Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan koruma geleneği: Güncel durum ve hedefler
Türkiye'de doğal mirasın korunmasına yönelik çalışmalar, Osmanlı dönemindeki uygulamalardan günümüze kurumsallaşmış bir yapıyla devam ediyor. Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü (DKMP) tarafından yönetilen süreçler, milli parklar, tabiat parkları, sulak alanlar ve yaban hayatı geliştirme sahaları gibi farklı statülerde yürütülüyor.
Tarihsel arka plan
Doğa koruma fikrinin Türkiye’de yeni olmadığı, Osmanlı Devleti döneminde de adımlar atıldığı belirtiliyor. Özellikle 15’inci yüzyıl ortalarında Fatih Sultan Mehmet döneminde bazı dere yataklarının tahribatını önlemek amacıyla uygulanan yasakların ekolojik dengeyi korumaya yönelik ilk bilinçli çalışmalar arasında yer aldığı ifade ediliyor. Cumhuriyet döneminde ise 1956 Orman Kanunu ile doğa koruma devlet politikası haline gelirken, 1983 Milli Parklar Kanunu ile milli park, tabiat parkı, tabiat anıtı ve tabiatı koruma alanı gibi statüler tanımlanarak süreç daha da kurumsallaştı.
Korunan alanların bugünkü kapsamı
DKMP Genel Müdürü Kadir Çokçetin tarafından paylaşılan verilere göre, ilan edilen ilk milli park olan Yozgat Çamlığı Milli Parkı (1958)ndan günümüze kadar çalışmalar genişletildi. Bugün Türkiye genelinde korunan alan statüsü verilen toplam alan sayısı 690 olarak bildiriliyor ve bu alanların toplam yüzölçümü 3 milyon 468 bin 369 hektarı aşıyor. Bu alanların ülke yüzölçümüne oranı yaklaşık %4,4 olarak verildi.
2025’te eklenenler ve alan dağılımı
2025 yılı içinde koruma statüsüne kavuşturulan yeni alanlar arasında 1 milli park, 6 tabiat parkı ve 7 sulak alan bulunuyor; toplamda 14 yeni korunan alan ilan edildi. Güncel dağılım ise şu şekilde: 50 milli park, 274 tabiat parkı, 111 tabiat anıtı, 32 tabiatı koruma alanı, 138 sulak alan ve 85 yaban hayatı geliştirme sahası, olmak üzere toplam 690 alan koruma altında tutuluyor.
Sürdürülebilirlik ve gelecek hedefleri
DKMP yetkilileri, iklim değişikliğinin etkilerinin arttığı bir dönemde doğal zenginliklerin korunmasının hem görev hem sorumluluk olduğunu vurguluyor. Kadir Çokçetin bu çerçevede, «Türkiye’nin doğal zenginliklerini korumak ve gelecek nesillere aktarmak için çalışıyoruz» mesajını paylaştı ve biyolojik çeşitliliğin sürdürülebilir yönetimi ile ekoturizmin desteklenmesine yönelik çabaların süreceğini belirtti.
DKMP GENEL MÜDÜRÜ KADİR ÇOKÇETİN