Tarladan ilk aşamaya: yıkama ve kurutma
Erzincan'da hasadı yapılan buğday, çiftçilerin ev ekonomisini destekleyecek şekilde adım adım işleniyor. Öncelikle mahsul, akarsulara alınarak süprüntü ve yabancı maddelerden arındırılıyor; ardından güneşte kurutma uygulamasıyla nem oranı düşürülüyor. Bu ön hazırlık, un ve bulgur kalitesini doğrudan etkilediği için köylerde rutin bir iş akışı olarak sürdürülüyor.
Çiftçiler, yıkama ve kurutma sonrası buğdayı elekten geçirerek taş, saman ve bitki artıkları gibi istenmeyen maddeleri ayıklıyor. Bu aşama hem depolama için hem de değirmene gönderilecek ürünün hazırlanması açısından büyük önem taşıyor.
Çiftçinin sözleri: tohumluk, tüketim ve gelenek
Hasadı yapılan buğdayı elek yardımıyla temizlediklerini söyleyen çiftçilerden Mehmet Aykut, işlemin rüzgârla kolaylaştığını belirtiyor: "Rüzgarın yardımıyla buğday arasındaki otlar daha güzel ayıklanıyor. Buğdayımızın belli bir miktarını tohumluk olarak ayırıyoruz. Geri kalan kısmını da değirmene götürüp ihtiyaçlarımızı karşılamak için una dönüştürüyoruz. Kış için hazırlık yapıyoruz. İhtiyaç durumunda da 10-20 teneke kaynatıp bulgur yapıyoruz. Unu da tandır ekmeği yapmak için hazırda bulunduruyoruz" dedi.
Değirmende öğütme ve depolama: süreç ve miktarlar
Değirmene gelen ürünlerde taşları ve ağır maddeleri ayırma işlemi yapılıyor; öğütme sonucu un ve istenirse bulgur elde ediliyor. Mehmet Aykut sürecin birkaç günü kapsadığını vurguluyor: "Buğday 2-3 günlük bir aşamadan geçiyor. Kışa hazırlık için bu çalışmaları yapıyoruz. Bu bizim bir geleneğimiz. Her sene devam ettiriyoruz."
Aykut, aile ihtiyacını da şöyle özetliyor: "6 nüfuslu bir aileyiz, onun için bize 30 teneke buğday yetiyor. Dışarıdan gelen misafirlerimiz olduğu zaman 50 teneke un da bize yetmiyor. Tandır ekmeği daha güzel ve maliyeti de daha düşük. Bunları göz önünde bulundurduğumuz zaman un tüketmek daha mantıklı geliyor" diye konuştu.
BUĞDAYIN TARLADAN DEĞİRMENE YOLCULUĞU