Kütahya çiniciliğinin bugününü değerlendirme:
Kütahya’nın duayen çini ustası İsmail Yiğit, 43 yıllık sanat yaşamında attığı adımlar ve gözlemleriyle kentteki çini üretiminin tarihindeki en önemli dönemlerden birinin yaşandığını vurguluyor. Yaklaşık 20 bin esere imza atan Yiğit, bugün akademik eğitimle yetişen sanatçılar ile usta-çırak geleneğini sürdüren ustaların yan yana üretim yapmasının bu köklü sanat üzerindeki etkisini ön plana çıkarıyor.
Yiğit, çeşitliliğin Kütahya çiniciliğini güçlendirdiğini belirterek, hem üslup zenginliği hem de uygulama alanlarındaki genişlemenin kentte yeni bir hareketlilik yarattığını söylüyor. Bu tabloya devlet destekleri ve ham madde çalışmaları da eklendiğinde, sanatın kurumsal ve üretim boyutunda somut ilerlemeler kaydedildiği görülüyor.
ham madde sorunu ve çözüm beklentisi:
Uzun süredir sektörün en büyük problemi olan kaliteli çamur (ham madde) temini konusunda devletin yürüttüğü çalışmaları umut verici bulan Yiğit, alt yapı yatırımlarının tamamlanması halinde kısa sürede sorunların geride bırakılabileceğini ifade ediyor. Yiğit, "Yapılması gereken en önemli konu çamur altyapısıydı. Bununla ilgili devletimizin önemli katkıları ve destekleri bulunuyor. Eğer bu çalışmalar planlandığı şekilde tamamlanırsa, bir iki yıl içerisinde kaliteli ve sorunsuz bir çamur elde edeceğimize inanıyorum" diyor.
Ham maddenin düzenli ve kaliteli temininin sağlanmasıyla birlikte, üretimde teknik sorunların azalacağı ve artık ustaların hünerinin, estetik ve kalite arayışlarının öne çıkacağı belirtiliyor. Yiğit, bu sürecin gerçekleşmesi halinde ortaya çıkacak eserlerin hem yerel hem de ulusal ölçekte değerini artıracağını ekliyor.
kaşi sözcüğünün kökeni ve sanatın tarihsel derinliği:
Yiğit, terminoloji üzerine de dikkat çekiyor ve "Çini kelimesi Farsça kökenlidir ve Çin’e ait anlamını taşır. Oysa kaşi, Uygur Türkçesinde yarı değerli taş anlamına gelir. Kaşi aynı zamanda toprağın üzerine cam kaplama sanatıdır. Bu nedenle çini yerine kaşi demek daha doğru olacaktır" görüşünü paylaşıyor. Bu vurguyla birlikte sanatın yerel ve kültürel kökenlerine dair bilinçlenmenin de önemine işaret ediyor.
Kaşi sanatının kökleri Elam Medeniyeti’nden Mezopotamya’ya, firavunlar döneminden Endülüs’e, Selçuklu ve Osmanlıya kadar uzanıyor; Yiğit, bu binlerce yıllık mirasın günümüzde yeni teknikler, zengin renk paletleri ve farklı hamur uygulamalarıyla yeniden zirveye taşınmakta olduğunu söylüyor. Çini/kaşi üretiminde hat, resim, ebru ve minyatür gibi tekniklerin bir araya gelmesi sanatın çok disiplinli yapısını güçlendiriyor. Eskiden çinicilik denince ilk akla gelen yer Kütahya iken, bugün Türkiye’nin 81 iline yayılan bir üretim ağı oluştuğunu belirten Yiğit, Kütahya’nın merkezi konumunu sürdürdüğünü fakat ülke çapında farklı yorumlar ve yerel üretim örnekleriyle sanatın zenginleştiğini aktarıyor. Her bölgenin kendine özgü yaklaşımları, çini sanatının çeşitlenmesine ve yeni izleyici kitlelerine ulaşmasına katkı sağlıyor. Genç kuşak sanatçıların yetişmesi, akademik birikimin artması ve devlet desteklerinin zamanında yapılmasıyla birlikte Yiğit, çini sanatının yakın gelecekte Türk-İslam sanatları arasında üst sıralarda yer alacağına inanıyor. "Bugün ulaşılan tasarım kalitesi, renk zenginliği, alternatif hamur çalışmaları ve yetişen yeni nesil sanatçılar bize bunu gösteriyor" sözleriyle sanatın potansiyeline olan güvenini dile getiriyor. Sonuç olarak Yiğit, Kütahya’daki üretim ortamının iyileştirilmesi, ham madde sorunlarının çözülmesi ve usta-yeni kuşak etkileşiminin sürdürülebilmesi halinde kaşinin Türkiye ve dünya sahnesinde daha görünür ve etkili bir konuma geleceğini ifade ediyor. Bu perspektif, hem yerel ekonomi hem de kültürel mirasın korunması açısından önemli bir gelecek vizyonu sunuyor. İSMAİL YİĞİT: "ÇİNİ, TÜRK-İSLAM SANATLARININ ZİRVESİNE ÇIKACAKTIR"