Mesleğe ilk adım ve dükkan:
Sakarya'da yaşayan Abidin Uzun, ilkokulun kapanış günü olarak belirtilen 1957 Mayıs ayının sonunda çırak olarak ayakkabıcılığa başladı. O günden bu yana ara vermeden tezgâhının başına geçen Uzun, mesleğini 69 yıldır aynı yerde sürdürüyor. Küçük, 10 metrekarelik dükkanı ve yıllara yayılan tecrübesiyle sakin bir çalışma rutini kurduğunu söylüyor.
Uzun, kendi sözleriyle: "1957’den beri mesleğin içindeyim. Herhangi bir şikayetim yok. Seviyorum da mesleğimi. Dükkanım 10 metrekaredir." ifadesini kullanıyor ve mesleğine olan bağlılığını vurguluyor.
Zanaatın geleceği:
Usta, el emeğine dayalı üretimin giderek azaldığını ve makineleşmenin mesleği dönüştürdüğünü belirtiyor. Uzun, çıraklık dönemlerinin uzun sürdüğü eski uygulamanın bugünün koşullarında zorluklar yarattığını aktarıyor ve çırak bulunamamasının yaygın bir sorun olduğuna dikkat çekiyor.
Konuyla ilgili olarak Uzun şöyle diyor: "Makineleşmeye ayak uyduran mesleği ve kazancını götürür. Yoksa ’Çırak gelsin de 6-7 sene çıraklık yapsın, ondan sonra imalata başlasın’ devri bitti. Bugünkü şartlarda dükkan kiraları aldı yürüyor, bir de evi kiraysa durum daha da zorlaşıyor. Yaşlanmaya başladığında kazancın da düşüyor. Bu meslek daha ileri yıllarda yok olur, yok olmamasına imkan kalmadı. Bizim ustalarımız gitti, biz son nesil olarak kaldık. Yeniden buna merak saracak, bu işi yapacak eleman yok. Gençler daha basit, yorgunluğu olmayan işlere giriyorlar, daha iyi para kazanıyorlar. Onlar da haklı; sabah 8’de, 9’da işbaşı yapıyor, akşam 5’te paydos ediyor."
Uzun'un anlattıkları, yerel zanaatlerin ekonomik ve yapısal baskılar altında nasıl daraldığına dair somut bir örnek teşkil ediyor. Hem mesleğin tarihine tanıklık eden bir yaşam öyküsü sunuyor hem de zanaatların sürdürülebilirliği konusunda bir uyarı niteliği taşıyor.
İlkokulu bitirdiği gün başladığı meslekte 69 yılı devirdi