Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ’dan kuş gribi uyarısı
Yakın Doğu Üniversitesi Rektörü ve tıbbi mikrobiyolog Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, Avrupa'da kuş gribi vakalarındaki hızlı artışın hastalığı artık yalnızca veterinerlik meselesi olmaktan çıkarıp halk sağlığı, gıda güvenliği ve biyogüvenlik boyutlarıyla ele alınması gereken çok yönlü bir tehdit haline getirdiğini belirtti.
Vaka verileri ve risk değerlendirmesi
Prof. Dr. Şanlıdağ, EFSA ve ECDC raporlarına atıfta bulunarak, sadece 2025 sonbaharında üç aylık süreçte bildirilen 2 bin 896 yüksek patojeniteli kuş gribi vakasının Avrupa için 2016’dan bu yana en yüksek düzey olduğunu aktardı. Vakaların büyük bölümünün yabanıl kuşlarda saptanmasının, çevresel bulaş yoluyla kümes hayvanlarına geçiş riskini artırdığına dikkat çekti ve 2025 sonbaharında bildirilen kümes hayvanı salgınlarının yaklaşık %80’inin dolaylı çevresel temas sonucu ortaya çıktığını vurguladı.
İnsan sağlığı ve bildirime ilişkin bulgular
Şanlıdağ, insan sağlığı açısından genel toplum için riskin düşük olduğunu söylese de hayvan–insan arayüzünde somut bir bulaş riskinin sürdüğünü belirtti. DSÖ verilerine göre 2024 başından itibaren özellikle Amerika kıtasından elde edilen bulgularda toplam 71 Influenza A (H5) insan vakası analiz edildiğini ve bu vakalarda enfekte hayvanlar ya da bulaşmış çevre ile temas öyküsünün dikkat çektiğini aktardı. Henüz insandan insana bulaş tespit edilmemiş olsa da, Şanlıdağ'a göre erken tanı ve hızlı bildirim mekanizmaları hazırlık için hayati önem taşıyor.
Mesleki risk grupları ve tanı kapasitesi
DSÖ'nün uyarılarına atıf yapan Prof. Dr. Şanlıdağ, hayvancılıkla uğraşanlar, çiftlik çalışanları, kuş avcıları, veterinerler ve laboratuvar personeli gibi mesleki risk gruplarında erken tespit, hızlı bildirim ve etkin tanı kapasitesinin kritik olduğuna dikkat çekti. Ayrıca DSÖ ve Avrupa referans laboratuvarlarının uyarılarına göre, aşılı kümes hayvanlarında dahi vakaların görülmesinin mevcut izleme ve tanı yaklaşımlarının tek başına yeterli olmadığını gösterdiğini belirtti.
Genom verileri ve saha gerçekliği
Prof. Dr. Şanlıdağ, 2026 yılı resmi izlem verileri ile genom dizileme verileri arasındaki farkın, virüslerin sessiz ve geniş ölçekli dolaşım potansiyeline işaret ettiğini söyledi. GISAID veri tabanına yüklenen on binlerce genom dizisinin, resmi bildirimlerin sahadaki gerçek epidemiyolojik yükü tam olarak yansıtmayabileceğini belirterek, bildirilmeyen veya geç bildirilen vakaların yeni varyantların ortaya çıkma riskini artırabileceğine dikkat çekti.
Öneriler ve stratejik gereklilik
Bu nedenle Prof. Dr. Şanlıdağ, kuş gribiyle mücadelenin pasif bildirim sistemlerine dayandırılamayacağını vurguladı. Üniversiteler ve araştırma merkezleri bünyesinde hızlı, duyarlı ve aynı anda birden fazla alt tipi ayırt edebilen tanı kitlerinin geliştirilmesinin artık yalnızca bilimsel hedef değil; pandemi hazırlığı, biyogüvenlik ve ulusal sağlık güvenliği açısından stratejik bir zorunluluk olduğunu sözlerine ekledi.
PROF. DR. TAMER ŞANLIDAĞ, KUŞ GRİBİ VAKALARININ SON YILLARIN EN YÜKSEK SEVİYESİNE ULAŞTIĞINA DİKKAT ÇEKTİ.