Safranbolu'nun çatılarındaki geyik boynuzları kültürel mirası taşıyor

Safranbolu evlerinin çatılarındaki geyik boynuzları, nazardan korunma inancından erenler kültürüne uzanan binlerce yıllık kültürel birikimi simgeliyor.

Yayın Tarihi: 27.10.2026 15:22
Güncelleme Tarihi: 27.10.2026 15:49

Safranbolu'nun çatılarındaki geyik boynuzları kültürel mirası taşıyor

Tarihi dokunun üzerinde yaşayan bir inanç:

UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan Safranbolu sokaklarında gezinirken gözünüze çarpan çatılardaki geyik boynuzları, yalnızca birer süs değil; kuşaklar boyunca aktarılan inanışların ve kültürel katmanların görünür izleri olarak öne çıkıyor. Osmanlı dönemi mimarisinin korunmuş örnekleri arasında yer alan konakların çatılarındaki bu öğeler, halkın yangın gibi somut tehditlere karşı ve nazardan korunma amaçlı dileklerinin sembolü olarak asılmış.

Geyik boynuzunun işlevi ve halk inancı:

Tarihçi-yazar Mehmet Kütükçüoğlu, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, çatılara asılan geyik boynuzlarının öncelikle nazardan korunma amacını taşıdığını belirtiyor. Kütükçüoğlu'na göre Safranbolu evlerinin karşı karşıya olduğu en büyük tehlikelerden biri olan yangın riskine karşı halk, boynuzları Allah’a sığınma ve korunma dileğinin sembolü olarak kullanmış. Bazı evlerde ise 'Ya Hafız' ve 'Maşallah' yazıları ile ibrik ve kuş figürleri aynı amaçla birlikte yer alıyor.

Geyik figürünün tarihsel kökeni:

Kütükçüoğlu, geyik simgesinin eski Türk inanışlarında ayrı bir yere sahip olduğunu; göksel yolculuklarda, Gök Tanrıya ulaşmada geyikle ilişkilendirilen bir temsil bulunduğunu aktarıyor. Türklerin İslamiyet’i kabulünden sonra da geyik figürü, erenler ve derviş kültüründe varlığını sürdürmüş; Safranbolu ve çevresindeki efsaneler bu sürekliliği gösteriyor.

Bölge efsaneleri ve anlatılan hikâyeler:

Safranbolu, Eflani, Küre-i Hadid ve Çalışlar gibi çevre yerleşimlerde anlatılan geyik hikâyeleri, bölgenin ortak kültürel hafızasının parçaları. Kütükçüoğlu, Bahadır Gazi, Baha Gazi veya Bahattin Gazi adlarıyla anılan şahsiyetlerle ilgili efsanelerin yanı sıra Göğeren Türbesi çevresinde Abdullah Efendi’ye bağlanan geyik rivayetlerinin bulunduğunu söylüyor.

Aladağ efsanesi örneği:

Anlatılan bir efsaneye göre Baha Gazi, Aladağ’dan geyiklerin taşıdığı odunlarla köprü yaptırmış; köylüler hayvanların odun taşıdığını fark ettiklerinde hayvanlar gizemli biçimde kaybolmuş. Kütükçüoğlu, bu tür öykülerin hayvan figürlerinin manevi ve yol gösterici anlamlarını vurguladığını belirtiyor. Efsanelerde yalnızca geyik değil, turna ve dana gibi hayvanlar da farklı sembolik rollerle öne çıkıyor.

Bu anlatılarda Ahmet Yesevi’nin turna, Hacı Bektaş Veli’nin güvercin, Abdal Musa’nın ise geyik postuna girmesi gibi motifler, hayvan figürlerinin manevi haritalarda nasıl yer ettiğini gösteren örnekler olarak zikrediliyor. Safranbolu evlerinin çatılarındaki geyik boynuzları ise bu çok katmanlı kültürel belleğin somut bir yansıması olarak duruyor.

Sonuç olarak, Safranbolu’daki geyik boynuzları sadece geleneksel bir uygulama değil; binlerce yıllık inanışların, İslamiyet sonrası eren geleneğinin ve yerel efsanelerin birleştiği bir kültürel miras olarak korunuyor ve bugün de sokaklarda izlenebilecek canlı bir anlatı sunuyor.

UNESCO DÜNYA MİRAS LİSTESİ'NDE YER ALAN KARABÜK'ÜN SAFRANBOLU İLÇESİNDEKİ TARİHİ EVLERİN VE...

UNESCO DÜNYA MİRAS LİSTESİ'NDE YER ALAN KARABÜK'ÜN SAFRANBOLU İLÇESİNDEKİ TARİHİ EVLERİN VE KONAKLARIN ÇATILARINDA BULUNAN GEYİK BOYNUZLARI, NAZARDAN KORUNMA İNANCININ YANI SIRA TÜRK EFSANELERİNDEN İSLAMİYET SONRASI ERENLER KÜLTÜRÜNE UZANAN KÖKLÜ BİR KÜLTÜREL MİRASI YANSITIYOR.

Yazar
EDİTÖR

Fatma Öztürk

Merhaba, ben Fatma Öztürk. 26 yaşındayım, İzmir. aksiyon.com.tr Gündem için yerel yönetimler ve şehir haberlerini takip ediyorum. Benim önceliğim insan hikayeleri ve toplumsal sorunlar. Vatandaşın sesini duyurmayı seviyorum, empati yeteneğimin yüksek olduğunu söylerler.