Prof. Dr. Halil Kumbur: Su kaynakları iyi yönetilmezse Türkiye su fakiri olacak
Çevre uzmanı Prof. Dr. Halil Kumbur, 2026 yılına girerken Türkiye ve Mersin'de çevre sorunlarının derinleştiğini vurguladı ve özellikle su kaynakları konusunda acil uyarılarda bulundu. Küresel ısınma, iklim değişikliği ve kuraklığın en yıkıcı etkilerinin su kaynakları üzerinde hissedildiğini ifade eden Kumbur, iyi planlanmış bir su yönetimi olmaması halinde ülkenin yakın gelecekte 'su fakiri' ülkeler arasında yer alacağını söyledi.
Su kaynaklarının küresel yapısı
Kumbur, dünyadaki su varlığının büyük oranda okyanuslarda bulunan tuzlu sudan oluştuğunu hatırlatarak, toplam su kaynaklarının yüzde 97,5yüzde 2,5yaklaşık yüzde 0,3 ila 0,5
Türkiye ve Mersin'de su riski
Prof. Dr. Kumbur, Türkiye'nin Akdeniz ülkeleri arasında iklim değişikliğinden en fazla etkilenecek ülkelerden biri olduğunu vurguladı. Doğu Akdeniz su havzasında yer alan Mersin'de son yıllarda su kaynaklarında yüzde 40'a varan azalmalar yaşandığını belirtti. Ayrıca Türkiye'de kişi başına düşen yıllık su miktarının 2025 itibarıyla yaklaşık 1.300 metreküp olduğu, bu rakamın 2040 yılında 700 metreküplere düşmesinin beklendiğini ve bunun ülkeyi 'su fakiri' konumuna getireceğini ifade etti.
Kullanım dağılımı ve öncelikler
Kumbur, mevcut suyun yaklaşık yüzde 76'sının tarımsal sulamada, yüzde 14'ünün içme-kullanma ve yüzde 10'unun sanayide kullanıldığını belirterek, sulama tekniklerinin mutlaka gözden geçirilmesi gerektiğini söyledi. Aksi takdirde mevcut su kaynaklarının gelecekte ihtiyaçları karşılamaya yetmeyeceğini vurguladı. Ayrıca Mersin'de suyun bulunduğu alanlar ile ihtiyaç duyulan bölgeler arasında uyumsuzluk, kayıp-kaçaklar ve depolama sorunlarının önemli problemler olarak sürdüğünü aktardı.
Mersin'den bölgesel su aktarımı
Kumbur, Mersin'in önemli su kaynaklarından Göksu Nehri'nden Mavi Tünel Projesi ile Konya Ovası'na yıllık 414 milyon metreküp su aktarıldığını, Anamur Dragon Çayı'ndan ise Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne yıllık 75 milyon metreküp su iletildiğini hatırlattı. Bu uygulamalar nedeniyle Mersin için su havzalarının korunması, kuraklık risk haritalarının hazırlanması ve su bütçesinin oluşturulmasının hayati önem taşıdığını belirtti.
İklim Kanunu ve beklenen maliyetler
Türkiye'nin Paris Anlaşması hedefleri doğrultusunda 2035'e kadar sera gazı emisyonlarını yüzde 41 azaltma ve 2053'te net sıfır emisyon hedefine vurgu yapan Kumbur, bu hedefler çerçevesinde 9 Temmuz 2025'te yürürlüğe giren 'İklim Değişikliği ile Mücadele ve Uyum Kanunu'nun' enerji, sanayi, tarım, ulaşım ve inşaat gibi sektörlerde ciddi maliyetler doğuracağını söyledi. Bu sürecin kamu-özel sektör iş birliğiyle, planlı ve destekleyici politikalarla yürütülmesi gerektiğini belirtti.
Öncelikli adımlar ve öneriler
Kumbur, Mersin ve benzeri bölgeler için öncelikli müdahaleleri şu şekilde sıraladı: su havzalarının korunması, kuraklık risk haritalarının hazırlanması, su bütçesinin oluşturulması, atık suların geri kazanımı ve yağmur sularının değerlendirilmesi. Ayrıca sulama tekniklerinin iyileştirilmesi, kayıp-kaçakların azaltılması ve depolama kapasitesinin yönetilmesinin önemine dikkat çekti.
Prof. Dr. Halil Kumbur, Mersin'in bir dünya kenti olabilmesinin ancak yaşanabilir ve temiz bir çevre ile mümkün olduğunu belirterek, çevre sorunlarının çözümünün tüm Mersinlilerin ortak arzusu olduğunu sözlerine ekledi.
TÜRKİYE'NİN SU KAYNAKLARININ İYİ YÖNETİLMESİ GEREKTİĞİ BELİRTİLDİ.