Prof. dr. Adnan Çevik: Malazgirt savaşı alanı ve müze projesinin ayrıntıları
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi'nden Prof. Dr. Adnan Çevik, Van Edremit'te düzenlenen "Yeni Bulgular Işığında Malazgirt Savaş Alanı" konferansında, 1071 Malazgirt Savaşı'nın alan tespiti ve bununla bağlantılı müze projesine ilişkin kapsamlı bilgiler verdi.
Projenin hedefi ve yaklaşımı
Çevik, 2020'de başlayan projede 955 yıl önceki bir günün izini sürdüklerini belirterek, çalışmanın yalnızca savaşın yerini tespit etmekle sınırlı kalmayıp ikinci aşamada ziyaretçilere savaşın atmosferini gerçeğe yakın biçimde yaşatmayı amaçladığını söyledi. Çevik, projenin teknoloji ve mekân odaklı yaklaşımını şöyle özetledi: "Savaşı tablolarla değil, bizzat içindeymişçesine, hatta askerlerin ter kokusundan iniltisine, rüzgârın yüzünüzü sanki yalıyormuş hissine kadar yaşatacak bir müze planlandı."
Çevik, müze tasarımında hem VR gözlükleri hem de gök kubbe altında hologram uygulamalarının değerlendirildiğini ve ihalesinin bu yaklaşımı kapsayacak şekilde yapıldığını vurguladı.
Çalışma ölçeği ve saha yaklaşımı
Alan tespiti çalışmaları için 150 kilometrekarelik geniş bir saha baz alındı. Çevik, bu genişliğin, daha önce ileri sürülen çeşitli öneriler ve yerli-yabancı görüşlerin tamamını dikkate almak amacıyla belirlendiğini belirtti. Çalışmanın sadece 26 Ağustos 1071 günüyle sınırlı olmadığını; 22 Ağustos'ta başlayan süreçten, hatta 13 Mart 1071'de Diyojen'in hareket hattına kadar uzanan yol ve harekât izlerinin incelendiğini anlattı.
Çevik, çalışmanın kronolojisini şu şekilde aktardı: 22 Ağustos'ta Malazgirt'in geri alınışı; 23 Ağustos'ta Bizans ordusunun Ahlat'a hazırlık; 24 Ağustos'ta Selçuklu öncü birliklerinin alana yerleşmesi ve ilk çatışma; 25 Ağustos'ta ana ordunun gelişine kadar süren çatışmalar; 26 Ağustos'ta nihai muharebe. Ayrıca Alparslan'ın, esir imparatorla birlikte bölgede 8 gün daha kaldığını kaydetti ve tüm bu süreci belgelemek istediklerini ifade etti.
Arkeolojik bulgular ve çözümler
Çevik, sahada elde edilen bulguların savaş düzeni ve birliklerin pozisyonlarına ilişkin önemli veriler sağladığını söyledi. Elde ettikleri materyaller arasında 14 farklı tipte ok ucu bulunduğunu belirterek, bunun Bizans ordusunun çok uluslu bileşimini ve Selçuklu ile Bizans taraflarındaki farklı birlik türlerinin silah kullanımını anlamada anahtar olduğunu ifade etti.
Buluntuların işlevlerine ilişkin değerlendirmesinde Çevik, zırha saplanan oklar ile örme ve plaka zırha saplanan okların farklı birliklere ait olduğunu; atlı ile piyade için kullanılan ok tiplerinin ayrı olduğunu anlattı. Bu farklılıkların, buluntu koordinatları ile birleştirildiğinde birlik pozisyonlarını göstermede kullanılacağını belirtti.
Bu yılki kazılarda ayrıca balista silahına ait ok uçları bulunduğunu aktaran Çevik, buluntuların bir kısmının Diyojen'in 22 Ağustos'taki kuşatma hatlarına ait olduğunu düşündüklerini söyledi. Geçmiş yıllarda daha çok Bizans kaynaklı materyal çıkarken, bu yıl Selçuklu dönemi parçalarının da belirginleştiğini kaydetti.
Çevik, önemli buluntular arasında gümüş zihgir, süs zihgiri, okçu yüzüğü, farklı ok uçları ve sikkelerin yer aldığını; elimizde ayrıca binin üzerinde Diyojen'e ait sikke bulunduğunu belirtti.
Sonuç ve beklentiler
Çevik, yürütülen saha çalışmaları ve elde edilen bulguların hem Malazgirt Savaşı'nın mekanını bilimsel olarak tespit etmeye hem de hazırlanacak müze ile ziyaretçilere çatışmanın atmosferini yeniden yaşatmaya imkân tanıyacağını vurguladı. Projenin devamında hem arkeolojik belgelemelerin hem de sunum teknolojilerinin bir arada kullanılarak kapsamlı bir alan anlatımı sunulacağı belirtildi.
Not: Konferans ve çalışmalarla ilgili tarihler, saha büyüklüğü ve buluntu sayıları projeyi yürüten ekip tarafından aktarılan verilerdir.
MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİNDEN (MSKÜ) PROF. DR. ADNAN ÇEVİK, SAVAŞI GERÇEK ZAMAN VE GERÇEK MEKANA UYGUN OLARAK YERİNDE GÖSTERMEK İSTEDİKLERİNİ BELİRTEREK, “ASKERLERİN TER KOKUSUNDAN İNİLTİSİNE, RÜZGARIN YÜZÜNÜZÜ SANKİ YALIYORMUŞ HİSSİNE KADAR YAŞATILACAK BİR MÜZE PLANLANDI” DEDİ.