İstanbul Arel Üniversitesi ve Yeşilay iş birliğiyle düzenlenen "Bağımlılık Sempozyumu"
İstanbul Arel Üniversitesi ve Yeşilay iş birliğiyle Tepekent Kemal Gözükara Yerleşkesi'nde gerçekleştirilen "Bağımlılık Sempozyumu", dijitalleşen dünyada kumar, teknoloji ve madde bağımlılıklarının toplumsal boyutunu tartıştı. Uzmanlar, akademik iş birliği ve farkındalığın gerekliliğine dikkat çekti.
Açış konuşması: Süreç ve empati
İstanbul Arel Üniversitesi Psikoloji Bölümü Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Muzaffer Şahin açış konuşmasında bağımlılığın gelişim sürecine vurgu yaptı. Şahin, "Hiç kimse bir sabah uyandığında bağımlı olmayı seçmez. Bu bir süreçtir" diyerek doğru dinleme ve empatinin önemini vurguladı. Geleceğin psikologlarına hitaben beklenen toplumsal değişimin onlara bağlı olduğunu belirtti.
Yeşilay'ın yaklaşımı
Yeşilay Büyükçekmece Şube Başkanı Recep Çalışkan, bağımlılıkla mücadeleyi "Bağımlılığa kaptırdığımız her genç, kaybedilmiş bir vatan toprağıdır" ifadesiyle değerlendirdi ve Yeşilay'ın bilimsel temelli strateji, uzman psikolog kadroları ve modern rehabilitasyon alanlarıyla hazır olduğunu aktardı.
Kumar bağımlılığının nörolojik ve bilişsel boyutları
Dr. Öğretim Üyesi Eren Murat Dinçer, kumarın beyindeki dopamin yollarını madde bağımlılığıyla benzer mekanizmalar üzerinden uyardığını belirtti. Kumarı "beyindeki haz merkezi ile karar verme mekanizması arasındaki dengenin bozulması" olarak tanımlayan Dinçer, bağımlılığı pekiştiren üç bilişsel yanılsamayı öne çıkardı: "neredeyse kazandım" illüzyonu, bilimsel temeli olmayan "kumarbaz yanılgısı" ve kayıpları geri alma umuduyla risk aldıran "telafi tuzağı".
Madde bağımlılığı: Psikolojik arka plan
Psikiyatrist Prof. Dr. Defne Tamar Görol, madde kullanımına ilişkin çarpıcı bir tanımlama yaparak "Madde kullanımı zamana yayılmış bir intihardır" dedi. Görol, klinik gözlemlerin madde kullanımını "yumuşatılmış bir öz kıyım eşdeğeri" olarak gördüğünü ve tedavi sürecinde kişinin kendine zarar verme eğilimlerinin analiz edilmesinin gerekliliğini vurguladı.
Önleme, eğitim ve bireysel irade
Prof. Dr. Duran Çakmak, bağımlılıkla mücadelede önleyici yaklaşımın önemine dikkat çekerek toplumun temel adımlarından birinin bireylerin "hayır" demeyi öğrenmesi olduğunu ifade etti. Çakmak, tedavi öncesi risk oluşturan davranışların engellenmesinin kritik olduğunu söyledi.
Davranışsal bağımlılıklar ve toplumsal sonuçları
Sempozyumun son oturumunda Klinik Psikolog Özge Dayıoğlu "eş bağımlılık" kavramını ele aldı; partnere aşırı odaklanma ve ayrılık korkusunun kişiyi duygusal bir hapse sürüklediğini, sağlıklı ilişkinin ancak özsaygı ve bireysellik korunarak mümkün olduğunu belirtti. Doç. Dr. Özlem Kızılkurt pornografinin beyin ödül sistemini sürekli uyardığını ve madde bağımlılığında görülen "tolerans" ve "aşerme" süreçlerini tetikleyebildiğini aktardı. Klinik Psikolog Ahmet Yılmaz ise kumarın psikolojik döngüsünü özetleyerek heyecan ve risk algısının kayıpların göz ardı edilmesine yol açtığını söyledi.
Sonuç: Akademi ve toplum el ele
Sempozyum, modern çağın getirdiği bağımlılık formlarına karşı akademik iş birliği, bilimsel yaklaşımlar ve toplumsal farkındalık çağrısıyla sona erdi. Uzmanlar, erken müdahale, eğitimin güçlendirilmesi ve empatiye dayalı yaklaşımların önemini bir kez daha vurguladı.
İSTANBUL AREL ÜNİVERSİTESİ PSİKOLOJİ BÖLÜMÜ BAŞKANI DR. ÖĞR. ÜYESİ MUZAFFER ŞAHİN