırlatıyor.
İZMİR TEPECİK EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ (EAH) NÖROLOJİ KLİNİĞİ EĞİTİM SORUMLUSU PROF. DR. İREM FATMA ULUDAĞ