Okula dönüş yalnızca derslerin başlaması demek değildir:
İstinye Üniversitesi Liv Hospital Bahçeşehir’den Çocuk ve Ergen Psikoloğu Buse Yağmur, okul döneminin başlamasının çocuklar için çok yönlü bir geçiş süreci olduğuna dikkat çekiyor. Gece uyuma ve sabah rutinlerinin değişmesi, ebeveynden ayrılma, arkadaş ilişkileri ve okul içi sorumluluklar gibi unsurların bir arada ilerlediği bu dönem, tatilde daha esnek bir yaşama alışmış çocuklarda zor uyumlanmalara neden olabiliyor.
Yeni bir sınıf, yeni bir öğretmen veya önceki olumsuz okul deneyimleri, çocuğun gün içinde ve okul ortamında kendini güvensiz hissetmesine yol açabilir. Bu tür duygu ve davranış değişimlerinin erken fark edilmesi, müdahale sürecini kolaylaştırır.
Çocuğun verebileceği tepkiler ve izlenmesi gereken belirtiler:
İlk günlerde ağlama, ebeveynden ayrılmakta zorlanma, "gitmek istemiyorum" deme, sabah karın ağrısı, uykuya dalmada güçlük gibi tepkiler normal sayılabilir. Bu tepkilerin zaman içinde hafiflemesi ve çocuğun okulda giderek daha rahat işlev göstermesi beklenir.
Ancak karın ağrısı, baş ağrısı, bulantı veya kusma gibi bedensel yakınmalar özellikle okul günlerinin sabahlarında tekrar ediyor, tatil günlerinde azalıyor ve süreklilik gösteriyorsa, yalnızca fiziksel nedenler değil kaygı temelli reaksiyonlar açısından da değerlendirme gerekir. Okul reddi ile ilişkili somatik belirtiler görüldüğünde önce gerekli tıbbi değerlendirme yapılmalı, ardından kaygı düzeyi profesyonelce ele alınmalıdır.
Ebeveyn tutumu ve uygulaması gereken yaklaşımlar:
Psk. Yağmur, ebeveynlerin çocukla kurdukları iletişim diline özen göstermesini öneriyor. "Korkacak hiçbir şey yok" gibi iyi niyetli ama çocuğun duygusunu geçersizleştiren ifadeler yerine, duyguyu kabul eden ve eşlik eden bir dil kullanmak daha etkili olur. Örneğin; "Yeni bir sınıfa başlamak biraz zor hissettirebilir, bu normal; birlikte alışmanın yollarını bulalım" gibi sakin ve gerçekçi cümleler tercih edilmeli.
Sorgulayıcı ve uzun konuşmalardan kaçınıp, kısa ve somut sorularla neyin endişe yarattığını öğrenmek yararlı olacaktır. Ayrıca, çocuğun "gitmek istemiyorum" demesini anlamak ile sürekli okuldan uzak kalmasına izin vermek arasında fark olduğu vurgulanıyor: duyguyu kabul edip sınırları kararlılıkla korumak gerekir. Tehdit etmek, utandırmak ya da kıyaslamak genellikle işe yaramaz; bunun yerine aile ile okulun benzer bir plan içinde olması ve kademeli yaklaşım benimsenmesi önemlidir.
Günlük rutinler ve küçük uygulamalar:
Uyku ve sabah rutinlerinin aşamalı olarak düzenlenmesi, okul öncesinde yatma ve kalkma saatlerinin kademeli olarak erkene çekilmesi yararlı olacaktır. Yatmadan önce ekran süresinin azaltılması, çantayı birlikte hazırlamak gibi doğal, kısa ve görev odaklı konuşmalar kaygıyı artırmadan güven sağlar. Okul hakkında sürekli soru bombardımanına girmektense, gündelik destekleyici ritüeller oluşturmak daha etkili olabilir.
Ne zaman profesyonel destek düşünülmeli:
Yoğun ve tekrarlayan ağlama, sürekli okula gitmeyi reddetme, tekrarlayan bedensel yakınmalar, panik benzeri belirtiler, okulda kalamama, sosyal çekilme ya da akademik işlevde belirgin düşüş görüldüğünde profesyonel değerlendirme öneriliyor. Belirtiler azalmıyor veya giderek kötüleşiyorsa çocuk ve ergen psikiyatristi ya da çocuk ruh sağlığı alanında çalışan bir uzmanla görüşülmelidir. Ayrıca bedensel belirtiler yalnızca psikolojik kabul edilmemeli, gerektiğinde çocuk hekimi ile ortak değerlendirme yapılmalıdır.
Psk. Yağmur son olarak, ebeveyn kaygısının çocuğa yansıyabileceğini hatırlatıyor: hiçbir endişe göstermemek hedef olmamalı; asıl amaç, ebeveynin kendi kaygısını çocuk yanında düzenleyebilmesi ve güven veren, kararlı tutum sergilemesidir. Her çocuğun uyum süreci farklı işler; başkalarıyla kıyaslama yerine çocuğun kendi gelişimini izlemek daha sağlıklıdır.
İSTİNYE ÜNİVERSİTESİ LİV HOSPİTAL BAHÇEŞEHİR’DEN ÇOCUK VE ERGEN PSİKOLOĞU BUSE YAĞMUR