Mamak ve cezaevi günleri: 12 Eylül mağduru Muhittin İlhan'ın anlatımı

Kahramanmaraşlı Muhittin İlhan, Mamak ve Adana cezaevlerinde gördüğü işkenceyi, 105 günde 65 kilodan 41 kiloya düşüşünü ve arkadaşlarının ölümünü anlattı.

Yayın Tarihi: 11.09.2026 12:02
Güncelleme Tarihi: 11.09.2026 12:02

Mamak ve cezaevi günleri: 12 Eylül mağduru Muhittin İlhan'ın anlatımı

Muhittin İlhan’ın gözaltı süreci ve ilk işkenceler:

Kahramanmaraş'ta 1977 Haziran ile 1978 Nisan arasında Ülkü Ocakları İl Başkanlığı yapan Muhittin İlhan, gençlik yıllarında ülkenin milli meseleleriyle ilgilendiğini ve 15 Nisan 1978'de Milliyetçi Hareket Partisi'nin Ankara'daki Büyük Yürüyüşü'nde mehter başı olarak görev aldığını söyledi. Yürüyüşün ardından Kahramanmaraş'a dönüşte gözaltına alındıklarını belirten İlhan, gözaltındayken dönemin İçişleri Bakanı İrfan Özaydınlı'nın televizyonda veya radyoda kendilerine ilişkin tutuklandıkları ve suçlamaları kabul ettikleri yönünde haber yaptığını anlattı.

Bu yayının ardından dönemin cumhuriyet başsavcısı, başsavcı yardımcıları, vali ve emniyet müdürünün gözaltındaki yere geldiğini aktaran İlhan, yetkililerin “ya kabul edeceksiniz ya kabul edeceksiniz” diye ifade ettikleri bir tavırla ağır işkence uygulamaya başladıklarını ifade etti.

Adliye süreci ve karşımıza çıkan tablo:

İlhan, gözaltı süresinin o dönemde üç gün olduğunu, iki kez uzatma alındığını ve yaklaşık on gün süren ağır işkencenin ardından sağlık müdürünün, polis karakolunda işkence görmediklerine dair rapor düzenlediğini söyledi. Bu raporlarla adliyeye sevk edildiklerini belirten İlhan, ilk sorguda savcının tüm suçlamalara rağmen serbest bıraktığını, ancak polislerin itirazı ve üst makamlara başvuru nedeniyle tekrar tutuklanıp cezaevine gönderildiklerini anlattı.

Hakim huzurunda işkencenin açıkça görüldüğünü, hakim tarafından bunun ifade edildiğini fakat toplum polisi ve güvenlik güçlerinin tutuklamada ısrar ettiğini belirtti. Bu süreçte adliye ve cezaevindeki uygulamaların birbirinden farklı mekanizmalarla sürdüğünü vurguladı.

Mamak, Cebeci, Adana ve Gaziantep süreçleri:

İlhan, Kahramanmaraş'ta bir süre kaldıktan sonra güvenlik gerekçesiyle Ankara'ya sevk edildiklerini, Ankara Cebeci Cezaevi'ne konulduktan sonra Aydınlık Gazetesi'nden kendileri aleyhine sürekli haberler yapıldığını söyledi. Gönderdikleri tekziplerin dikkate alınmadığını, dilekçelerinin savcılık kanalıyla görmezden gelindiğini aktardı.

Devamında Mamak Cezaevi'ne sevk edildiklerini kaydeden İlhan, burada daha yoğun bir işkence temposu ile karşılaştıklarını belirtti. Koğuşlara sağ ve sol görüşlü mahkumları karıştırdıklarını, duvarda asılı A4 kağıdında yazılı talimatlarla hangi davranışa kaç cop uygulanacağının bildirildiğini anlattı. Özellikle Mamak'ta "üç öğün yemek verilirse en az altı öğün dayak atıldığını" ifade etti.

Cezaevinde geçirdikleri süre içinde Ankara Cezaevi'ndeki örgütleme iddialarıyla Maraş olaylarıyla ilişkilendirildiklerini, ardından uçakla Adana'ya nakledildiklerini söyledi. Mamak'a girdiğinde vücut ağırlığının 65 kilogram olduğunu, nakil işlemleri süresince geçen 105 gün içinde işkence nedeniyle 41 kiloya düştüğünü belirtti.

Cezaevinde şiddet ve can kayıpları:

Adana cezaevinde sayısal üstünlüğü olan sol görüşlü mahkumlarla çatışmalar ve baskınlar yaşadıklarını anlatan İlhan, cezaevi idaresi ile birlikte kullanılan şiş ve bıçaklarla sık sık saldırılar gerçekleştiğini söyledi. Bu saldırılarda birlikte tutuklandıkları Hasan Hüseyin Akbaş'ın 21 şiş darbesiyle hayatını kaybettiğini, yaklaşık 45 dakika boyunca ona son sözleri olarak şehadet kelimesini söyledirmeye çalıştıklarını aktardı. Aynı olayda Gaziantep'ten Abdurrahman Kılıç'ın da öldüğünü belirtti.

İlhan, 12 Eylül darbesinin cezaevindeyken gerçekleştiğini ve darbenin hazırlık sürecinde dışarıda bazı olayların organize edilip kendileriyle ilişkilendirildiğini düşündüklerini ifade etti. Darbenin ardından 6. Kolordu'ya, oradan da Gaziantep 5. Zırhlı Tugay'a nakledildiklerini ve benzer uygulamaların orada da devam ettiğini anlattı.

Mahkeme ve tahliye:

Cezaevine girişinden altı yıl sonra, İlhan tüm suçlamalardan beraat ederek serbest bırakıldığını söyledi. Buna karşın cezaevinde işlenen bazı suçlardan toplam iki buçuk yıl mahkûmiyet kararı verildiğini ve cezaevinde geçirdiği süre göz önüne alınarak serbest kaldığını belirtti. Hikâyesini anlatırken, gözaltı, adliye, cezaevi ve nakil süreçlerinde işkence, hukuksuzluk ve ihmalin süreklilik arz ettiğini vurguladı.

İlhan'ın anlattıkları, 12 Eylül öncesi ve sonrasındaki tutuklama, sorgu ve cezaevi uygulamalarının mağdurlar üzerindeki fiziksel ve psikolojik etkilerine dair çarpıcı örnekler sunuyor. Anlatılanlar, dönemin kurumlararası ilişkilerinin, basın-yargı-cezaevi pratiklerinin nasıl iç içe geçtiğini gösteriyor.

12 Eylül mağduru o dönemi anlattı: "Mamak Cezaevi’nde 3 öğün yemek verdilerse 6 öğün dayak...

12 Eylül mağduru o dönemi anlattı: "Mamak Cezaevi’nde 3 öğün yemek verdilerse 6 öğün dayak attılar"

Yazar
EDİTÖR

Ayşe Yıldız

Ben Ayşe Yıldız, 29 yaşındayım. aksiyon.com.tr'nin başkent muhabiriyim. Tahmin edeceğiniz gibi Ankara'da yaşıyorum. Bürokrasi ve diplomasi trafiğini takip ediyorum. Bağlantılarım güçlüdür, resmi dili iyi bilirim ve kulis bilgilerini ilk ben alırım.