Mekke ve Bedir hamleleri, Türkiye'nin güvenlik diplomasisinde yeni dönemi işaret ediyor

Bakan Güler, Mekke ve Bedir anlaşmalarının Türkiye'nin uluslararası güvenlik mimarisindeki etkin rolünü ve savunma iş birliğini güçlendirdiğini vurguladı.

Yayın Tarihi: 27.10.2026 17:41
Güncelleme Tarihi: 27.10.2026 17:41

Mekke ve Bedir hamleleri, Türkiye'nin güvenlik diplomasisinde yeni dönemi işaret ediyor

Mekke ve Bedir hamleleri Türkiye'nin güvenlik diplomasisinde yeni dönemi işaret ediyor

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, İskenderun'da düzenlenen 2’nci Amfibi Deniz Piyade Tugay Komutanlığı Sancak Tevdi Töreni’nde Türkiye’nin jeostratejik konumu, askerî imkânları ve uluslararası sorumluluklarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Törene Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu da katıldı.

Anlaşmaların kapsamı ve hedefleri:

Bakan Güler, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması ile Türkiye, Katar, Pakistan ve Endonezya arasında imzalanan Bedir Mutabakat Zaptının savunma diplomasisi açısından önemine dikkat çekti. Mekke anlaşmasının ortak savunma, müşterek caydırıcılık ve askerî koordinasyon esaslarına dayandığını, taraflar arasında güvenlik iş birliğini geliştirmeyi ve bunun daha kurumsal bir yapıya kavuşmasını amaçladığını söyledi.

Bedir Mutabakat Zaptı'nın ise savunma sanayi iş birliğini, teknik askerî eğitim ve tecrübe paylaşımını, ortak üretim, teknoloji geliştirme, AR-GE, altyapı ve tedarik zincirlerinin güçlendirilmesini hedeflediğini belirtti. Bakan Güler, bu iki girişimin farklı alanlarda iş birliğini ilerleterek ülkenin uluslararası güvenlik mimarisindeki etkin rolünü ve ortak savunma ihtiyaçlarına yönelik çözüm geliştirme iradesini ortaya koyduğunu ifade etti.

Ordu yapısı, harekât ortamı ve bölgesel sorumluluklar:

Güler, uluslararası güç dengelerinin yeniden şekillendiği ve bölgesel gerilimlerin arttığı bir dönemde teknolojik gelişmelerin savaşın niteliğini kökten değiştirdiğini vurguladı. Karadeniz’den Ege’ye, Doğu Akdeniz’den Orta Doğu’ya kadar yakın coğrafyada artan risklere dikkat çeken Bakan, güçlü, modern, caydırıcı ve her an göreve hazır bir orduya sahip olunması gerektiğini ifade etti. Bugünün harekât ortamında kuvvetlerin eşgüdümü ve şartlara süratle uyum sağlamanın stratejik zorunluluk olduğunu kaydetti.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin terörle mücadeleden hudut güvenliğine, Mavi ve Gök Vatanın korunmasından uluslararası görev ve tatbikatlara kadar geniş bir alanda görev yaptığını belirten Güler, ordunun Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti başta olmak üzere dost ve kardeş ülkelerle askerî iş birliğini sürdürdüğünü; Azerbaycan, Libya, Katar, Somali ve Balkanlar dâhil farklı coğrafyalarda bölgesel ve küresel güvenliğe katkı sağladığını aktardı.

Kıbrıs politikası ve diplomasi önceliği:

Bakan Güler, Kıbrıs meselesindeki tutumun açık ve net olduğunu vurguladı. Kıbrıs Türk halkının güvenliği, refahı, egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünün Türkiye için vazgeçilmez önemde olduğunu söyledi. Yarım asrı aşan müzakere sürecinde kalıcı çözüme ulaşılamamış olmasının ada gerçeklerinin dikkate alınmasını gerekli kıldığını belirterek muhataplarını adadaki gerçekleri gözeten bir anlayışla hareket etmeye davet etti.

Güler, Rum tarafının Kuzey Kıbrıs’ta düzenlenmesi planlanan spor ve kültür-sanat etkinliklerini engelleme girişimlerine tepki gösterdi ve spor ile kültür-sanat faaliyetlerine dahi tahammül göstermeyen bu tutumla kalıcı uzlaşının nasıl mümkün olacağı sorusunu uluslararası toplumun dikkatine sundu. Garanti ve İttifak Antlaşmaları doğrultusunda ülkenin ve Kıbrıs Türklerinin güvenliğinin sağlanmasına yönelik her türlü askerî ve siyasi tedbiri alacaklarını yineledi.

Amfibi birliklerin rolü ve tugayın katkıları:

Deniz Kuvvetlerinin caydırıcı unsurlarından birini amfibi birliklerin oluşturduğunu belirten Güler, amfibi birliklerin denizden karaya güç aktarabilme, farklı harekât ortamlarında görev yapabilme ve müşterek kuvvetlerle eşgüdüm içinde hareket edebilme kabiliyetleriyle modern orduların önemli çarpanları arasında yer aldığını söyledi. 2’nci Amfibi Deniz Piyade Tugay Komutanlığı’nın yeni teşkilatlanmasının güce katkı sağladığını ifade etti.

Tugayın Mavi Vatan’daki görevlerinin yanı sıra Suriye’deki Barış Pınarı Harekâtı bölgesinden Azerbaycan’a, Somali’den Libya’ya kadar ordunun farklı coğrafyalarda üstlendiği uluslararası görevlere personel desteği sağladığını; bu katkıların personelin mesleki tecrübesini ve harekât kabiliyetlerini geliştirdiğini anlattı. Güler, Deniz Kuvvetlerinin müşterek ve çok uluslu görevlerdeki etkinliğinin bu şekilde ortaya çıktığını, birlikleri başarılarından dolayı kutladığını belirtti.

Toplantıda ve törende öne çıkan vurgu, Türkiye’nin hem bölgesel hem küresel düzeyde aktif bir güvenlik aktörü olmaya devam etme kararlılığı oldu. Mekke ve Bedir süreçleri, bakanın ifadesiyle sadece askerî iş birliğini değil, savunma diplomasisinin kurumlaşmasını ve savunma sanayiinde ortak adımlar atılmasını da hedefleyen somut adımlar olarak sunuldu.

Bakan Güler: "Mekke ve Bedir anlaşmaları, ülkemizin uluslararası güvenlik mimarisindeki etkin...

Bakan Güler: "Mekke ve Bedir anlaşmaları, ülkemizin uluslararası güvenlik mimarisindeki etkin rolünü ortaya koymaktadır"

Yazar
EDİTÖR

Ali Yıldırım

Ben Ali Yıldırım, 31 yaşındayım, İstanbul. aksiyon.com.tr Gündem ekibinin gece editörüyüm. Siz uyurken ben gelen haber akışını yönetir, manşetleri belirlerim. Stres altında çalışmaya alışkınım ama ekibi ayakta tutan espriler de benden çıkar.