Muratağa, Sandallar ve Atlılar katliamının tanığı: Ahmet Aşır'ın yaşadıkları

Ahmet Aşır, 14 Ağustos 1974'te Muratağa, Sandallar ve Atlılar'da EOKA tarafından öldürülen en küçüğü 16 günlük, en yaşlısı 95 olan 126 kişinin yaşadıklarını anlattı.

Yayın Tarihi: 14.08.2026 12:18
Güncelleme Tarihi: 14.08.2026 12:18

Muratağa, Sandallar ve Atlılar katliamının tanığı: Ahmet Aşır'ın yaşadıkları

Muratağa, Sandallar ve Atlılar katliamının tanığı: Ahmet Aşır

Muratağa, Sandallar ve Atlılar köylerinde 14 Ağustos 1974'te yaşanan saldırılar, Kıbrıs Türk halkının hafızasına kazınmış bir yara olarak kaldı. Muratağa-Atlılar-Sandallar Şehitlerini Yaşatma Derneği Başkanı Ahmet Aşır, İhlas Haber Ajansı'na yaptığı açıklamada o günleri, kayıpları ve sonrasında ortaya çıkan toplu mezarların hikayesini anlattı. Aşır'a göre bu olaylar yalnızca üç köyün değil, adadaki Kıbrıs Türk toplumunun maruz kaldığı daha kapsamlı bir saldırı dalgasının parçasıydı.

Katliamın kapsamı ve ortaya çıkışı:

Aşır, 14 Ağustos 1974'te EOKA mensuplarınca gerçekleştirilen saldırıda, en küçüğü 16 günlük, en yaşlısı 95 yaşında olmak üzere toplam 126 silahsız Kıbrıs Türkünün öldürüldüğünü aktardı. Kaynaklara göre 1960 nüfus sayımında üç köyün toplam nüfusu 248 kişiydi. Muratağa ve Sandallar köylerinde öldürülen sivillerin gömüldüğü toplu mezardan ilk aramalarda 89 cenaze çıkarıldı. Katliamın izleri, Türk birliklerinin 1-2 Eylül 1974 tarihlerinde bölgede yaptığı aramalarda ortaya çıktı ve o dönemde çekilen görüntüler, uluslararası basına da yansıdı.

Aşır, Atlılar köyündeki okul öğrencilerinin aileleriyle birlikte hedef alındığını, köylerin mücahit koruması dışında kaldığını ve bu nedenle savunmasız durumdaki sivil nüfusun ağır yara aldığını belirtti. Olayın, İkinci Barış Harekâtı'nın başladığı günlerde, Rum ve Yunan birliklerinin geri çekilirken çatışma gücü zayıf olan sivilleri hedef alması şeklinde geliştiğini ifade etti.

Tanığın kişisel tanıklığı: dönüş, keşif ve kayıp

Ahmet Aşır, çocukluğunu Muratağa'da geçirdiğini ve 1963 olaylarında sekiz yaşında olduğunu söyledi. 1974'te ise 18 yaşında mücahit olarak Mağusa'nın savunmasında yer aldı. Ailenin bir süre haber alınamayışı, cephede geçen günler ve izin taleplerinin geri çevrilmesi sonrası Aşır, yaklaşık 17-18 gün sonra köyüne dönebildi. Döndüğünde evlerin darmadağın olduğunu, mektupların yerde bulunduğunu ve en sarsıcı anı ise babasının köpeğinin onu takip ederek toplu mezarın bulunduğu alana götürmesi olarak anlattı.

Toplu mezarın bulunduğu yerde karşılaşılan manzara, Aşır'ın ifadesiyle tarif edilemeyecek kadar vahimdi: şehitlerin çoğunun bedenlerinde ağır yırtık, parçalanma ve işaretler vardı; bazı erkek çocuklarının başları koparılmıştı. Mezarlığın bir çöplük içine gizlenmiş şekilde kullanıldığı, üzerlerinin atıklarla örtülüp ateşe verildiği belirtildi. Türk askerleri ve hayatta kalan köylüler, alandan cesetleri çıkarmak ve düzenlemek zorunda kaldı.

Uluslararası görüntü, adalet talebi ve kimliklendirme çalışmaları:

Aşır, Türkiye'den ve yabancı basından çok sayıda gazetecinin bölgeye geldiğini, görüntüler çekildiğini ancak buna rağmen katliamın sorumlularının yargılanmadığını vurguladı. Olayın görsel ve yazılı belgelerle dünyaya taşındığını, yine de uluslararası alanda etkin bir yaptırım uygulanmadığını söyledi. İlk etapta toplu şekilde defnedilen şehitlerin yıllar sonra yapılan kazılarda kimlik tespitlerine tabi tutulduğunu, DNA incelemeleriyle bireysel mezarların oluşturulduğunu anlattı.

Geçmişten bugüne hafıza ve güvenlik kaygısı:

Aşır, Muratağa, Sandallar ve Atlılar'da Türk bayrağının hiç indirilmediğini, şehitliklerde bugün de hem Türk bayrağı hem de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bayrağının dalgalandığını söyledi. Bu bayrakların, Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesinin ve şehit anısının bir simgesi olduğunu belirtti. Ayrıca iki toplumlu bir çözüm imkânına ilişkin olarak şüphelerini paylaştı; Rum tarafının yeni nesillere yönelik eğitim ve söylemlerinden hareketle, garantörlüğün etkin ve fiili olarak sürdürülmediği sürece kalıcı bir anlaşmanın sağlanamayacağı görüşünde olduğunu dile getirdi.

Ahmet Aşır'ın anlatısı, Muratağa, Sandallar ve Atlılar olaylarının hem kişisel bir travma hem de kolektif bir belleğe dönüşmesini gösteriyor. Yaşananlar, sağ kalanların tanıklıkları, mezarların bulunması ve sonrasında yapılan kimliklendirme çalışmalarına rağmen sorumluların hesap vermemesi nedeniyle adalet arayışının sürdüğünü ortaya koyuyor. Bugün şehitlerin mezarlarının başında dalgalanan bayraklar, bu hafızanın canlı tutulduğunu simgeliyor.

Kıbrıs Türk halkının hafızasına kazınan Muratağa, Sandallar ve Atlılar katliamının canlı tanığı...

Kıbrıs Türk halkının hafızasına kazınan Muratağa, Sandallar ve Atlılar katliamının canlı tanığı Ahmet Aşır, 14 Ağustos 1974'te EOKA mensuplarınca gerçekleştirilen insanlık dışı vahşeti İHA'ya anlattı. İkinci Barış Harekâtı'nın başlamasıyla kaçan Rumların, en küçüğü 16 günlük, en yaşlısı 95 yaşında olan 126 savunmasız sivili katledip çöplüğe gömdüğünü belirten Aşır; babasının köpeği sayesinde katliam çukuruna ulaşarak yaşadığı acıyı ve uluslararası kamuoyunun gözü önünde cezasız kalan bu soykırımı gözler önüne serdi.

Yazar
EDİTÖR

Mustafa Şahin

Adım Mustafa Şahin, 33 yaşındayım. İstanbul'da yaşıyorum. aksiyon.com.tr'de Gündem editörüyüm, uzmanlık alanım güvenlik ve savunma politikaları. Ciddi ve disiplinli biriyim. Okuyucularımıza derinlemesine analizler ve özel dosyalar hazırlamayı seviyorum.