Manavgat yangını beş yıl sonra: acı, kayıp ve yeniden inşa
Antalya’nın Manavgat ilçesinde 28 Temmuz 2021’de başlayan ve rüzgârın etkisiyle Akseki, Gündoğmuş, İbradı ile Alanya'ya kadar yayılan büyük yangının üzerinden beş yıl geçti. Kayıtlara Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük orman yangınlarından biri olarak geçen afet, 11’inci günde kontrol altına alınmış; yangında 6 kişi hayatını kaybetmiş ve yaklaşık 60 bin hektar alan zarar görmüştü.
Afetin ardından bölgede devlet kurumlarının koordinasyonuyla hızlı ve kapsamlı bir müdahale yapıldı. Etkilenen mahallelerde evlerini, ahırlarını ve geçim kaynaklarını kaybeden vatandaşların çoğu, kamu destekleriyle yeni konutlarına yerleşti. Ancak geride kalan tahribat, özellikle yaşlı ağaçların yok oluşu, uzun süreli bir eksiklik olarak hissediliyor.
Devlet destekleri ve yeniden yerleşim:
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) başta olmak üzere ilgili kurumlar, yangının ardından Antalya genelinde 45 konut ile 1.239 köy evi olmak üzere toplam 1.284 konut ve köy evi inşa etti. Vatandaşlar genelde bir yılı doldurmadan yeni evlerine kavuştuğunu, barınma ve acil ihtiyaçlarının devlet tarafından karşılandığını belirtiyor.
Kalemler ve çevresinde yaşayanlar, yapılan konutların hayatı yeniden düzene koyduğunu söylemekle birlikte doğanın geri dönüşünü daha sabır gerektiren bir süreç olarak tanımlıyor. Tarım aletleri, traktör ve hayvan kayıpları yaşayan çiftçilere ise yeni makineler teslim edildi.
Yaşananlar ve kişisel tanıklıklar:
Yangında evlerini kaybeden Durkadın Akça, yaşadıklarını şöyle özetledi: evimizi, hayvanlarımızı ve malımızı kaybettik; devletin ve milletin desteğiyle yeniden evimize yerleştik ve 15 ay dolmadan oturmaya başladık. Akça, yapılan yardımların olmasaydı toparlanmanın mümkün olmadığını vurguladı.
Kalemler Mahallesi’nden 85 yaşındaki Ahmet Çatal, yangın gününü “cehennem” olarak nitelendirirken, yanan zeytin ağaçlarının yerine yapılan ödemeyle araba alabildiğini söyledi ve bölgede yaşadıklarını şiirle dile getirdi. Eşi İkbal Çatal ise bir süre Ilıca’da yaşadıktan sonra devlet eliyle yapılan evlerine taşındıklarını ve şimdi mutlu olduklarını belirtti.
35 yaşındaki Sercan Bayat, evi, ahırı ve otomobiliyle birlikte bazı küçükbaş ve büyükbaş hayvanlarını kaybettiğini anlattı. Bayat, devletin temel ihtiyaçları karşıladığı ve yeni ev ile ahır yaptırdığına dikkat çekerken en büyük özlemlerinin 50-100 yıllık ağaçların yok olması olduğunu söyledi. O günün ardından dikilen fidanların henüz gölge sağlayacak boyuta ulaşmadığını, doğanın asıl geri dönüşünün zaman alacağını belirtti.
Yeniköy Mahallesi Muhtarı Abdullah Zeki Kavuklu yangının 15 kilometrelik mesafeyi yaklaşık 1-1,5 saatte katettiğini aktardı. Rüzgârın etkisinin azalması sayesinde Yeniköy’ün büyük ölçüde korunduğunu, karşı köyde TOKİ tarafından yaklaşık 100 ev ve ahır inşa edildiğini söyledi.
Kalemler Mahallesi Muhtarı Tahsin Uysal ise köyde yaklaşık 50-55 evin yandığını, olay anında insanların hayvanları kurtarmaya çalıştığını ve bazı vatandaşların vücutlarında yanıklar oluştuğunu aktardı. Uysal, yürütülen çalışmalar sonucu bir yılı bile doldurmadan evlerin teslim edildiğini ve bugün mahallede huzur içinde yaşandığını ifade etti.
Haberin ilk tanığı ve doğanın gidişatı:
İhlas Haber Ajansı muhabiri Arif Kaplan yangını ilk anından itibaren takip edenlerden biri. Kaplan, yangının Kalemler ve Yeniköy mahallelerinin üst kısmında, çöp depolama sahasına yakın bir noktada başladığını, alevlerin kısa sürede hilal şeklinde yayılıp geniş alanları etkilediğini anlattı. Kaplan, yangında yerle bir olan evlerin ve alevler arasında kalan insanların görüntülerinin hafızalarından silinmediğini söyledi.
Kaplan ve diğer tanıklara göre beş yıl sonra da bölge halkının en büyük üzüntüsü, 50 ve 100 yıllık ağaçların yok oluşu. Yapılan ağaçlandırma çalışmalarıyla dağlar yeniden yeşermeye başlamış olsa da yeni fidanlar henüz eski ormanların sağladığı gölge ve ekosistemi üretemiyor; yeniden tam bir dönüş için zaman gerekiyor.
Beş yıllık sürecin özeti olarak, afetin yarattığı fiziksel ve duygusal tahribatın devlet koordinasyonuyla sağlanan barınma, iktisadi destek ve yeniden ağaçlandırma çalışmalarıyla kısmen giderildiği; ancak doğal dengenin tam olarak toparlanmasının uzun soluklu bir çaba olduğu ortaya çıkıyor. Bölge sakinleri, yaşanan acılara rağmen yeni yaşamlarına tutunurken, geri kalan en büyük beklenti doğanın ve eski tarım alanlarının yeniden kendini göstermesi olarak öne çıkıyor.
YANGINDA EVLERİNİ, HAYVANLARINI VE GEÇİM KAYNAKLARINI KAYBEDEN VATANDAŞLAR DEVLET DESTEĞİYLE YENİ KONUTLARINA KAVUŞTU.