Küresel Sumud Filosu'ndaki yabancı aktivistler İstanbul'da savcılıkta ifade verdi

Küresel Sumud Filosu'ndan Türkiye'ye getirilen yabancı aktivistler, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı önünde bilgi sahibi sıfatıyla ifadelerini verdi; iddialar kötü muamele ve usulsüz alıkoyma içeriyor.

Yayın Tarihi: 05.10.2025 01:37
Güncelleme Tarihi: 05.10.2025 01:37

Küresel Sumud Filosu'ndaki yabancı aktivistler İstanbul'da savcılıkta ifade verdi

Küresel Sumud Filosu aktivistleri İstanbul'da bilgi sahibi olarak ifade verdi

İsrail tarafından uluslararası sularda saldırıya uğrayıp Türkiye'ye getirilen Küresel Sumud Filosu'ndaki bazı yabancı aktivistler, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma kapsamında bilgi sahibi sıfatıyla ifadelerini verdi. Aktivistler, gözaltı ve taşınma süreçlerinde maruz kaldıklarını iddia ettikleri kötü muamele, hukuksuz alıkoyma ve kişisel eşyaların zorla alınması gibi iddiaları savcılığa aktardı.

Soruşturmanın hukuki çerçevesi

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, saldırının ardından uluslararası sularda Türk vatandaşlarının alıkonulmasına ilişkin soruşturma başlattı. Soruşturma, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi ile Ceza Muhakemesi Kanunu ve Türk Ceza Kanunu hükümleri çerçevesinde yürütülüyor. Şüphe konuları arasında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, ulaşım araçlarının kaçırılması veya alıkonulması, nitelikli yağma, mala zarar verme ve eziyet suçları bulunuyor. Ayrıca, Adli Tıp Kurumu'nda sağlık kontrolü yapılan aktivistlerin ifadelerinin alınması için 11 savcı görevlendirildi; Türk vatandaşı olmayan aktivistler de isterlerse ifade verebilecekleri yönünde bilgilendirildi.

Ayoub Habraouı (Fas) — Saldırı ve gözaltı sırasında yaşananlar

Habraouı, İsrail askerlerinin botlarla gemiyi durdurup gemiye çıktığını ve kendilerini deniz suyuyla ıslanmaları amacıyla geminin ön tarafına koyduklarını anlattı. Limana götürüldüklerinde diz çöktürüldüklerini, sırtlarına dipçikle vurulduğunu, tokatlandığını ve plastik ters kelepçe ile gözlerinin bağlandığını söyledi.

Habraouı ifadesinde, "Bize cezaevindeyken yemek verdiler ancak su vermediler. 'Susadıysanız musluktan için.' diyorlardı." dedi. Cezaevinde üç gün kaldığını, sık aralıklarla silah ve köpeklerle baskın yapıldığını ve yakınlarıyla iletişim kurmalarının engellendiğini bildirdi. Ayrıca cezaevi yolunda üzerindeki 300 doları İsrailli bir polis tarafından zorla alındığını iddia etti.

Habraouı, "Gazze'ye insani yardım götürmek için insani duygularla hareket etmemize rağmen uluslararası hukuk kurallarını çiğneyen ve bizi gasbeden, bize kötü muamele yapan İsrail Devleti'nden, İsrailli yetkililerden, asker ve polislerinden uluslararası hukuk tarafından ceza mahkemelerinde yargılanmaları için davacı ve şikayetçiyim." ifadelerini kullandı.

Evie Rose Snedker (İngiltere) — Fiziksel ve psikolojik iddialar

Snedker, bulunduğu geminin etrafının kuşatıldığını, silahlarla gemiye çıkıldığını ve kişisel eşyalarının zorla alındığını anlattı. Tuvalete gitmelerine izin verildiğini ancak "bize yemek vermediler. Battaniye gibi ihtiyacımız olan eşyalardan verilmedi" dedi. Kendisinin gemide kaptan olduğu düşünüldüğü için sözlü tacize uğradığını belirtti.

Aşdod Limanı'nda kollarından itildiğini, fotoğraflarının çekildiğini ve yasal olmayan yollardan girdiklerine dair bir belge imzalatılmaya çalışıldığını söyledi. Pasaport ve saatinin zorla alındığını, kelepçelerin bileklerini yaraladığını, cinsel mahremiyete aykırı aramalara maruz kaldığını iddia etti. Snedker, limanda beklerken ilaçlarının alındığını ve astımı olan bir kişinin ilacının verilmediğini anlattı.

Snedker, "Bizi İstanbul Havalimanı'nda ve burada çok iyi karşıladılar. Türk yetkilileri tarafından gösterilen ilgi ve alakadan dolayı çok minnettarım." diyerek Türkiye'ye geliş ve karşılanma sürecine ilişkin memnuniyetini ifade etti.

Abdallah Messaoudı (Tunus) — Abluka, hücre ve deport süreci

Messaoudı, İsrail askerlerinin gemiyi yaklaşık 24 saat abluka altına aldığını, ellerinin kelepçelendiğini ve tuvalet ile yemek ihtiyaçlarının karşılanmadığını belirtti. Gemiden çıkarılırken drone ile görüntü alındığını, göç merkezinde parmak izi ve retinalarının alındığını anlattı.

Gözleri bağlanıp hayvanların bile durmayacağı şekilde bir araca konularak cezaevine götürüldüklerini, yolculuk sırasında köpeklerin kafeslerin üzerine gönderildiğini ve kafeslere coplarla vurularak uyumalarının engellendiğini söyledi. Messaoudı, gözaltında çıplak arama yapıldığını ve evrak imzalatılmaya çalışıldığını aktardı.

Abdullah Yonuis Mohammad Ghabbash (Ürdün) — Soruşturmaya ilişkin anlatım

Ghabbash, İsrail askerleri tarafından silah zoruyla gemiden çıkarıldıkları sırada dronla görüntülerinin çekildiğini, elleri ve gözleri bağlı şekilde 20 saat bekletildiklerini belirtti. Sorulan sorular arasında "Hamas'a bağlı mısınız?" gibi ifadeler olduğunu söyledi ve kendilerine pek çok belge imzalatılmaya çalışıldığını ancak herhangi birini imzalamadıklarını aktardı.

Ne olmuştu?

İsrail ordusu, 1 Ekim tarihinde Gazze'ye insani yardım taşıyan Küresel Sumud Filosu'na saldırmış ve filodakileri yasa dışı şekilde alıkoyduğu yönünde iddialar gündeme gelmişti. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, saldırının ardından uluslararası sularda Türk vatandaşlarının alıkonulmasına ilişkin olarak soruşturma başlatmış; soruşturma kapsamında ilgili uluslararası ve ulusal hukuki düzenlemeler esas alınarak işlemler yürütülüyor.

İfade alma süreci

Soruşturma kapsamında Türkiye'ye getirilen aktivistlerin sağlık kontrolü için götürüldükleri Adli Tıp Kurumu'nda, ifadelerinin alınması talebi üzerine 11 savcı tarafından işlemler yürütülmesine karar verildi. Savcılığın, iddiaların uluslararası suç çerçevesinde kalması nedeniyle Türk vatandaşı olmayan aktivistlerin de bilgi sahibi sıfatıyla ifade verebileceği bildirildi.

Yazar
EDİTÖR

Aksiyon Haber Ajansı